'Kutsal emanet' turizmi

İstanbul'un kutsal mekânlarına ilgi türbelerle sınırlı değil. Kutsal emanetlerin saklandığı cami, müze ve saraylara ilgi de ramazanla birlikte artıyor. Hz. Muhammed'in hırkasının sergilendiği Veysel Karani Hırka-i Şerif Camii'nde her ramazan yaşanan yoğunluk, bu yıl çok daha fazla.
Haber: BENGİ TÜZÜN / Arşivi

İstanbul'un kutsal mekânlarına ilgi türbelerle sınırlı değil. Kutsal emanetlerin saklandığı cami, müze ve saraylara ilgi de ramazanla birlikte artıyor. Hz. Muhammed'in hırkasının sergilendiği Veysel Karani Hırka-i Şerif Camii'nde her ramazan yaşanan yoğunluk, bu yıl çok daha fazla. Veysel Karani Hizmet Vakfı, Topkapı Sarayı'na bağlı 'Kutsal Emanetler' koleksiyonunu sergilemeye başladı. İdarenin üst katındaki bir küçük odada Hazreti Muhammed'e ait kılıç, sakal-ı şerifi, ipekli bir iç gömlek, deri tek bir papuç, mezarının başında yanan bir mum, kabir toprağı, kabrinin tozunun alındığı bir sünger ve 14. yüzyılda yazılmış elyazması Kuran sergileniyor. Hırka-i Şerif'in yanında ise Veysel Karani'ye ait bir tespih ve takke bulunuyor.
Bu dini önemi nedeniyle başta İstanbul, Eskişehir, Konya, Erzurum, Ankara ve Gölcük olmak üzere Türkiye'nin her yerinden insanlar, Hırka-i Şerif'e geliyor.
Burada da ramazan nedeniyle oluşan kalabalığa satış yapmak isteyenler, büyük bir pazaryeri oluşturuyor. Tezgâhlarda hurma, şeker, kitap, eşarplar, tespihler, danteller, patikler, kitap, Kuran ve Arap çayları gibi ürünler var.
Hırka-i Şerif Camii'nin girişinde görevli bir kişi elinde galoşlarla insanları karşılıyor. Avluda sağlı sollu iki sıra sabah erken saatlerde oluşuyor. Soldaki sıranın önünde erkekler, en sonunda kadınlar var.
İnsanlar sırayla kutsal emanetlere bakıyor. Pek çok kişi dualar mırıldanırken ağlıyor. Yaşlı bir kadın aniden fenalaşıyor. Burada sıklıkla yaşanan bir manzara, ancak bir ambulans bulunmuyor. Sadece içeride bir dinlenme kanapesi var.
Günübirlik ziyaret
Hırka-i Şerif Camii'nde kadınlara ayrılan mescitte öğle namazı öncesi büyük bir kalabalık oluşuyor. Hırka-i Şerif'i görmenin 59 yaşında kendisine ilk kez nasip olduğunu ifade eden Fatma Gürkan, "Ortam çok güzel. Hacıydım. Buraya gelmek de nasip oldu. Buradan Topkapı Sarayı'na da gideceğiz. Akşama kadar camileri gezeceğiz. Teravih namazını kıldıktan sonra Balıkesir'e geri döneceğiz" diye konuşuyor.
Hırka-i Şerif'in politik ziyaretçileri de bulunuyor. Gölcük Saadet Partisi Kadın Kolları Başkanı Ümmühan Güleç ve Reyhan Şengül, İstanbul'daki manevi mekânları ziyaret etmek amacıyla bu sene 39 kişilik bir grup oluşturduklarını belirtiyor:
Depremden sonra gelenler arttı
"Eyüp Sultan, Hırka-i Şerif, Fatih Camii ve Sultanahmet'i gezip döneceğiz. Onların maneviyatlarından bir şeyler almayı umarak geliyoruz. Her ramazan bu tür organizasyonlar yapıyoruz. Sayı giderek artıyor. Depremden sonra talepte büyük bir artış oldu. Sadece İstanbul'a değil, Konya, Urfa, Tarsus, Çanakkale'ye de gidiyoruz. Her kesim bu gezilere katılıyor. Ayetleri Arapça, duaları Türkçe okuyoruz."
