'Laiklik soruruna çözümü AİHM'den beklemeyin'

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türk yargıcı Rıza Türmen,
AİHS'nin kamusal alanda her zaman inanç doğrultusunda hareket özgürlüğü tanımadığını belirterek, kamuda türbana soğuk olduklarının sinyalini verdi

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) Türk yargıcı Rıza Türmen,
AİHS'nin kamusal alanda her zaman inanç doğrultusunda hareket özgürlüğü tanımadığını belirterek, kamuda türbana soğuk olduklarının sinyalini verdi. Türmen, Türkiye'deki laiklikle ilgili tartışmalarda çözümün de AİHM'nden beklenmemesini istedi. Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya ise çağdaş demokratik hukuk devletinin tüm kazanımlarının laik düzen sayesinde olduğuna dikkat çekti.
Anayasa Mahkemesi'nde devam eden 'İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi ve Anayasa Yargısı' konulu sempozyumun bugünkü bölümünde AİHS'nin 9.maddesi çerçevesinde 'din özgürlüğü ve laiklik' konusu tartışıldı. Oturumu yöneten Yargıtay Başkanı Özkaya, laikliğin Türkiye Cumhuriyeti devletinin temel taşı olduğunu vurguladı ve laiklik olmadan hiçbir hak ve hürriyetin teminat altına alınamayacağını belirtti. Özkaya, "Çağdaş demokratik hukuk devleti olarak tüm kazanımlarımız laik düzen sayesindedir" dedi.

AİHM'den türban sinyali mi
AİHM üyesi Rıza Türmen'in değerlendirmeleri, Türkiye'de kamuda türban tartışmalarına sinyal olarak görüldü. Mahkemelerinin AİHS'nin inanç özgürlüğüyle ilgili 9.maddenin yorumuna ilişkin kararları hakkında bilgi veren Türmen, 9.maddenin kamusal alanda her zaman inanç doğrultusunda hareket etme hakkı vermediğini de örneklerle anlattı.

Türkiye, çözümü bizden beklemesin
Dinsel inanç davalarının AİHM'de giderek daha önemli bir yer tutmaya başladığına işaret eden, bunda islam ülkelerinden Avrupa'ya yönelik göçlerin etkisine bulunduğunu kaydeden Türmen, Türkiye açısından durumun daha farklı olduğunu belirttikten sonra da şunları söyledi:
"Çünkü laiklik, dinsel inançlar konularının bir azınlığın değil tüm Türkiye'nin sorunudur. Türkiye'nin AİHM'den bu sorunlara çözüm beklemesi yanlış olacaktır. Avrupa'da laiklik konusunda bir konsensus bulunmadığı için kararlar da farklılıklar taşımaktadır.

Dine bulaşmayız, ideali laiklik
AİHM, yapılan başvurularda teknik ve idari nedenlerle sonuca ulaşma olanağına sahipse dinsel konuların dışında kalmayı tercih etmektedir. Ancak, bireysel hak ve özgürlüklerin, insan haklarının kaynağının, aydınlanma çağı ürünü laik düşünce olduğunun da unutulmaması gerekir"

Laiklik tanımı var, herkes sindirecek
Konuşmacılardan Anayasa Mahkemesi Üyesi Prof. Dr. Fazıl Sağlam ise, laikliğin Anayasa'da bir tanımının bulunmadığı yönündeki iddiaların yanlış ve geçersiz olduğunu belirtti ve şunları söyledi:
"Din duygularının ve dince kutsal sayılan şeylerin kötüye kullanımını önlemek, herşeyden önce din duygularını korumak demektir. AİHM'e Türkiye'den türban konusunda yapılan iki başvuru ise henüz karara bağlanmamıştır. AİMH'in RP davası ile ilgili kararında yer alan ifadeler türban konusundaki iddialara da yanıt niteliği taşımaktadır. Bu kararda AİHM, laikliğin Türkiye açısından taşıdığı özel önemin altını çizmiştir.

AİHM, bizim aydınlardan ilerde
Görüyoruz ki AİHM, laiklik ilkesinin Türkiye açısından farklılığını ve Türkiye açısından taşıdığı önemi birçok aydınımızdan çok daha iyi kavramıştır. AİHM'in RP ile ilgili kararı, demokratik hak ve özgürlüklerle şeriatı getirme özlemlerine bir set çekmiştir. Siyasi islamın laik bir zemin üzerinde demokratikleşmesinde ve sistemle bütünleşmesinde önemli bir rol oynayacaktır. Herkesin çizilen çizgiyi benimsemesi, içine sindirmesi ve bu çerçeveyi zorlamaktan özenle kaçınması gerekir. Böyle bir denge demokrasimizin hayrınadır, yararınadır. Bundan sapılması barışı zedeler.

Alman Hoca: Yasak mümkün
Köln Üniversitesi'nden Prof. Dr. Otto Depenheuer, Almanya'daki türban tartışmalarını anlatırken, dinsel inancın bazı semboller aracılığıyla ifade edilmesinin bir temel dinsel özgürlük anlayışının güvencesi olarak kabul edilebileceğini ancak dini barışın zedelenmesi durumunda yasamanın yasaklama yoluna gidebileceğini savundu.

Fransız Hoca: Son yaptığımız tartışmalı
Fransa'daki laiklik tartışmalarını ise konuşmacılardan Montpellier Üniversitesi Karşılaştırmalı Anayasal-Siyasal Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Dominique Rousseau değerlendirdi. Fransız hukukunda laiklik ilkesinin dinsel özgürlüğün anayasal güvencesi olarak görüldüğünü, Danıştay'ın bazı öğrencilerin başörtüsü taktığı için okuldan atılmalarına ilişkin kararları iptal ettiğine değinen Rousseau, şöyle konuştu:
"Ancak 10 şubat 2004'te devlet okullarında dinsel giysi ve sembolleri yasaklamaya yönelik bir yasa çıkarıldı. Ancak, yasa netlik getirmedi. O nedenle uygulanabilirliği konusunda kaygılar taşıyorum ve bu düzenlemenin sorunu çözmeyeceğini düşünüyorum"