'Kürt hareketinde kadın zayıf bir bileşen değildir'

'Kürt hareketinde kadın zayıf bir bileşen değildir'
'Kürt hareketinde kadın zayıf bir bileşen değildir'

Handan Çağlayan, fail kim olursa olsun, kadınların hedef seçilmesinin özel anlamı olduğu görüşünde.

Kürt siyasal hareketinde kadın öznesi üzerine çalışan Handan Çağlayan, fail kim olursa olsun, üç 'kadın kurban'ın anlamını yorumladı.
Haber: PINAR ÖĞÜNÇ / Arşivi

Handan Çağlayan’ın ‘Kürt Hareketinde Kadınlar ve Kadın Kimliğinin Oluşumu’ altbaşlıklı, ‘Analar, Yoldaşlar, Tanrıçalar’ isimli kitabı 2007 yılında İletişim Yayınları tarafından basılmıştı. 1980 sonrası Kürt hareketiyle birlikte kadın kimliğinin dönüşümünü inceleyen Çağlayan’a, Paris suikastını sorduk. Hedefte üç politik Kürt kadının olması ne anlama geliyor?
Fidan Doğan ve Leyla Söylemez üzerine bilgilerin sınırlı oluşu, üçüncü kurban Sakine Cansız’ın bilakis çok iyi bilinen bir isim olmasıyla birleşince, konuşma Cansız üzerinden aktı. Ama özne kadındı. 

Sakine Cansız, Kürtler için nasıl bir figürdür? Neden önemlidir? 

Sakine Cansız, Kürt hareketine yakın kamuoyu tarafından iyi bilinen bir isim. Bunun kökeni de eskiye dayanır. Bilindiği gibi kendisi PKK ’nın kuruluş kongresinde yer alan iki kadından biri. Diğeri de Kesire Öcalan’dır. Başından beri hareketin içinde yer almış, kurucu kadrodan biridir. Uzun Diyarbakır Cezaevi tutukluluğu önemlidir. O dönem cezaevinde kalmış ya da cezaevi ziyaretlerine gidip gelmiş kadınlarla konuşulduğunda mutlaka onun adı geçer. Cezaevindeki direnişiyle anlatılır. Özellikle cezaevinde diğer kadınların ayakta kalabilmesinde etkisinden söz edilir. 12 Eylül sonrası Diyarbakır Cezaevi’nde yaşananlar bu aralar çok gündemde ama aslında kadınların neler yaşadığı tam da bilinmiyor. 

Kurucu ekipte kaç kadın vardı? Bir kadının bu hayli erkek dünya içindeki varoluşunu, mücadelesini siz nasıl görüyorsunuz? 

İki kadın olduğu söyleniyor. 1970’lerin sonundan söz ediyoruz. O dönem aslında Türkiye ’deki sol örgütlerin çoğunun kurucuları ya da merkez kadroları içinde benzer şekilde birkaç kadın var. Çoğu üniversite öğrencisi. Bu yönüyle çok özgün görünmeyebilir. Kürt hareketinin özgün yönü daha sonra hareketin toplumsal cinsiyet kompozisyonunu belirleyecek derece çok sayıda kadının katılmış olması. Köylerden, kasabalardan ya da kentlerde üniversite öğrencileri arasından kadınlar... ‘Dağa gitmek’ ya da ‘silahlı birimlerde yer almak’, çatışmalara katılmak gibi genel olarak eril kabul edilen şeyleri yapıyorlar ve aslında geri cephede falan değil, işin merkezinde yer alıyorlar. Sakine Cansız’ın kişisel deneyimini bilmiyorum ama benzer deneyimi yaşamış kadınların anlatımlarından yola çıkarak fikir yürütülebilir. Hiç de kolay bir süreç olmadığı söylenir hep. Mesela kadınların, böylesi bir dünyada başlangıçta ‘erkek gibi’ davranarak varoluş mücadelesi verdiği, ama daha sonra bu yaklaşımın bizzat kadınlar tarafından sorgulandığı, kadın olarak ‘güçlenmenin’ yeniden yorumlandığı, tanımlandığı anlatılır. ‘Kadın Kurtuluş ideolojisi’ gibi kavramlar ya da ‘kadın ordulaşması’ gibi oluşumlar bu tartışmaların ve o alanlarda kadınların farklı bir varoluş mücadelesi yürütmelerinin ürünü. Bu, ‘dağ’ ve bunun gibi alanlara ve genel olarak siyasal aktivizme yüklenen eril anlamın dönüşümünde etkili oluyor. Başından beri hareket içinde yer almış biri olarak Sakine Cansız da tüm bunları deneyimledi muhtemelen. Cansız’ın ayrıca kadın örgütlenmesinde etkili olduğu söylenir. Bir de yayımlanan kaynaklara bakıldığında parti tarihi içindeki çalkantılı, zorlu süreçlerde bağlılığını hep sürdürmüş biri olarak görülüyor. 

Bu suikast üzerine çarçabuk farklı teoriler üretildi. Her durumda ‘mesajın’ üç kadın üzerinden verilmesini siz nasıl yorumluyorsunuz? 

Kime ne mesaj verildiğine bakılmaksızın üç kadının bu şekilde katledilmesi kabul edilebilir bir durum değil. Kimlerin yaptığını bilmemiz mümkün değil ama kadınların hedef seçilmesinin özel bir anlamı olmalı. Yapılan ilk yorumlarda bunu yapanların zayıf yerden vurmaya çalıştıkları, bu nedenle kadınları seçtikleri gibi şeyler söyleniyordu. Doğrusu buna katılmak mümkün değil. Bir kere kadınların zayıf bir bileşen olduğu söylenemez. Aksine genel olarak Kürt hareketinin ve PKK’nın ayırt edici temel özelliklerinden birisi kadınların katılımı, temsili ve etkinlik düzeyleri. 

Peki sizin kişisel fikriniz nedir suikastla ilgili? 

Bir spekülasyon yapmak istemem. Sadece hareketin kadınların katılımı, temsili ve etkinlik düzeyi konusundaki özgünlüğü ve Sakine Cansız’ın hareket içindeki yeri göz önüne alındığında bu cinayetlerin PKK’ya, hatta belki de doğrudan Öcalan’a yönelik bir mesaj olarak değerlendirileceği düşünülebilir. Çünkü hareket içinde kadınlara ilişkin böylesi bir yaklaşımın gelişmesinde Öcalan’ın rolü belirleyici.