@hakki_ozdal

Laterne'nin son börekleri ve Şeker Teyze'ye şafak baskını

Laterne'nin son börekleri ve Şeker Teyze'ye şafak baskını
Laterne'nin son börekleri ve Şeker Teyze'ye şafak baskını

Tahliye için güneş doğmadan önce gelen yetkililer, kafeyi cep telefonu ışığıyla mühürlemiş...

Beyoğlu'nun eski kafeteryalarından, öğrenci durağı Laterne "afet yasası" marifetiyle boşaltıldı. Daha önce yine tahliye için gelen ama "basın ve Geziciler var diye" geri dönen zabıtalar ve müteahhit firma çalışanları bu kez şafak vakti gelmişler. Yıllardır kafeteryayı işleten yaşlı çift direnmeye çalışıyor.
Haber: HAKKI ÖZDAL - hakki.ozdal@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL – Radikal’de pazartesi günü okuyacağınız bir söyleşi için, Beyoğlu Kent Savunması’nın aktivistleriyle semtin en eski kafelerinden Laterne’de buluştuk dün akşam saatlerinde. “Kent savunması” askeri çağrışımları olan bir isim gibi… Kuşatılmış, işgal tehlikesiyle karşı karşıya olan bir kenti savunacak gönüllülerden oluşan bir tümen adını çağrıştırıyor belki daha çok… Ama Beyoğlu’nda özellikle son 3 yıldır yaşananları derli toplu anlattıklarında, ilçenin ve özellikle de tarihi semtlerinin bir “kuşatma” hatta yer yer “işgal” altında olduğu anlaşılıyor…

Buluşma yeri olarak Laterne Kafe’yi seçmelerinin de bir anlamı var.

Bizim buluşmamızdan 1 gün önce, yani çarşamba günü gündüz saatlerinde, Laterne Kafe’ye gelen zabıta ekipleri, polis ve bir müteahhit firma çalışanları dükkanı boşaltmaya çalışıyorlar. Kafeteryanın sahibi olan Emriye ve Dursun Uysal çifti, esnaf dostlarına haber veriyor. Sonra kafeteryanın daimi müşterisi olan gençlerin, avukatların ve basının olaydan haberi oluyor. Laterne Kafe’nin önü birden kalabalıklaşıyor. Aktivistler binanın içine girerek fiili direnişe geçiyor.

Bir zabıta amirinin telefonla durumu şöyle 'raporladığı' anlatılıyor: “Esnaf, Geziciler ve basın geldi, artık olmaz şimdi yapmak…”

Ellerinde ‘yasal mevzuata uygun’ tahliye emri ve mühür var. Boşaltabilseler binayı yıkacaklar ve ‘yeniden’ yapacaklar. Ama işte “Geziciler ve basından”, esasen olayların büyümesinden çekiniyorlar.

Sonra zabıta, polis ve müteahhit firmanın çalışanları; “esnaf, Geziciler ve basının olmadığı bir an”da geri dönmek üzere ayrılıyorlar.

BİR ‘AFET YASASI’

Binayı boşaltmaya gelenlerin dayanağı, 2012 yılında çıkarılan “Afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi” kanunu kapsamındaki tahliye emri. Yasaya göre, mal sahipleri yetkili bir firmayla anlaşarak binaları için ‘riskli’ raporu alıyor ve bu raporla binayı yıktırıp yeniden yaptırıyor. Kiracıların bu rapora itiraz etmek, bir başka rapor hazırlatmak ya da raporun sahiciliğini üçüncü taraflara teyit ettirmek hakkı yok! Yani mülk sahibi riskli raporunu aldıktan sonra kiracıya sunulan tek seçenek “kuzu kuzu çıkmak” oluyor…

‘ŞEKER TEYZE’NİN SON BÖREKLERİ

Laterne Kafe’nin sahibi Emriye Uysal, tüm Beyoğlu’nda “Şeker Teyze” olarak biliniyor. Kafeteryadaki börekleri, tatlıları, kekleri, kabak mücverleri bizzat kendisi yapıyor. İki çocuğu yurtdışında… Çocuklarını çok özlüyor ve biraz da bu nedenle oraya gelen gençlere evlatlarıymış gibi davranıyor. Kimi zaman , yemek konusunda ısrarcı bir annenin inadıyla, börek, mücver, kek dağıtıyor masalara. Öyle ki bazı kekler ‘artık mecburiyetten’ yeniyor! Bunlardan öyle para falan da almıyor…

İşte Beyoğlu Kent Savunması’nın aktivistleri, Göksel Tunalı, Eren Can ve Deniz Özgür’le konuşurken, bizim masamızın etrafında da bir pervane gibi geziyor. Onlarca sortiyle masayı mücvere, patatesli böreğe, elmalı kurabiyeye boğuyor. Bir yandan da telaşlı bir sesle, hızlı sözcüklerle sürekli bir şeyler anlatıyor.

“SABAH 3’TE GELECEKLERMİŞ”

“Zabıtaları aralarında konuşurlarken duymuşlar” diyor Şeker Teyze, “Geziciler ve basın olmasın diye sabah 3’te geleceklermiş yıkıma. Polisten de yardım istemişler, karakoldan…”

Evi de kafeteryanın üst katında yaşlı kadının. “Un aldım bolca” diyor, “Direneceğim, un dökeceğim üstlerine. Başka bir şey atsam yukardan belki zarar verir, ben un dökeyim diyorum, belki geri giderler.” Bir yandan da “direniş planı”nın etkili olup olmayacağını soruyor gözleriyle; sonunda “işe yaramaz değil mi” der gibi bakıyor: “Ne yapalım, beni zorla atıncaya kadar buradayım, elimden ne gelirse artık.”

SABAH 3’TE GELİYORLAR GERÇEKTEN

Şeker Teyze’nin ‘istihbaratı’ doğru çıkıyor: Sabaha karşı zabıta ekipleri ve müteahhit firma çalışanları adeta baskın yapıyor Laterne Kafe’ye. İçerideki eşyalar kapıya dayanan kamyona istifleniyor. Sonra, cep telefonu ışığıyla mühürlüyorlar iki emektar Beyoğlu esnafının kafeteryasını. El fenerinin karikatürlerdeki imajından çekindiler belki, yanlarında fener yok. Bir dükkan kapanmıyor, bir yaşam sona eriyor. Laterne’nin yerine dikilecek AVM ya da otelde ne yaşanacaksa o olacak artık sokakta…

Kent savunması aktivistleri ise teslim olmamak yanlısı. Bugün için eylem çağrısı yapıyorlar hemen. Aynı durumda yüzlerce işyeri ve konut olduğunu söylüyorlar. Beyoğluluları ve Beyoğlu’na ‘yolu düşen’leri konuyla ilgilenmeye çağırıyorlar, daha da geç olmadan.