Liseli olmak zor zenaat (2)

Rehberlik uzmanı Nihan Seçgün, lisede okuyan öğrencilerin en büyük korkusunun ÖSS olduğunu söylüyor. Seçgün'e göre ailelerin baskısı olumsuz etki yapıyor.
Haber: İsmail SAYMAZ / Arşivi

ÖSS kâbus gibi
Nihan Seçgün, Şişli Lisesi'nde rehberlik uzmanı olarak görev yapıyor. Okulda 10'uncu yılını geride bırakan Seçgün, liseye 'daha çocuk yaşında' adımını atan öğrencilerin üç yıllık serüvenini anlatıyor. Seçgün'e göre, birinci sınıftakiler hâlâ çocuk; ikinci sınıflar kimliğini, üçüncü sınıflar ev, okul ve dersane üçgeninde geleceğini arıyor.
İsterseniz söze lise birinci sınıflardan başlayalım...
Kimileri minnacık, daha çocuk. Kimileri de gelişimini tamamlamış, kafası daha ileride. Mesela kimi kız öğrenciler kaşını aldırıyor, hafiften fondoten sürüyor, eteğini belinde katlıyor. Bir ara pantolon etek yapalım, kısaltmasınlar, dedik, onun bile çaresini buldular, bir şekilde kısalttılar. Bunun yanında, okulun önerdiği kıyafete birebir uyanlar da var. Ama hepsi de çocuk...
Bu çocukluk dönemi ne kadar sürüyor?
İlk gelenler daha sakin oluyor. Sonuçta lise, ortaokul gibi değil. Öğretmenler farklı en başta. Uyum sağlayamamaktan ötürü endişeleniyorlar. Ama bu yalnızca iki ay sürüyor. Bu sürede arkadaş grupları kuruyorlar. Birinci sınıfa başlayanla, birinci sınıfta tekrar yapanlar arasında bile çok fark var. Bir kere okul ortamına alışıyorlar, öğretmenleri tanıyorlar.
'Birinci sınıftakiler daha çocuk, bir şey bilmiyorlar' gözüyle bakıyoruz. Bu yüzden ikinci ve üçüncü sınıftaki sorunlar birinci sınıfta baş gösteriyor.
Önleyemiyor musunuz?
Çok zor. Çünkü çok kolay sınıf geçiyorlar. O kadar rahatlar ki, sadece lise birde sınıf tekrarı var. Birinci sınıfı atlarlarsa sorun kalmıyor. Bir-iki ay sonra bakıyorlar ki, notları 2 ile 2.5 arasındaysa sorumlu şekilde geçebiliyorlar. Bu yüzden 'Tüm derslerden iki alırsam geçerim' diye düşünmeye başlıyorlar. Buna rağmen yaramaz ve haylaz olup sınıfı tekrarı yapanlar da çıkıyor.
Birinci sınıfta ne gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz?
Son dönemde okulda yaptığımız aramalarda bol bol porno CD ve porno dergiler buluyoruz. Tamam, ergenlik dönemi, bu normal ama kullanış tarzları normal değil. Görgü kurallarıyla ilgili birtakım eksiklikler var. Sevindirici olan, uyuşturucu ve hap gibi zararlı maddelere rastlamıyoruz. Daha çok sigara buluyoruz. Üzerlerinde değilse bile kalorifer peteklerinin arasında saklıyorlar.
Bu alışkanlıklar birinci sınıfta mı ediniliyor?
Hayır, birçoğu ortaokuldan başlamış olarak geliyor. Bu bakımdan sigara çok yaygın. Daha vahimi, kimi okullarda 12-13 yaşındaki kızların kürtaj olduğunu duyuyorum.
Ya lise ikinci sınıflar?..
İkinci sınıfta dersler ağır bir kere. Daha birinci sınıfın sonunda
alanlar seçiliyor. Öğretmenler veya anne-babalarının zoruyla alan seçenleri biliyorum. Bu arada kimi öğrencilerin dershanesi başlıyor.
