Kontenjan çok, atama yok

Kontenjan çok, atama yok
Kontenjan çok, atama yok
300 bin aday öğretmen olarak atanmak için beklerken son iki yılda eğitim fakültelerinin kontenjanı yüzde 50 arttı. Prof. Dr. Eşme nicelik artarken niteliğin düştüğünü anlatıyor



UMAY AKTAŞ SALMAN


İSTANBUL- Son iki yılda eğitim fakültelerinin kontenjanları yüzde 50 oranında arttı, yedi yeni eğitim fakültesi açıldı, her yıl 40 bin kişi mezun oluyor. Atanabilen ise sınırlı, 300 bin aday atama bekliyor. Eğitim fakültelerinin niceliği artıyor ama niteliği değişmiyor. Öğretim görevlisi başına düşen öğrenci sayısı bazı branşlarda 120’yi buluyor. Eğitim fakültelerinin durumu böyleyken fen edebiyat, ilahiyat ve iletişim fakülteleri öğrencilerine de pedagojik formasyon ile öğretmenlik yolu açıldı.
Eğitim fakültesi kontenjanları 2007’de 33 bin iken 2008’de 45 bine, 2009’da da 50 bine çıktı. Milli Eğitim Bakanlığı 6 bin zihinsel engelliler öğretmeni ihtiyacını kapatmak için yaklaşık 3 bin kişiye 160 saatlik zihinsel engelliler kursu vererek öğretmenlik yapmasını sağlayacak. 500 zihinsel engelli öğretmeni ise KPSS ’yi geçemediği için atanamıyor. Eski YÖK Başkan Vekili ve Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsa Eşme ile eğitim fakültelerinin sorunlarını konuştuk:
Eğitim fakültelerinde kalite düşük: Eğitim fakültelerinin en önemli üç temel sorunu, kaynak, fiziki altyapı ve nitelik olarak özetlenebilir. 2007 rakamlarına göre bu fakültelerde okuyan öğrenci başına yapılan harcama, 1100 TL civarında idi. Bu rakam, üniversite ortalamasının üçte biri kadar ve ortaöğretimde öğrenci başına yapılan harcamanın da altında. Eğitim-öğretim altyapısı ve öğretim üyesi başına düşen öğrenci sayısının yüksek oluşu nedeniyle, nitelikte büyük sorun yaşanıyor.
İstihdam politikası yok: YÖK’te görev yaptığım dönemde 2006’da eğitim fakülteleri kontenjanlarını yüzde 25 oranında azaltmıştık. O dönemde yeni eğitim fakültesi açılışına da izin verilmemişti. Ayrıca en az üç öğretim üyesi olmayan programlara öğrenci alınmayacağı yönünde karar alarak, öğretim üyesi artışı için yaptırım getirilmişti. Bu çabalarla dikkate değer bir iyileştirme sürecine girilmişti. Son iki yılda, öğretmen eğitiminde maalesef bazı geri adımlar atıldı. Öğretim üyesi ve fiziki altyapı yetersizliği dikkate alınmadan kontenjanlar 35 binlerden 50 binlere kadar çıkarıldı. Ancak ziraat fakültelerinde öğretim üyesi başına 13 öğrenci, ilahiyat fakültelerinde dokuz öğrenci düşerken eğitim fakültelerinde 64 öğrenci düştüğü gerçeği göz ardı ediliyor.
30 bin başvurdu 4 bin atandı: 300 binin üzerindeki aday atama bekliyor. Atanma oranları en yüksek olan öğretmenlik dalları, din kültürü, özel eğitim, rehberlik, bilgisayar ve sınıf öğretmenliği programları. En düşük olanlar ise, fizik, kimya, biyoloji, tarih gibi, ortaöğretim branş öğretmenliği dalları. Din kültürü hariç, hemen her alanda, atanma oranları her yıl biraz daha düşüyor.
Fen edebiyat mezunlarının şansı çok düşük: Fen edebiyat çıkışlıların öğretmen olma şanslarının olup olmadığı sorgulanmalıdır. Örneğin fen edebiyat fakültelerinin fizik bölümü kontenjanlarının 7 bin civarında olduğu, buna karşılık bir yılda atanan fizik öğretmeni sayısının 100’ü geçmediği göz önünde tutulursa bu şansın ne kadar düşük olduğu görülebilir. İlahiyat ve iletişim fakültelerine bu hakkın verilmesi ise, öğretmen eğitiminin iyice sulandırılması anlamına geliyor.
Sertifika ile zihinsel engelli öğretmeni olunmaz: Bakanlığın zihinsel engelliler öğretmen açığını karşılamak için kurs düzenlemesi hukukla çelişmektedir. ‘Zihinsel engelliler öğretmenliği’ gibi uzmanlık alanı 160 saatlik sertifika programı ile kazandırılamaz. Bence perde arkasındaki neden kendilerine yakın olanlara iş alanı yaratmak.
Meslek öğretmeni nereden yetişecek?: Yeni yasayla kız meslek ve ticaret meslek liselerine öğretmen yetiştiren tüm fakülteler de kapatıldı. Kararla, meslek liselerine öğretmen yetiştirmedeki 70-75 yıllık deneyim yok edildi.








    ETİKETLER:

    KPSS