Kol kırıldı, yen içinde kaldı

Kol kırıldı, yen içinde kaldı
Kol kırıldı, yen içinde kaldı
Hakkari'de kolu bükülen çocuk davasında 'takipsizlik' kararı çıktı

 

MESUT HASAN BENLİ

 

ANKARA - Nevruz gösterileri sırasında polisler tarafından bükülen kolunda ödem oluşan 15 yaşındaki C.E’nin ‘işkence ve kötü muamele’ gördüğü iddiasıyla, Emniyet, askeri personel ve cezaevi görevlileri hakkında yaptığı suç duyuruları takipsizlikle sonuçlandı.
Türkiye C.E.’yi 2008 yılındaki Hakkâri’de yapılan Nevruz kutlamaları sırasında polisler tarafından kameralar önünde kolu bükülen çocuk olarak tanıdı. C.E tutuklandı, hakkında ‘Atatürk heykelini kırmak, örgüt üyesi olmak PKK’ya bilerek ve isteyerek yardım etmek’ten 30 yıl hapis cezası istemiyle dava açıldı. Olayların basına yansımasından C.E avukatı Fahri Timur aracılığıyla, kendisini gözaltına alırken kolunu büken emniyet görevlileri hakkında ‘işkence ve kötü muamele’ iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Savcılık 17 Mart 2008 günü görevliler hakkında soruşturma açılmasına gerek görmeyerek takipsizlik kararı verdi. Avukat Timur karara itiraz etti. Ancak mahkeme savcılık kararının yerinde olduğuna karar verdi. C.E cezaevinde bulunduğu sırada cezaevinde karşılaştıkları işkence ve kötü muamele nedeniyle Cezaevi Müdürü, doktoru ve görevli askeri personel hakkında da suç duyurusunda bulundu. Ancak hem savcılık hem yerel mahkeme bu iddiaları da soyut bularak soruşturma kararı vermedi.

 


Bakanlık ‘Soruşturun’ dedi

 

Avukat Timur, cezaevi müdürü, doktoru ve askeri personeli hakkında soruşturma başlatılması için aynı zamanda Adalet Bakanlığı’na başvuruda bulundu. Adalet Bakanlığı’nın istemi üzerine Hakkâri Başsavcılığı soruşturma başlattı ancak 27 Ağustos 2009 günü bir kez daha takipsizlik kararı çıktı.
Avukat Timur, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) üyesi doktorların yaptığı muayene sonucunda C.E’nin kolunda ödem oluştuğunun tespit edildiğini söyledi. Savcılık ve mahkemenin bağımsız doktorlar tarafından verilen raporları dikkate almadığını belirten Timur, “Anladık ki sırf devlet memuru olan doktorların düzenlediği raporlar muteber sayılmakta, TİHV gibi tarafsız kuruluşların raporları nazara alınmamaktadır” dedi.