Bu dönemde sorunlar artıyor. Örneğin, son dönemde kız öğrencilerin birbirleriyle kavgaları yoğunlaştı. Grup halinde saç saça baş başa kavgalar oluyor. Kızlar erkeklerle kavga ediyor. Histerik bayılmalar başlıyor.
Kız ve erkek ilişkileri yoğunlaşıyor, ilişkilerin süresi uzuyor. Üç ay veya altı ay süren ya da ertesi yıla sarkan ilişkiler kuruluyor.
Tercihler beliriyor mu?
Makyaj konusunda birinci sınıfla ikinci sınıf arasında fark yok. Yalnızca lise üçte vakit bulamadıkları için yapmıyorlar. Fakat birinci sınıfta kaşını alamayan ikinci sınıfta mutlaka alıyor. Renkli ve marka kazaklar, marka spor ayakkabı giyiyorlar.
İkinci sınıf her şeyin yapılabildiği bir dönem. Okuldan izinsiz topluca kaçıyor ya da okula gelmiyorlar. Aralarında kararlaştırıp pikniğe gidiyorlar. Tabii bunu 10 kişilik uyumlu bir grup örgütlüyor. Ama çalışkan olan iki-üç kişi sınıfta kalıyor.
Okulu asanların öne sürdüğü gerekçeler neler mesela?
'İnternet kafeye gittim', 'Canım sıkkındı, biraz dolaştım', 'Arkadaşımın evine ders çalışmaya gittim' gibi sebepler.
Kavgalar oluyor mu?
Daha çok erkekler arasında oluyor. Bu okulda ne kadar kavga çıkmışsa hepsinin altından 'kız meselesi' çıkıyor. Örneğin, kızların diğer okullardan sevgilileri oluyor. Haliyle sevgililer kapının önüne geliyor. Bizimkiler, 'Sen bizim okulun kızısın. Bunlar niye kapıya doluşuyor?' diye tepki veriyor. Kız, 'Sana ne' deyince dışarıdaki çocuk karışıyor... Derken bir tartışma okul kavgasına dönüyor. Öyle ki, kavgaya yabancılar bile karışıyor. Kızlar nedense kavga etmiyor, sorunlarını okul dışında hallediyorlar.
Bu dönemde öğrenciler arasında psikolojik sorunlar görülüyor mu?
Depresyon çok yoğun yaşanıyor. En başta ailelerle problemler görülüyor. Veliler, 'Çocuklarımızı artık tanıyamıyoruz' diyorlar. Çalışkanların notları düşüyor. Baba dövüyor, kısıtlıyor...
Kimi zaman beklenmedik tepkiler veriyorlar. Bir dersin ortasında arkadaşına girişebiliyorlar. Sınıfına bira çıkaran öğrenciler oluyor.
Aileler gazetelerde okudukları, TV'lerden duydukları çelişkili bilgilerle çocuklarına nasıl davranacaklarını düşünüyorlar.
Sorunların sebebi, gelecek kaygısı. Çünkü ÖSS stresinin daha lise birinci sınıfın sonunda, alan seçimiyle başlıyor olması. Önlerinde koskoca bir sınav maratonu var.
Lise üç...
En problemli dönem, diyebilirim. Birincisi, liseyi bitirmek zorundalar ve ortalamaları yüksek olmak zorunda.
Bir ara öğrenciler arasında anket yaptım. 'ÖSS deyince aklınıza ne geliyor. Birer cümleyle yazın' dedim. Cevaplar şöyleydi:
'Korkuyorum', 'Keşke lise sonda olmasaydım', 'Ah şu ÖSS!' Yani kimse olumlu bakmıyor.
Bu dönemde ailenin baskısı artıyor. 'Hadi şurada çalışacağın altı ay, sık dişini' gibi baskılar geliyor. Öğrenci ev, dershane ve okul arasında sıkışıyor. Kendine hiç vakit ayırmıyor. Daha doğrusu ayırmaması öğütleniyor. Tek yapması istenen, soru çözmek.
