Kot taşlayan 60 genç ölümle pençeleşiyor

Kot taşlayan 60 genç ölümle pençeleşiyor
Kot taşlayan 60 genç ölümle pençeleşiyor

Köylerine dönen silikozis hastası gençler nefes darlığı çekiyor, saçları dökülüyor, koşamıyor.

İstanbul'da kot taşlama atölyesinde çalıştıkları dönemde silikozis hastalığına yakalanan Diyarbakırlı 60 gencin hayatı altüst oldu


DİYARBAKIR - Diyarbakır’ın Kocaköy ilçesinde 60’ı aşkın genç, İstanbul’da kot taşlama atölyelerinde çalışırken yakalandıkları silikozis hastalığıyla mücadele ediyor.
Kocaköy’e bağlı Ambar, Özekli ve Vural köylerindeki 60’tan fazla genç, ailelerinin geçimini sağlamak amacıyla umutla gittikleri İstanbul’da çalışmaya başladı. Gençler, 2000-2005 yıllarında denetimsiz kot taşlama atölyelerinde kum püskürtme yöntemiyle kot taşlama ve ağartma işinde çalışmaları sonucu silikozis hastalığına (çöl akciğeri hastalığı) yakalandı.
Hastalandıklarından habersiz çalışmaya devam eden gençleri, daha önce çalışan ve hastalığa yakalanan arkadaşları uyardı. Tahlil yaptıran ve tedavisi mümkün olmayan silikozis hastalığına yakalandıklarını öğrenen gençler, köylerine geri döndü. Ambar köyünde kimi evli ve çocuklu, akraba olan yaklaşık 20 genç, hiçbir şey yapamamanın ezikliğiyle hastalıkla mücadele etmeye çalışıyor.
Ambar’da yaşayan Mehmet Tektaş (24), köydeki diğer akraba gençlerin kendisine haber vermesiyle İstanbul’a giderek 2001 yılında başladığı kot taşlama işini yaklaşık 5 yıl boyunca sürdürdüğünü, kardeşleri Alican (22) ve Ramazan Tektaş (28) ile zararlı olduğunu bilmedikleri bodrum katında havasız atölyelerde çalıştıklarını söyledi.
Toz içerisinde çalıştıkları için zaman zaman hastalandıklarını ifade eden Tektaş, şöyle konuştu:  "İş yeri sahibi beni hastaneye götürüyordu ve bana ’Sakın nerede çalıştığını söyleme’ diyordu. Ben nereden bileyim atölyede çalışmak zararlıdır. Yaklaşık 5 yıl çalıştım. Sonra Bingöllü arkadaşlarımız bize ’Sakın çalışmayın. Hastalığınız ilerlemeden hastaneye gidin’ dedi. Biz de diğer arkadaşlara haber verdik ve hastaneye başvurduk. Sonuçları öğrendik. Hastalığımızın tedavisi olmadığını öğrendik. Artık umudumu bitkilerde arıyorum. 3 kardeş aynı hastalığa yakalandık. Hastalandıktan sonra çok zayıfladım, artık hiçbir şey yapamıyorum. Saç dökülmesi, nefes darlığı oldu. Bu genç yaşımda koşamıyor, ağır yük kaldıramıyorum, soğuk ortamda duramıyorum."
Baba Abdurrahman Tektaş da çalışmaları için İstanbul’a gönderdiği 3 oğlunun hasta olarak geri döndüğünü, özellikle 2 oğlunun durumunun kötü olduğunu belirterek yardım istedi.
Ömer Tektaş (25) da kardeşi Mehmet Tektaş ile aynı hastalığa yakalandıklarını, hastalıklarını Ankara Meslek Hastalıkları Hastanesinden aldıkları raporla da belgelediklerini bildirdi. Kardeşiyle 10 kişilik ailelerine bakmak zorunda olduklarını ancak doktorların çalışmaya yasakladığını kaydeden Tektaş, köyde aynı durumda olan 20 kişi bulunduğunu, çevre köylerle birlikte bu sayının 60 olduğunu belirtti.
Hastalık nedeniyle göğüs ve baş ağrısı çektiğini, iştahsızlık nedeniyle çok zayıfladığını, sağlığı konusunda ciddi endişeleri bulunduğunu söyleyen Tektaş, tedavi konusunda yardım beklediklerini bildirdi.
Aynı hastalık nedeniyle Bingöllü birkaç arkadaşlarının öldüğünü kaydeden Tektaş, "O yüzden psikolojik olarak çöktük. Bir iş yapamıyoruz. Ekonomik endişemiz var. Çalışmadan nasıl durabiliriz. Hepimiz genciz. Büyük hayallerle gittiğimiz İstanbul’dan hasta olarak döndük. Hayal diye bir şey kalmadı. Ben ve kardeşim yaşlı babamın eline bakıyoruz" diye konuştu. 27 yaşındaki Ramazan Uruç ise birkaç kuruş kazanabilmek için İstanbul’a gittiklerini söyledi.
Kapalı yerlerde 12 saat güneş görmeden çalıştıkları iş yerlerine diğer arkadaşlarını da çalışmaları için çağırdıklarını kaydeden Uruç, "Sonra hasta olduğumuzu öğrendik. Ancak tedavisi yok. Nefesimiz daralıyor. Hepimiz köyde oturmuş birbirimize bakıyoruz. Herkes ne yapacağını şaşırmış" dedi.


"HAYATIMIZ ALTÜST OLDU"


3 çocuk babası Hüseyin Tektaş (24) da çalıştıkları ortamda nefes almanın mümkün olmadığını, aynı yerde uyuduklarını, sigorta ve sağlık güvencesi olmaksızın çalıştıkları atölyede amansız hastalığa yakalandıklarını bildirdi.
Hastalık nedeniyle hayatlarının altüst olduğunu söyleyen Tektaş, tedavisi mümkün olmayan hastalık nedeniyle ailelerinin de psikolojisinin bozulduğunu ifade etti.(aa)