Kürdistan parkalı hacılar...

Kürdistan parkalı hacılar...
Kürdistan parkalı hacılar...
3 milyon insan Ha için Mekke'de. Her ırk ve mezhepten insan var ama "kimlik"ler öne çıkmıyor.B urada herkes müslüman ve herkesin adı "Hacı". Kabe'de küçük bir grup dikkat çekiyor. Irak'tan gelmişler.Üzerinde "Kürdistan" yazılı parka ile ibadet ediyorlar..
Haber: ÖMER ŞAHİN / Arşivi

MEKKE - Dünyanın en büyük ve en renkli topluluğu. Afrika’dan Amerika’ya her kıtadan rengarenk insan Hac ibadeti için Mekke’de. İçlerinde 100 yaşına merdiven dayamışı da var, henüz 20 günlük olan bebekte. Tek bacağı,koltuk değneğiyle tavaf yapanı,tekerlekli sandalyesiyle yaptırılanı birarada. Hava sıcaklığı 40 derece, mahşeri bir kalabalık var ama kimse halinden şikayetçi değil. Orada herkes “eşit” ve hepsinin adı aynı:”Hacı”

Kabe'nin çocukları


Kabe,bir barış kongresi gibi. Birlikte dua eden,gözyaşı döken,omuz omuza yürüyen insanlar burada. Suriye ’deki iç savaş, Irak’taki parçalanmışlık,Mısır’daki kargaşa,Afrika’daki kabile savaşları olmuyor sanırsınız. Savaşın,kavganın tarafları burada aynı safta.


Müslümanlardan başka kimsenin giremediği tek yerdir Mekke. İslamdan başka din yoktur ama her milletten insan vardır.Etnisite ve mezhep farklılığının sorun oluşturmadığı tek yer Mekke’dir.O yüzden Etnik,mezhep temelli kavgaya rastlamazsınız. Bazı ritüeller farklı olsa da aynı hedefe kilitlenen insanların varlığı barış kongresine çevirir burayı.


“KÜRDİSTAN” PARKALI HACI


Kabe’yi tavaf etmek 7 kez etrafında dönmekle oluyor. O dönüşü yaparken o kadar çok şey gözlemlersiniz ki...Aynı gün görebileceğiniz bazı sahneler: kıyafetinin üzerine “Kürdistan” yazılı parka giymiş 3 Irak’lı önünüzde dua edip,arada Kürtçe konuşarak yürüyor. Biraz da tek bacağıyla turu tamamlamaya çalışan bir Afrika’lı... Babasının kucağında 20 günlük bir bebek ya da Dedesinin omzunda 5 yaşında bir çocuk...Tekerlekli sandalyadeki eşini taşıyan bir başka dünya insanı...



CEVABI BİLİNMEYEN SORU: MİLYONLAR NASIL TER KOKMUYOR?


Kabe’nin dışı kimi zaman açık hava oteli gibidir. Yerlerde yatan onbinlerce insan.Kimisi uykusunu gideriyor kimisi de uyku ihtiyacını yerde gideriyor.Mekke sokakları ve Hira,Sevr mağarası gibi kutsal bilinen mekanlar çöp ve atıklarla dolu.Hijyen kaygısı olmayan özellikle Afrika’dan yüzbinlerce insanın geldiği de biliniyor.Bütün bunlara rağmen salgın hastalık olmuyor. En büyük şikayet gribal enfeksiyon. Bir de cevabını bulamadığımız bir soru: Camilerde çorap kokusundan geçilmezken milyonlarca insanın birarada olduğu Kabe’nin içi böylesine ferah? İğne atsan yere düşmeyecek,çoğu insanın sırılsıklam olduğu bir yer nasıl ter kokmuyor?