'Koruma'nın öncüsü kent

'Ve düşen damlalar gibi akıp geçen zaman, alıp götürdü birçok şeyi Safranbolu'dan...'
Haber: İBRAHİM GÜNEL / Arşivi

KARABÜK - 'Ve düşen damlalar gibi akıp geçen zaman, alıp götürdü birçok şeyi Safranbolu'dan...'
Bu şiirsel anlatımla başlayan ve 1976'da çekilen 'Safranbolu'da Zaman' adlı belgesel, kenti Türkiye'ye tanıtır. 1976'ya kadar akıp geçen zaman, birçok şeyi götürür Safranbolu'dan. Ancak daha sonraki yıllar, kentten hiçbir şey koparamaz.
Tarihi MÖ 2000'lere, yani Hititlere kadar uzanan kentte, 1975'e gelindiğinde, ülkede henüz kimsenin aklına bile gelmeyen 'koruma' kavramı ortaya çıkar. Dönemin Safranbolu Belediye Başkanı Kızıltan Ulukavak, o günleri şöyle anlatıyor:
"O yıllarda, 'çevre korumacılığı' denince yalnızca doğal güzellikler akla geliyordu. Tarihsel değerlerin korunmasına yönelik yaklaşımlar ise henüz bilinmiyordu bile. Kentsel sit alanları kavramı da yoktu.
1970'lerin başına kadar 'kendini koruyan kent' diye bilinen Safranbolu, artık korunması gereken kent konumuna dönüşüyordu. Safranbolu'da, 1970'lere gelene kadar ataerkil aile düzeninin gereği herkesin bir arada oturduğu tarihi evler, ata yadigârı olarak özenle korunmuştu. 'Baba ocağını söndürmemek' geleneğine hep saygılı olunmuş, yeni evliliklerde yeni konutlara gereksinim duyulmamıştı."
'Asri pencere'yle gelen yıkım
Ancak, sosyal etkileşimler ve ekonomik koşullardaki değişim, 1960'lı yıllardan itibaren Safranbolu'da ataerkil düzeni ortadan kaldırıyordu. O dönemde, her biri iki ya da üç katlı, altı-sekiz odalı evlerin bakımından, temizliğinden usanan halk, odaları 'asri pencere' denilen geniş tek pencereli, çatıları Marsilya kiremitli kâgir evlerde oturmaya başlar. Ayrıca, çok katlı apartmanlarda oturmanın farklı bir sosyal statü kazandıracağı inancı yaygınlaşır. Kentin merkezindeki tarihi evler satılıp, betonarme yeni konut sahibi olunur.
Satılan evlerin alıcısı da hazırdır. Anadolu'nun dört bir yanından gelip Karabük Demir Çelik İşletmeleri'nde işe girenler bu evlerden alır. Tarihi merkezdeki evlerin yüzde 90'ı bu şekilde el değiştirir.
Yeni sahipleri, birer tarih ve kültür hazinesi olan evleri kendi gelenek ve göreneklerine göre, çatısından duvarına, kapısından penceresine kadar değiştirir. Dışarıdan merdiven yaparak kendi oturmadıkları kesimleri kiraya verirler.
Mücadele başlıyor
Tarihi kentin genel görünümünü bozan, mimarlık dokusunu yozlaştıran bu uygulamalara Ulukavak'ın önerisi üzerine, Safranbolu Belediye Meclisi 12 Haziran 1975'te aldığı bir kararla, 'dur' der. Çarpık kentleşmeye karşı, imar yönetmeliğine korumaya yönelik ek maddeler koyarak engel olunmaya çalışılır.
1975, kent için dönüm noktasıdır. Çünkü o yıl, 'Avrupa Mimari Miras Yılı'dır. Etkinliğin Türkiye'deki düzenleyicisi İTÜ Mimarlık Fakültesi, o yılın eylül başında belediyeyle birlikte Safranbolu'da bir dizi etkinlik için görüş birliğine varılır.
'Safranbolu Mimarlık Değerleri ve Folkloru Haftası' adlı etkinlik için, bilim, sanat, tarih, kültür ve mimarlıktan 200 konuk ağırlanır. Prof. Dr. Doğan Kuban ve Prof. Dr. Metin Sözen, Safranbolululara, korumanın ne olduğunu, Safranbolu'nun neden korunması gerektiğini, evlerin değerini ve kentin önemini anlatır.
Kültür haftaları 1976 ve 1977'de yinelenir. Televizyonda ve basında, Safranbolu'yla ilgili haberlere artık sık rastlanmaya başlanır. Dönemin yasal yetkili organı Gayrımenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu da, 1976'da Safranbolu için 'kentsel sit' kararı alır. Kentin imar planı, yeni yapılaşmaları tarihi merkezin dışında bırakacak şekilde değiştirilir. Türkiye'de koruma amaçlı imar planı, ilk kez Safranbolu için düşünülür ve yapımını İTÜ Mimarlık Fakültesi üstlenir.
Halktan büyük destek
1980'li yıllarda korumacılık zaman zaman kesintiye uğrasa da dünyada gelişmeye başlayan kültür ve tarih turizmi 1990'larda Safranbolu'yu etkiler. İlk başlarda halkın kendi evlerini açarak konuk ettiği kent, bugün yılda 200 bin kişiyi ağırlamaktadır. Kent, her türlü olumsuzluklara karşın korumacılığı ön planda tutar. Bunun ödülünü de 1994 yılında kazanır. ÇEKÜL Vakfı Başkanı Prof. Dr. Sözen'in 'Korumanın Başkenti' diye tanımladığı Safranbolu, UNESCO'nun 'Dünya Tarihi ve Kültür Mirası Listesi'ne alınır.
Geçmişe sahip çıkıyorlar
İşte, 29 yıl önce Safranbolu'da başlatılan koruma ve tarihi kentlere sahip çıkma anlayışı, 2000'de ÇEKÜL Vakfı'nın birikimleriyle kurulan Tarihi Kentler Birliği'yle tüm Anadolu'ya yayılıyor.
Birliğin üyesi 123 belediye, Safranbolu örneğinde olduğu gibi, yazgılarını değiştiriyor. Bugüne kadar Türkiye'de rant ve yağmacılığın nedeni olarak gösterilen belediyeler, artık geçmişlerine sahip çıkarak, tarihi dokularını ayağa kaldırıyor.