Köyde ve çocukların okulunda yas var: Pırlantalarımızı kaybettik

Köyde ve çocukların okulunda yas var: Pırlantalarımızı kaybettik
Köyde ve çocukların okulunda yas var: Pırlantalarımızı kaybettik
Hilal, Furkan, Nesrin, İlkan... Okulda sıraları boş, arkadaşları üzüntüden teneffüse bile çıkmıyor. Köy de sessiz. Kahvedekiler, 'Kavgalıydılar ama buraya varacağını tahmin edemedik' diyor


OLCAY CAN KAPLAN
Çatalca’da önceki gün bir aile katliamına sahne olan Hallaçlı Köyü, şok içinde... Öldürülen dört kardeşin okulundan neşeli çocuk sesleri gelmiyor. Köyün sokaklarına altı ölümün ağırlığı çökmüş.
Çatalca’ya bağlı Hallaçlı Köyü, tarihinin belki ilk cinayetini değil ama ilk vahşetini önceki pazar günü yaşadı. 31 yaşındaki Necdet Ergün, sevgilisiyle ayrılmasına yol açtığını düşündüğü 44 yaşındaki ağabeyi İsmet’i köy meydanında silahla ateş ederek öldürdü. Ardından camını kırarak girdiği ağabeyinin evinde 34 yaşındaki yengesi İlknur’u, sonra da aynı odada uyuyan yeğenleri 14 yaşındaki Hilal’i, 13 yaşındaki Nesrin’i ve 11 yaşındaki İlkan’ı uyudukları kanepelerde vurdu.
Katil amca, üç çocuğu öldürdükten sonra, korkup kapı arkasına saklanan dokuz yaşındaki yeğeni Furkan’ı önce silahla vurdu, ardından boğazını kesti.
Bu cinayetin arkasında yılların küslüğü vardı. Köylüler vahşetin üzüntüsüne boğulmuş durumda. Ağız birliği etmişçesine, “Kavgalıydılar ama bu aşamaya geleceğini tahmin edemedik” diyorlar. 75 yaşındaki Mehmet Taşkın aileyi çok yakından tanıyor:
“Bu olay bizi yasa boğdu. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Necdet kendi halinde, sessiz biriydi. Kahvede oturur, oyun oynardık. Ağabeyi 15 yıllık evliydi. Yazık oldu.”
Kahvedekiler kardeşi tarafından öldürülen İsmet’in yaptığı çardağı göstererek, “Mesleğinde çok iyi çocuktu” diyorlar. 23 yaşındaki Abdullah Pekin’se üzüntüsünü “Öleceğim aklıma gelirdi Necdet ağabeyin böyle bir şey yapacağı gelmezdi” diye ifade ediyor. Hallaçlı İlköğretim Okulu’nda da yas havası var. Okul Müdürü Taşbey Oruç üzgün:
“Kaybettiğimiz öğrencilerimiz pırlanta gibiydi. Pırlantalarımızı kaybettik. Hilal bizim gözbebeğimizdi. Çatalca’da, kitap okuma yarışmasında üçüncü oldu. Seviye Belirleme Sınavı’nda okulun en iyilerinden biriydi. Anadolu Lisesi’ne gitmek istiyordu. Öğrenci arkadaşları perişan. Düşünün 10 kişilik bir sınıftalar. Kardeş gibi olmuşlardı.”
Bir oğul toprağa, diğeri hapse
Köyde sessizlik hâkim. Kimse konuşmak istemiyor. Ailenin evinde kapıya kilit vurulmuş. Bir oğlunu toprağa veren, diğer oğlu hapse giren babaanne, bir komşuda kalıyor. Okuldan da çocukların neşeli çığlıkları yükselmiyor. Normalde bahçede sürekli öğrenci olduğunu belirten öğretmenler, çocukların ruh halini “Bugün yerlerinden kıpırdayamıyorlar” diye anlatıyor.