Liseli olmak zor zenaat (3)

Yeni bir kuşak yetişiyor; dış görünüşü önemsiyor, modayı takip ediyor, müzik kanallarını izliyor, cep telefonlarını aksesuvar olarak kullanıyor ve 'televole' kültüründe buluşuyorlar.
Haber: İsmail SAYMAZ / Arşivi

Tanımak için kılavuz
Yeni bir kuşak yetişiyor; dış görünüşü önemsiyor, modayı takip ediyor, müzik kanallarını izliyor, cep telefonlarını aksesuvar olarak kullanıyor ve 'televole' kültüründe buluşuyorlar. Ortak adresleri 'kafelerde', spor ve politikadan değil, internetten ve sevgililerinden bahsediyorlar. Onlar, uzmanların deyişiyle, 'zamanı, parayı ve aşkı' hızlıca tüketirken, öyküleri TV'lerde diziye, beyazperdede filme dönüşüyor. Onlar, yani liseliler...
Hey Girl dergisinin moda editörü Şebnem Özçiftçi'ye göre, en zengininden en yoksuluna, birçok liseli modayı takip ediyor. "Birçoğu 'MTV' ya da 'Number One' gibi yabancı müzik ağırlıklı müzik kanallarını izliyor. Bu TV'lerdeki kliplerde gördükleri giyim tarzlarını takip ediyorlar" diyen Özçiftçi, şöyle devam ediyor:
"Club' müzik dinleyenler -ki bunlara 'clubber' deniyor- marka giyinirler. Kızlar kısa dar tişört, marka kot pantolon, spor ayakkabı; erkekler baskılı tişört, marka kot pantolon ve yine spor ayakkabı giyer. 'Rock' dinleyenler renkten kaçınır ve koyu tonlar seçerken, saç tarzıyla farklılık yaratır. Saçlarına kırmızı ya da mavi gölge atar ya da
'pearcing' takarlar. 'Hip-hop'çılar düşük belli, bol pantolonlar giyinir, zincir kolyeler, bere ya da şapka takarlar."
Liseli dünyasının geçmiş kuşaklara göre daha 'renkli' olduğunu vurgulayan Özçiftçi'ye göre, erkekler 'jöleden', kızlar 'pudradan' vazgeçmiyor:
"Kızlar makyaj yapmıyor, natürellikten yanalar. Yine de okula giderken pudra ya da fondoten sürüyorlar. Erkeklerde jöle sürmek, saçı dikleştirmek moda. Cep telefonları elbiseyi tamamlayan bir aksesuvar oldu. Biz lisedeyken okula örgülü saçlarla giderdik. Onlar daha rahat..."
Buna rağmen Özçiftçi, moda ve giyim tarzının partner seçiminde bile bir 'kriter' haline geldiğini söylüyor:
"Modaya uymayanlara 'ezik' diyorlar. Bu, kıskançlık doğruruyor, tahrik ediyor. Örneğin, partner seçiminde giyim tarzına bakılıyor. Sadece giyime değil, markalara bile bakılıyor. Bir kız için erkeğin kalite gözükmesi, mesela saçlarının jöleli olması önemli."
Halk müziği dinliyorlar
Blue Jean Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Kutlu Özmakinacı, Özçiftçi'nin aksine, liselilerin daha çok Türk halk müziği dinlediklerini belirtiyor. Özmakinacı'ya göre, liselilerin halk müziğinden sonraki tercihleri,
'arabesk/fantezi' ve 'Türk pop müziği'. Halk müziği ile pop müziğin kesiştiği noktada, 'Haluk Levent'te kendini bulan, 'Anadolu Rock' dinlenirken, yabancı müzik tercihi ise yüzde 10.
Özmakinacı, 'Athena' adlı grubunun 'teen-age' ruhunu en iyi biçimde yansıttığını ve 'liseli müzik' alanını doldurduğunu da savunuyor:
"Athena, gencin o günkü hayatının sorunlarını irdeliyor. Aslında bir bakış açısı öneriyor. Hayatın karşısında nasıl bir tavır alıyorsa gençlere de onu üstü kapalı bir şekilde veriyor."
Özmakinacı'ya göre en çok tercih edilen isimler şunlar: Britney Spears, Christina Aguelera, Justin Timberlake, New Metal, Eminem, Kurban, Haluk Levent, Teoman ve Şebnem Ferah.
Liseliler, müzik ve giyim tercihlerinin yanı sıra, kendi dilini de oluşturdu. Cep telefonlarının mesaj servisinde, internetteki 'chat' ve e-posta ortamında gelişen bu dil, kısa sözcük ve cümlelere, noktalama işaretlerine dayanıyor. Bu dil, mizahi unsurlar da içeren günlük konuşma ve yazışma aracı olmuş. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Nurdoğan Rigel, bu dili şöyle anlatıyor:
"Bu dil kendilerine ait bir iktidar alanı. Burada hem yetişkinlerden saklanıyor hem de kendi mikroiktidar alanlarını kuruyorlar. Okulda konuları anlatırken bile farklı bir dil kullanıyorlar. Derste medyanın diline uygun bir örnek verdiyseniz çok çabuk kavranıyor. Çocuklarımızla sağlıklı iletişim kurmak için dillerini okuyabilmemiz lazım."



