Kürt müziğinin 'sakin' sesiydi

Aram Tigran, isminin hem Kürtçe hem de Ermenicedeki anlamı gibi huzur, dinginlik, sakinlik taşıyordu sesinde. Herkesin çocukluğuna, ilk gençliğine ve bugününe sesinden bir iz düşürdü. En öfkeli anlarda bile bağışlayıcı olmanın sesiydi Aram



ABİDİN PARILTI

İSTANBUL - Aram, isminin mucizevi sakinliğini taşıyordu sesinde, stranlarında. Aram Kürtçe’de huzur, dinginlik, sakinlik demek. Ermenicede ise bir anlamı var mı bilmiyordum. Ermenice bilen bir arkadaşımı aradım, sordum, anlamı neredeyse Kürtçeyle aynıymış. Aram’ın müziği yıllardır süren bu karmaşanın, öfkenin, kinin üzerinde sakinleştirici bir güç olarak durdu. Kadim olanın kuntluğunu taşıdı sesinde. Herkesin çocukluğuna, ilk gençliğine ve bugününe sesinden bir iz düşürdü. En öfkeli anlarda bile bağışlayıcı olmanın sesiydi Aram.
Acıyı da öfkeyi de sakin ve dinginlikle anlatıyordu Aram. Yüzündeki keder stranlarında acıya dönüşse de sesini yükseltmiyor, fısıltıyla da insanlara ulaşabileceğini biliyordu. Kederli bir fısıltıydı aslında Aram.

Ailesi Kürtçe konuşuyordu
1934 yılında Suriye’de, Kamışlı’da doğdu. Babası ise Türkiyeliydi. Sason’da doğmuştu. Ermeni Tehciri sırasında onlara Kürt bir aile sahip çıkmıştı. O yüzdendir ki Aram’ın ailesi Ermenice değil de Kürtçe konuşuyordu. O yüzdendir ki Aram Kürtçe müzik yaptı. Daha yirmili yaşlara varmadan müziğe babasının diretmesiyle ud çalarak başladı. 1966 yılında Ermenistan’daki nüfus azaldığı için Ermenistan’a gitti. Orada müziğe daha da yoğunlaştı. Düğünlerde çalmaya başladı. Sonrasında bir düğünde cümbüşü keşfedince ud çalmaktan vazgeçip bütün ömrü boyunca sadece cümbüş çaldı. Adı cümbüşle özdeşleşti.
On sekiz yıl boyunca Erivan radyosunda çalıştı. O zamanlardan itibaren adeta müziğindeki renk gibi fısıltı yoluyla insanların arasında sesi dağıldı. Kendini göstermeden görünür oldu. Her yerde dinlenmeye başlandı. ‘Ey Dilberê’ herkesin dilindeydi. Aşık olan da söylüyordu bu şarkıyı, savaşan da...
Sonra yine göç yolları göründü ona. Sason, Kamışlı, Erivan derken bu defa Avrupa’ya geçti. Sanatına orada devam etti. Yıllardır sadece sesini duyduğumuz Aram bu defa bize gözle görünür oldu (Diyarbakır’a konsere geldiğinde de el üstünde tutulur olmuştu). Bize bir amca, bir baba, yakın bir akraba gibi göründü. Bizi anlayan, duyan, dermanını derdin içinde bulan bir akılmenddi aslında Aram.

Toprağına duyduğu özlem
Aram, ömrü boyunca başta Kürtçe olmak üzere Ermenice, Arapça şarkılar, stranlar söyledi. On iki tane albüm yaptı. Yeni albümünü Diyarbakır’da çıkarmak istiyordu. Albümleri Türkiye’de Aydın Müzik, Çağdaş Müzik, Avrupa’da ise Mir Müzik etiketiyle yayınlandı.
Kürt klasik şiirinden, özellikle Feqiyê Teyran’dan etkilendi, onun paha biçilmez şiirlerini besteledi. ‘Wêran Ezim Malêm Xirab’, ‘Ey Dilberê’ bunların başında gelir. Sonra yılların içinden geçtikçe Aram, müziğindeki yelpazeyi daha da açtı, aşk, gurbet, savaş, dostluk, geçmiş üzerine stranlar söyledi. ‘Te Ez Kal Kirim Bi Ciwanî’ (yaşlı kıldın beni, genç ömrümde) bu stranların en başarılılarından sadece bir tanesidir. Ermenice şarkılar söylemeye devam etti. Hep dostluğu savundu. Aram Mezopotamya kültürlerinin birleştirici unsuruydu aslında.
Bülbül kelimesini stranlarında çok kullandı. Onun hikayesini kendi hikayesine benzetti. Zira bülbül yuvasından ayrı düştüğü, vatanını, toprağını hep özlediği için durmadan şakır, Aram da öyleydi. Vatanına, toprağına, çocukluğuna duyduğu özlem onun sanatının ana damarı oldu.

Bizlerden alacaklı gitti
Aram geçen hafta Yunanistan’da vefat etti. 75 yaşındaydı. Hala umutluydu. Hala durmadan çalışıyordu. Yeni albümünü Diyarbakır’da yapmak istiyordu. Orada klip çekmek istiyordu. Ama o da bir çok Kürt sanatçısı gibi kendi topraklarından uzakta göç etti. Diyarbakır’da gömülmek isteniyordu. Son isteğiydi. Ama olmadı. Prosedürler bir insanın ölü bedenini gömülmek istendiği ülkeye getirmeye bile yetmiyordu (Peki buna yetmiyorsa neye yeterdi?). Bundan dolayı başka bir ülkeye gömülmeye karar verildi. Bu yazıyı yazarken onun Belçika’da, Brüksel’e götürüldüğü, oraya gömüleceği haberi geldi. Kusurumuza bakma büyük usta Aram Tigran, son isteğini yerine getiremeyecek kadar aciz kalmışız.
Aram Tigran verdiği söyleşilerde sık sık Kürtlere borcunu ödemeye çalıştığını söylerdi. Onun deyişiyle bu sayede Kürtlere borcunu ödüyordu. Ödedi mi peki? Bence Aram Tigran bizlerden alacaklı gitti.