Kürtçeye geçit yok

Başkan Mustafa Bumin, Anayasa Mahkemesi'nin 39. kuruluş yılı töreninde çarpıcı görüş ve öneriler dile getirdi:
  • Türkçeden başka kimi etnik gruplara ait dillerin anadil olarak okutulması Anayasa'da himaye göremez.
  • Siyasi partilerin şiddet ve terörü tahrik etmedikçe kapatılmaması gerekir. Bu kararlar Türkiye aleyhine.
  • Siyasi partiler, temel hak ve özgürlükleri sınırlayan Anayasa hükümlerini değiştirmek için anlaşmalı.
  • YAŞ ve HSYK kararlarına yargı yolu açılmalı. Cumhurbaşkanının yargıya üye seçme yetkisi sınırlanmalı.
  • Yüce Divan görevi Anayasa Mahkemesi'nde kalsın.
  • ANKARA - Anayasa Mahkemesi Başkanı Mustafa Bumin, "Türkçe'den başka kimi etnik gruplara ait dillerin eğitim kurumlarında anadil olarak okutulması, Anayasa karşısında himaye göremez" dedi. Bumin bu çıkışıyla, mahkemenin eski başkanı, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'le ters düştü.
    Anayasa Mahkemesi'nin 39. kuruluş yıldönümü dün kutlandı. Başbakan Bülent Ecevit, yardımcıları Mesut Yılmaz ve Devlet Bahçeli'nin katılmadığı, DYP lideri Tansu Çiller ve FP lideri Recai Kutan'ın hazır bulunduğu törende Bumin, şu mesajları verdi:
    'Türkçe'den başka dil olmaz'
    "Anayasa'da, Türkiye Cumhuriyeti'nin tek devlet olduğu, her türlü ayrılıkçı akımın yasaklandığı anlatılmaktadır. Bu yüzden Anayasa'nın 3. maddesinde resmi dilin Türkçe olduğu, 42. maddesinde ise Türkçeden başka hiçbir dilin eğitim ve öğretim kurumlarında Türk vatandaşlarına anadilleri olarak okutulamayacağı açıklanmıştır. Bu nedenle, Türkçeden başka kimi etnik gruplara ait dillerin eğitim kurumlarında anadil olarak okutulmasına ilişkin görüşler Anayasa karşısında himaye göremez.
    " Parti kapatmaya şiddet şartı
    "Türkiye'yi diğer ülkeler nezdinde en çok eleştiriye uğratan kararlardan bir bölümü, parti kapatma davalarıdır. Mahkememizce kapatılan TBKP, ÖZDEP ve Sosyalist Parti, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nden iptal kararları almışlardır. Siyasi Partiler Yasası'nın pek çok kuralı Anayasa'ya aykırı olduğu halde uygulanmak zorunda.
    AİHM'ye uyum sağlayabilmek için 'söylenen sözün veya yazılan yazının şiddet, silahlı mücadele, ayaklanma, düşmanlık ve nefreti açıkça teşvik ya da tahrik niteliğinde olması' ölçütü, Anayasa ve Siyasi Partiler Yasası'nda kapatma nedeni sayılmalıdır."
    'Bu Anayasa özgürlüğü kısıtlıyor'
    "Siyasi partilerin Anayasa değişikliği konusunda anlaşmaları, hürriyetçi demokrasinin geleceği açısından çok yararlı olacaktır. Çünkü mevcut Anayasa temel hak ve özgürlükleri sınırlamakta, bu hakların evrensel standartta kullanılmasını engellemektedir. Anayasa değişikliğine gidilmemesi, yürürlükteki Anayasa'nın kimi kurallarının ihmalinin hoşgörüyle karşılanması gibi tehlikeli sürece girilmesine zemin hazırlar."
    Askeri Şûra'ya yargı "Cumhurbaşkanının devletin başı sıfatıyla yaptıkları dışındaki tüm eylem ve işlemleriyle, Yüksek Askeri Şûra ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulu kararlarına yargı yolu açılmalıdır. Çünkü bu durum, hak arama özgürlüğünü engellemektedir. Cumhurbaşkanının yargıya üye seçme yetkisi sınırlanmalıdır."
    AİHM kararı uyarınca yeniden yargı
    "AİHM kararları üzerine Türkiye'deki yargılamanın yenilenmesi yolu tanınabilir."
    'Yüce Divan görevi bizde kalsın'
    "Yüce Divan görevi Anayasa Mahkemesi'ne verilmiştir. Bu görevin bizden alınarak Yargıtay Başkanı başkanlığında ceza dairesi başkanlarından oluşacak kurula verilmesi yönündeki görüşler isabetli değildir."
    'Türbana hoşgörü olmaz'
    "Okullara ve resmi dairelere türbanla girilmesi istemine hoşgörü gösterilemez. Bu laikliğe aykırı olduğu gibi, aynı inanca sahip insanlar arasında bile ayrıma yol açar. Partiler de türban istismarından vazgeçmelidir."
    Sezer de kuruluş yıldönümü nedeniyle gönderdiği mesajda 'sınırsız iktidar' olamayacağını belirterek, iktidara yönelik anayasal yargı denetiminin önemine işaret etti.
    Sezer'in iki yıl önceki sözleri
    Cumhurbaşkanı Sezer, Anayasa Mahkemesi Başkanı'yken iki yıl önce şöyle demişti:
    "Uluslararası sözleşme kurallarıyla Türkiye'nin düşünce özgürlüğüne ve bu özgürlüğün sınırlandırılmasına ilişkin Anayasa ve yasa kuralları arasında uyum sağlanması zorunludur. Anayasa'da düşünceyi açıklama özgürlüğüne getirilen diğer bir sınırlama nedeni de dil konusudur. Anayasa'nın 26/3 fıkrasında, 'düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olan herhangi bir dil kullanılamaz' denilmektedir. Oysa AİHS'de, düşüncelerin açıklanması ve yayılmasında belli bir dilin kullanılmasının yasaklanabileceğine ilişkin sınırlayıcı bir kurala yer verilmemişti."