'Kök'te bilimin acelesi var

Sağlık Bakanlığı'nın bir genelge yayımlayarak 'embriyonik kök hücre' ile ilgili çalışmaları askıya alması, bilim dünyasında tartışılıyor.

İSTANBUL - Sağlık Bakanlığı'nın bir genelge yayımlayarak 'embriyonik kök hücre' ile ilgili çalışmaları askıya alması, bilim dünyasında tartışılıyor. Tıp fakültesi dekanları ve öğretim üyeleri bu konuyla ilgili çalışmaların denetlenmesi gerektiğini ancak yasaklanmaması görüşünde. Öğretim üyelerine göre acilen üniversitelere de danışılarak bir yönetmelik çıkarılmalı.
'Bakanlık yasağı ile olmaz'
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof Dr. Mustafa Melikoğlu: Bakanlığın tavrını plansız programsız yapılan bir iş olarak değerlendiriyoruz. Bilimin bakanlık kanalıyla yasaklanmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Bakanlık tabii ki denetleme görevini yapacak. Bununla ilgili yönetmelik ya da yönerge de hazırlanması lazım. Ancak dünya çapında yapılan araştırmalar var. Çok kısa süre içinde yönetmelik yapılmalı. Bilim üretimi, bu karardan sonra tabii ki aksayacak. Biz bu kararın bilimsel bir konsensüs oluşturularak alınması ve konunun bir düzene sokulmasını isterdik.
'Dünya da kaygılı'
Karadeniz Teknik Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Süleyman Baykal: Bu konu tartışmaya açık. Biz de çeşitli endişelerimiz nedeniyle üniversitemizde bazı çalışmaları yapmıyoruz. Sağlık Bakanlığı haklı olabilir. Dünyada da kaygılar var. Bu karar embriyonik kök hücre çalışmalarını sekteye uğratmaz. Belki yasal bir alt yapı oluşmasını da sağlar.
'Açık kapı bırakılmalıydı'
Marmara Üniversitesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ayşe
Özer: Alınan karar çok doğru değil. Yapılan bazı olumlu şeyler vardı. Bu konuda yapılan en doğru karar, TÜBA tarafından hazırlanan raporla sunulmuştu. Raporla Türkiye'de belki ilk defa böyle bir şey, başından başlanarak kurumsallaşmaya ve kontrol altında gitmeye çalıştı. Çalışmaların kontrollü olmasında son derece fayda var ama bu kadar keskin bir bıçakla kesilmesi de doğru değil diye düşünüyorum. TÜBA'nın bu işi kontrol altında tutmasında yarar var. Dünyada da bu konuda kuşkular var. Türkiye'de hiçbir şeyin kontrolü yok. Her şey çok acımasızca yapılıyor bazen. Ama biraz daha açık kapı bırakılabilirdi.
Ege Üniversitesi Histoloji ve Embriyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Utku Ateş: Bir denetim ortamı olması mutlaka şart. Ama bunun çalışmaları sekteye uğratmamak açısından çok kısa sürede ve iyi organize edilmiş olarak çıkmasında yarar var. Bizim üniversitemizde de bir grup var bu konuda çalışma yapmak isteyen. Bu konuyla igilenen, bu konuya hayatlarını adamış insanlar var. Onlar tarafından görevlendirme ile bu işin yapılması çok daha uygun olurdu. Bilimsel kurul oluşturulmalıydı. Böylece herkes tarafından kabul görür ve ilgili yönetmelik çıktığında geri çevrilmesi söz konusu olmazdı.
'Organ nakli bu kadar zorken...'
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji ve Hipertansiyon Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yahya Sağlıker: Kök hücre çalışmaları sürmeli. Mevcut imkânlarla kronik böbrek hastalarına organ nakli yaparak yaşatmaya çalışıyoruz. Ancak nakil için organ bulmak çok zor, nakletmek ise çok pahalı. Oysa kök hücre ile gelecekte böbrek kendi kendini yenileyecek, organ nakli yapılmasına da gerek kalmayacak.
'Tedaviler sekteye uğramasın'
Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atilla Tanyeli: Kök hücre ve kordon kanının nakli yöntemiyle lösemi ve anemi gibi birtakım kan hastalıklarının tedavisini yapıyoruz. Ama bu yöntem bakanlıkça yasaklandığı takdirde, ölümün pençesinde kıvranan insanlar Azrail'e teslim edilmiş olur. (Radikal, dha)