@idrisemen

'Lice'de savcı karakol hasarıyla daha çok ilgilendi'

'Lice'de savcı karakol hasarıyla daha çok ilgilendi'
'Lice'de savcı karakol hasarıyla daha çok ilgilendi'
İHD Genel Başkan Yardımcısı Avukat Serdar Çelebi, dün Lice'de karakol incelemesi sırasında savcılığın karakol hasarını belgelemekle uğraştığını, karakol etrafındaki kan örneklerinin STK'ların zorlamasıyla aldığını söyledi. Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Aydın da "İncelemenin titizlikle yapıldığı söylenemez" dedi.
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi
İDRİS EMEN - idris.emen@radikal.com.tr / Arşivi

Diyarbakır’ın Lice ilçesindeki Kayacık köyünde karakol yapımlarına karşı gerçekleştirilen yürüyüşe ateş açılması ve Medeni Yıldırım adlı yurttaş hayatını kaybederken 7 kişinin de yaralanmasıyla ilgili olarak İçişleri Bakanlığı inceleme başlattı.

Dün savcılığın olay yeri incelemesi sırasında gözlem yapan İHD ve Diyarbakır Baro yetkilileri ise soruşturmanın özensiz yapıldığı kanaatinde.

İHD Genel Başkan Yardımcısı avukat Serdar Çelebi, savcılığın ölü ve yaralılara dair delil toplamak yerine karakola verilen hasarı belgelemekle ilgilendiğini belirtti. Çelebi şöyle konuştu:

“Olay yerine gittiğimizde saat 19.00 civarıydı. Hala ciddi bir inceleme yapılmış değildi. Savcılık, karakol içinden yanan, hasar gören şeylerin görüntüsünü alıyordu. Karakol içinde inceleme yapılıyor, insan ölen yerde yapılmıyor. Olay yerinde deliller muhafaza altına bile alınmıyor, korunmuyordu. Böyle sorumsuzluk olmaz.”

“Karakoldaki yetkililer önce başka yerde bir kavga olduğunu ve ölümün oradan kaynaklanması ihtimalinin yüksek olduğunu söylediler. ‘Havaya sıktık silahı, buradan böyle şey olmaz’ dediler. Biz de ‘Bir insan ölmüş, yaralılar var, yerlerde kan izleri var. Önce kan örneklerinin alınıp kime ait olduğunun tespit edilmesi lazım, karakol mağduriyetinin tespit edilmesi değil’ diye karşı çıktık. Bizim yönlendirmemizle dışarıda inceleme yapıldı, kan örnekleri muhafaza edildi. Fakat geç kalınmıştı, hava karanlıktı. Ne kadar başarılı olunduğunu bilmiyoruz.”

“Gezi olaylarında gaz sıkıldı, herkes eleştirdi. Burada Kürt halkına reva edilen önce kurşun, sonra gaz… Olay yeri görüntülerini inceleyin, insanlar çok farklı şekilde uzaklaştırılabilirdi.”

“Gösteride tek bir pankart vardı, onda da “Savaş değil barış istiyoruz” yazılıydı. Ne o ‘illegal’ dedikleri flamalardan, ne de bayraklardan vardı… İşte o karakoldan bunu diyenlere ateş açıldı.”

“Karakol tel örgülerle çevrili, yüksek duvarlar var, insanların askerlere zarar verme ihtimali yok. Gençler karakolun dışında, inşaat firmasına ait şantiyedeki çadırları ateşe veriyor. Tek yapılan bu. Görüntülere dikkat ederseniz başta asker gaz bombası dahi kullanmıyor, çadırlar ateşe verilince direkt ateş açılıyor… ”

“Karakollar savaşı anımsattığı, savaşın devamı anlamına geldiği için halk demokratik bir tepki gösteriyor. Halk “Ben sana güvenmiyorum, sen savaşı devam ettireceksin” diyor. Üstelik burası bir yol üstü kontrol karakolu, sınır noktası da değil… Bu karakol halka zulm etmek için mi, yoksa vatandaşın can ve mal güvenliğini korumak için mi bu dağ başında?”


‘SAVCI TEK BAŞINA NE YAPSIN?’
“İHD olarak bu işin yabancısı değiliz, yıllardır içindeyiz, bu bölgede yaşıyoruz… Faili meçhulleri, sokak ortasında yargısız infazları, toplumsal olaylarda yaşamlarını yitirenleri gördük. Bu soruşturmalardan hiçbir şey çıkmadığını da gördük. Barış sürecini bozmak isteyenler olduğundan bahsediliyor, hala ‘provokasyon’ deniyor. Kimse “Neden karakoldan halk üzerine ateş açıldı” demiyor. Eğer halkın devlete karşı güvensizliğinin kırılması isteniyorsa bu olayın aydınlatılması lazım. Açıkçası failin ortaya çıkacağı, soruşturmanın hakkıyla sonuçlandırılacağı ümidini taşımıyoruz. Savcının da tek başına yapabileceği bir şey yok, istediği bilgiler hükümet tarafından ortaya çıkartılmazsa eğer… Roboski’de de “Savcılık soruşturma başlattı” denildi, peki o savcı rüyasında mı görecek neler olduğunu? Başbakanlığa, Genelkurmay’a yazacak, “Bana görüntü gönderin, istihbaratı kim değerlendirdi?” diyecek, bunları soracak. Üstlerinden atmak için soruşturma başlatıldı diyorlar, sorumluluğu tek başına çalışan savcılığa atıyorlar. Vatandaş öncelikli kılınmadıkça, asker ve güvenlik bakış açısıyla ilerlendiği sürece bu olaylar bitmez.”

“Bu şekilde yürütülen soruşturmadan hiç bir şey çıkmaz, fail bulunmaz. Kurşunun asker silahından çıktığı tespit edilse bile ‘meşru müdafaa’ denilip geçilir, Ankara ’da sokak ortasında polis bir insanın kafasına sıktı, meşru müdafaaya sokuldu, tutuklanmadı bile. Eğer yargı işlese karakoldan kimse ateş de etmeye cesaret edemez, vatandaş da ölmez. Bu suçlar cezasız kaldığı, üstü kapatıldığı için böyle devam ediyor…”


JANDARMA KOMUTANI: ‘KİMSE YARALANMADI’
Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Cihan Aydın ise Radikal’e yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Dün akşam saat 22.00 sularında olay yerine gidip incelemede bulunduk. Jandarma komutanı ile savcı olay yerini incelemeye gelmişti, karakolun etrafı şeritlerle kapatılmıştı. Ancak incelemenin titizlikle yapıldığı söylenemez. Çünkü biz jandarma komutanına halkın ateş sonucu yaralandığını söyleyince komutan bize burada kimsenin yaralanmadığı söyledi. Ancak köylüler bize karakol çevresindeki kan izlerini gösterdi. Biz de izleri savcıya gösterdiğimizde savcı olay bölgesinden kan örneğini toplayacağını, ayrıca ateş açılan silahlara da el koyacağını söyledi.”