Yeni mekân Beyazıt
Bu sene Beyazıt Hat Sanatları Müzesi'nde 'Hz. Muhammed'in saç-ı şerifi, tahta kutu içindeki bir istiridye içinde sakal-ı şerifi, kabir toprakları, zıbın-ı saadetleri, kuşağı saadetleri, 150 yıllık altın, gümüş sim işlemeli Kâbe örtüsü, üzerine Bakara Süresi ayetleri işlenmiş ipek Kâbe iç örtüsü, Makam-ı İbrahim örtüsü, Mekke, Medine, Mina müzdelife konulu minyatür, Laleli Camii'nin şamdanları ve yağlıboya resimler' sergileniyor.
Malatyalı Hamit Evran, meydanda ve geliş yolunda müzeyi gösteren hiçbir işaret olmadığı için gelirken zorlandıklarını söylüyor. Ziyaretçilerden Ferhunde hanım ile kızları ise bu yıl ziyaretlere ağırlık verdiklerini belirterek, "Kutsal emanetler, tarihi eserler, veliler hakkında yeterince açıklama yapılmıyor. Bir gazetede serginin bu müzede gerçekleşeceğini okuduk. Buraya da öyle geldik" diye konuşuyor.
Hangi kaynağa güvenecekleri konusunda ise Ferhunde hanım endişeli: "Bakın bu mübarek zatları biz yeni yeni öğreniyoruz. Pek çoğunu da tanımıyoruz. Ama ziyaret ettiğiniz oradaki huzur bir çeşit terapi gibi. Bilmeden gidip, yanlış şeyler yapılırsa hurafe yayılıyor."
'Ölüyü değil, diriyi ziyaret eder gibi gidin'
İslami kesimin önde gelen düşünürlerinden yazar Mustafa İslamoğlu, türbe ziyaretlerini şöyle yorumluyor:
"Hz. Peygamber ilk zamanlar kabir ziyaretini yasaklamış, daha sonra "Ben önceden kabir ziyaretini yasaklamışım, fakat artık ziyaret edebilirsiniz" buyurmuştur. Bunun nedeni cahiliye Mekke putperest toplumunun ölülerle övünmesi, kabirlere perestiş etmesi, atalar kültünün bir mabedi gibi görülmesindendi. Bu konuda İslami terbiye alındıktan sonra yasak kadırıldı. Kabirlere saygı Şamanizme kadar gider. Aziz, veli ve büyük insanların kabirleri ziyaret edilir. Ancak onlardan yardım istemek, dilek tutmak İslam'ın yasakları arasındadır.
İslam'ın büyükleri ziyaret edilirken ölü gibi değil diri gibi ziyaret edilirse, mesela Eyüp Sultan diye bilinen Eba Eyyub el-Ensari böyle ziyaret edilirse, bu bir 'okuma' biçimi olur. O insan buralara kadar o yaşta niçin gelmiş, hangi aşk onu buraya getirmiş, 1400 yıl geçtiği halde bu insanların kabri bugünkü gibi taze ve canlı? İşte bütün bunlar manevi birer cazibe merkezi olan kadim büyüklerin bu cazibesinin okunmasını gerektirir. Anadolu'da ve İstanbul'da 'baba mezarları' bir olgudur. Maalesef geniş Müslüman yığınların cehaleti de işe karışınca buralar bir sektöre dönüşmektedir.
Fakat bu davranış iki şey adına eleştirilmektedir: Bir, din adına dini işi bilenler tarafından, ki haklıdır.
İkincisi dinle ilgisi olmayanlar bu halkın bu tür ilgilerine tepeden bakarak onları küçümsemekte, bu davranışı 'gerilik', 'hurafe' olarak görmektedir.
Amaç halkı bu kabirleri ziyaretten soğutmak değil, onlara bilinçli bir biçimde ziyareti öğretmek olmalıdır."