Bu kez okulda taşkınlıklar artıyor. Teneffüslerde anormal derecede koşturuyor, bağrışıyorlar. Enerjilerini boşaltmak için cam, priz, ayna, pencere kolu ve tuvalet musluklarını kırıyorlar.
Burada suçlu kim?
Yine aileler. 'Senin sorumluluğun ders çalışmak' deyip bıraktığımız için başka bir sorumluluğu yerine getirmiyorlar. Kimi öğrenciler test çözemediğini söylüyor. Üç soru çözüp bırakıyorlar. Çünkü çok yoruldular. Bazı dershaneler onları adeta kampa aldı. Dershaneler bu işten mutlu. Çünkü onlar para kazanıyorlar. Ama bir süre sonra isyan başlıyor: uykusuzluk, sinirsel nöbetler, alınganlıklar, kavgalar...
Mezun olurken arkalarında bir kültür bırakıyorlar mı?
Bırakıyorlar ve bu her yıl değişiyor. Geçen yıl 'yaramaz' dediğimiz mezunların bu yıl ne kadar da 'tatlı' olduklarını fark ediyorum. Bunu birçok sebebi var. Kolay sınıf geçme, anne ve baba çalıştığı için çocukların kendi başlarına büyümesi, internet, TV dizileri... 'Kurtlar Vadisi' adlı dizi öyle etkiledi ki onları, topluca izliyor, ertesi gün topluca yorumluyorlar. Yarışmalar yine öyle. Hep birileri gibi giyiniyor, birileri gibi yaşıyorlar...



Liseli olmanın gururunu yaşıyorlar
Özgür Öztürk, Ali Ekinci, Sami Topkaya ve Ahmet Ülger, dersleri boş olduğu için gezmeye çıkmışlar. Dört kafadar, Halkalı Orhan Kemal Fersoy Lisesi 1'inci sınıfta okuyor.
15 yaşındaki Topkaya, diğerlerinden daha girişken olduğu için arkadaşları adına soruları yanıtlıyor. Topkaya, lisenin ortaokula göre daha 'ciddi' olduğunu düşünüyor:
"Bir kere kalma var. Öğretmenlerin gözüne girmek gerekiyor. Ortaokulda karşı çıkabiliyorduk. Burada karşı çıkan öğrenciye 5 bile verilmiyor. Dersler de daha zor tabii."
Topkaya, liseli olduğu için mutlu. Kendini daha özgür ve olgun hisseden Topkaya, "Ortaokulda yüzümüze bakmayanlar şimdi selam veriyor. Ailem büyüdüğümü düşünüyor.
İlk kız arkadaşımla bu yıl çıktım. Şu an ikincisiyle birlikteyim" diyor.


'Çocukluk geride kaldı'
Asiye Yıldız ve Burak Göktaş, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Küçükçekmece Anadolu Turizm ve Otelcilik Meslek Lisesi hazırlık sınıfında okuyor.
Yıldız, ortaokul üniformasını çıkarıp lise üniformasını giydiği gün çocukluğunun geride kaldığını belirtiyor:
"Daha bir genç oluyor, böyle kabul ediliyorsun. O çocuksu arkadaşlıklar gidiyor, yerine ciddi ilişkiler geliyor. Aslında önceki yıl bundan farklı biri değildim. Belki ortaokul psikolojisinden kopamadım, bilmiyorum. Ama herkes değiştiğimi düşünüyor."
Göktaş ise ortaokul bitmeden değişimi kabullenmiş. Lisede özgürlük arayışının başladığını kaydeden Göktaş, "Eskiden çocuk gibi davranıyordum. Şimdi farklı oyunlar oynuyorum. Rahat ve özgür yaşıyorum. Eskiye göre, dersler daha ağırlaştı. Bu yüzden sorumluluk almaya başladım" diyor.
------------------------
YARIN: Liseliyi tanıma kılavuzu