Kızılay'daki toplu izleme Yargıtay'ı ürküttü

Türkiye'nin telekulak skandallarına 27 Ocak 2009 günü Ankara'nın ünlü Kızılay meydanında herkesin telefon görüşmelerinin izlenmesi eklendi.



Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker, Ankara Başsavcılığı’nın bir cinayet soruşturması nedeniyle Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne başvurup Kızılay civarındaki baz istasyonlarından 27 Ocak günü çeşitli saatlerde yapılan cep görüşmelerinin tespitinin istemesine, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) itirazına rağmen mahkemenin talebi kabul etmesine tepki gösterdi. Yargıtay içtihatlarına uygun yapılmayan dinlemelerin usulsüz olduğunu söyleyen Gerçeker, söz konusu kararı endişe verici olarak nitelendirdi.
Gerçeker ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin, dün Hürriyet’te yer alan ‘Kızılay üç saat çıplak’ haberine ilişkin soruları yanıtladı. Habere göre Ankara’nın merkezinde 27 Ocak 2009 günü üç ayrı bölgede binlerce abonenin üç saat boyunca kimlerle görüştüğünün bilgileri (ses kayıtları değil) mahkeme kararıyla savcılığa bildirildi. TİB’in ‘CMK’ya göre kararda izlenecek kişinin ismi ve telefon numarası yer almalı’ itirazı ise üst mahkeme tarafından gerekçesiz reddedildi. Yargıtay Başkanı, söz konusu kararı, “Yargıtay’ın kararları ortada, dinlemenin ne şekilde yapılacağı ortada. Ona göre yapılmamışsa bir usulsüzlük, usule aykırılık var demektir” sözleriyle değerlendirdi. Gerçeker, şöyle konuştu:
“Kararın ayrıntısını bilmiyorum. İşin esasını bilmeden bir şey söylemek çok zor. Yasa ortada, Yargıtay’ın verdiği karar ortada, yargının zaten kendi içinde denetim mekanizmaları var. Yanlış yapılan bir şey varsa, mutlaka kendi sistemi içinde değerlendirir. Biz genel dinlemenin olamayacağını hep söylüyoruz.”
Kızılay’daki dinlemelere Yargıtay üyelerinin de takılmış olabileceğinin belirtilmesi üzerine ise Gerçeker, bazı özel görevlerde olan insanların soruşturmalarının özel birtakım kurallara bağlı olduğunu söyledi. Gerçeker, mahkemenin istediği görüşme bilgileri arasında söz konusu baz istasyonlarını o saatlerde tesadüfen kullanmış olabilecek Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, bakanlar, Yargıtay üyeleri ile milletvekillerinin de iletişim bilgilerinin yer alabileceği ihtimali hatırlatılıp, “Endişe duyuyor musunuz?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Yanlış yapılan bir işlemden dolayı herkes bir endişe duyar, çünkü herkes ondan bir zarar görecektir. Sonuç itibarıyla yanlış yapılmaması gerekiyor. Her şeyin kurallara uygun olması gerek. Elbette ki bazı konumda olan insanların yapılacak soruşturmaları kurallara bağlanmıştır. Bunun da hiçbir zaman delinmemesi lazım. Bunu herkesin kabul etmesi lazım. Bu kurallar insanların yaptığı görevin önemine, sorumluluğun büyüklüğüne göre konulmuş. Yoksa sorumsuzluk anlamında değil. Soruşturma şekli teminata bağlanmıştır.”

Başsavcı: Toplu değil
Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Boyrazoğlu ise akşam saatlerinde bir yazılı açıklamayla kararı savundu. Boyrazoğlu, olaya seyir halinde bir taksinin karıştığı bilgisi üzerine bu yönteme başvurulduğunu anlatarak, şunları kaydetti: “Şüpheli veya şüphelilerin tespiti amacıyla, dosyada bulunan tanıkların beyanları doğrultusunda, sadece ticari taksiye binilen yer, olayın meydana geldiği yer ve gidileceğinin beyan edildiği yerde, sırasıyla 19.00-20.00, 20.00-21.00 ve 20.30-21.30 saatleri arasında baz istasyonlarından yapılan telefon trafiğine ait arayan-aranılan numara, tarih ve saat bilgilerini içeren HTS raporu adı verilen görüşme raporunun çıkarılmasına karar verildiği, başkaca bir dinleme veya toplu dinleme gibi bir talepte bulunulmadığı ve bu yönde kararın bulunmadığı...” (Radikal)