Sahabeler de unutulmuyor
Hz. Muhammed'i görmüş, dinlemiş Müslümanlar 'sahabe' olarak isimlendiriliyor. İstanbul'da mezarları bulunan sahabeler Bizans döneminde
Emevi veya Abbasi ordularıyla şehri fethetmek için buraya gelenler. Daha sonra çeşitli nedenlerle hayatlarını kaybederek İstanbul'a gömülmüşler. İstanbul fethedildikten sonra bu sahabelerin mezarları tespit edilmiş ve üzerlerine türbe ve mescitler inşa ettirilmiş.
Bunların en önemlisi Eyüp Sultan Külliyesi. Bunun dışında İstanbul'da tespit edilebilen 28 tane daha sahabe mezarı var. Bunların dokuzu Ayvansaray'da surların dibinde, dördü Eyüp semtinde, üçü Karaköy Yeraltı Camii'nde, biri Karacaahmet Mezarlığı'nda, 12'si ise suriçi bölgesinde.
Karaköy'deki Yeraltı Camii'nde Amr Bin Asr, Süfyan bin Uyeyne ve Vehb bin Hüşeyre'nin kabirleri yer alıyor. Caminin imamının oğlu Bilal Kılıç, Bursa başta olmak üzere Adapazarı, Gebze, Çorlu ile Antalya'dan gelenlerin çoğunlukta olduğunu söylüyor. Bu mekâna dua etmek amacıyla geldiğini belirten Ümmi Karaca, "Onlar Allah katında bize şefaatçi olacaklar. Onlar şimdi bizi manevi âlemde görüyorlar. Bir nevi bize bekçilik yapıyorlar" diyor.
'Bir tayinim var...'
Aynı mahalleden arkadaşları Özcan Osmanlı ve Emin Güner ile sahabeleri ziyarete geldiğini anlatan Zafer Cesur, "Buradaki ziyaretimiz bittikten sonra Beşiktaş ve Üsküdar'a gideceğiz. Çocuklarımızla geldik. Çocuklar peygamber dostlarını görünce mutlu oluyor" diye duygularını dile getiriyor.
Yeraltı Camii'ne bir not bırakan Cemile adlı bir kadın ise şöyle bir istekte bulunmuş: "Hocam Allah'tan çok istediğim bir tayinim var. İnşallah dua bekliyorum."
Ziyaretçilerden Seher Günay ise Umre'den yeni gelmiş:
"Mekke'den yeni geldim. Oraya hasretim. Buradaki sahabelerle avunuyorum. Buraya Oruç Baba'dan geldim. Her şeyi Allah'tan bekliyor, istiyoruz. Oğlum emekli fakat işleri pek iyi değil. Gelinim 'Ben de çalışırım' diyor. Evlatlarımın işlerini rast getirsin diye dua ediyorum."
'Duam bütün insanlara'
Hz. Muhammed'ten en çok hadis ileten beş kişiden biri olan sahabelerden
Hz. Cabir'in türbesi ise sokak arasında küçük bir caminin içinde. Hicret'ten 16 yıl önce Medine'de doğan Hz. Cabir'in, Hazreti Muhammed'le birlikte savaşlara katıldığına ve 1540 hadisini naklettiğine inanılıyor. Ayvansaray'daki Karabaş Mahallesi Çember Sokak No: 4 adresindeki küçük bir cami içerisindeki türbenin hafta içi çok az ziyaretçisi oluyor. Cuma günleri ve hafta sonu ise çoğunluğu yaşlı yüzlerce insan türbeye geliyor. Sahabenin türbesinin bulunduğu mahallede yaşayan Hakan Örgücü, her gün türbede dualar okuduğunu söylüyor: "Şükür edip, insanlara yardım ettiğimiz zaman Allah zaten bize ziyadesiyle yardım eder. Ben insanları çok seviyorum.
Burada ve her yerde önce bütün insanlara, en son kendime dua ediyorum."
BİTTİ