Liseli sözlüğü
:) : Gülmek
:( : Üzülmek
Prd: Pardon
Ltf: Lütfen
Tsk: Teşekkür etmek
Nbr: Ne haber
Slm: Selam
Genco: (Genç Osman'ın kısaltılmışı) Gençlik
Action: Hareketlilik
Crazy: Çılgın
Taka: Araba
Mantar sote: Akıllı uslu
Sota yapmak: Saklanmak
Yalan olmak: Gerçekleşmemek
Yengen: Olmamak
Oha olmak: Şaşırmak
Kapiş: Anlamak
Ziyan olmak: Ölmek
Lamer: Acemi
Ayna yapmak: Dikizlemek
Akılları felan durgun: Şaşmak
Saykoya bağlamak: Çıldırmak
Tribe girmek: Tavır almak
Çorlamak: Çalmak


'Evli kadını oynamam'
Sinem Kobal, 17 yaşında bir yıldız... Daha 13'ünde adım attığı mankenlik dünyasında, 'Dadı' adlı TV dizisiyle adını duyurdu. Ardından, 'Nereye Kadar' adlı bir 'reality show'da sunuculuk yapan Kobal, daha sonra da 'Şahane Pazar' adlı eğlence programında boy gösterdi. Bu yıl gösterime giren 'Okul' filminde rol alan Kobal, halen 'Lise Defteri' adlı TV dizisinde oynuyor.
Halen İstek Vakfı Acıbadem Lisesi'nde 3'üncü sınıfta okuyan Kobal'la,
'Lise Defteri'nin çekildiği Kabataş Erkek Lisesi'nde konuştuk...
Ben lisedeyken sınıfımda hiç ünlü yoktu. Bu nasıl bir duygu?
'Dadı'ya başladığımda sekizinci sınıftaydım. Arkadaşlarım belliydi. Lisede de tanıdığım arkadaşlarım vardı. İlk başta yadırgadılar, sonra alıştılar.
Kıskançlık, aşırı ilgi oldu mu?
Kızlarda çekememezlik olmadı. Sonuçta onların dönemlerini yansıttığım için kendilerine yakın gördüler.
Okulla filmdeki benziyor mu?
'Okul' filminde ve 'Lise Defteri'nde oynadığım karakterler farklı. İki karakter de hiç gerçek yaşamımla çakışmıyor. Okulda yaramazımdır biraz...
Ekşisözlük'teki bir yazar sizinle ilgili, 'İlkokul arkadaşımdı. Çok konuştuğu için öğretmen ağzını bantlamıştı' demiş. Doğru mu?
Yok öyle şey. Yaramazımdır, çok konuşkanımdır ama hiçbir hocam ağzımı bantlamadı. Hocalarla aram iyidir.
İş yaşamı okula yansıyordur...
Benim için okul ön planda. Her şeyi okuldan sonraya almaya bakıyorum. Sınavlarım daha önemli.
Üniversiteye hazırlanıyorsun...
Dershaneye gitmiyorum ama özel kurs alıyorum. Filmi yazın çekmiştik. Bu yüzden derslerime etkisi olmadı. 'Şahane Pazar' haftada bir gün ve canlı yayın olduğu için fazla etkilemiyor. Sadece sabah kalkmak zor oluyor. Gerçi dizi bazen yoğun oluyor ama 13 yaşından beri alıştım artık.
Ben röportaja gelirken seni makyajlı ve daha kadınsı kıyafetlerle bulacağımı düşünmüştüm.
Tam bir liseli gibi giyinmişim değil mi? Her şeyin bir yaşı var. Nasılsa belli bir yaştan sonra büyüyeceğiz ve istesek de geriye dönemeyeceğiz.
Bu yaşın özelliği ne sence?
Gece hayatını sevmiyorum. Mesela Bağdat Caddesi'ne çıkıyor, arkadaşlarımla buluşuyor, yemek yiyor, sinemaya gidiyorum. Kendi yaşıtlarım gibiyim. Kendi yaşıtlarımla görüşüyorum.
Eğlence ve sanat çevresinde liselilere nasıl bakıyorlar?
Şu anda liseli bir tek ben varım. Zaten yaşıma inanmıyorlar. İş disiplini olan biriyim. Okuldan doğruca çekime gelirim. Pek sorun olmuyor.
Öğretmenler nasıl yaklaşıyor?
Gurur duyuyorlar tabii. Çok destek oluyorlar. Sanatçılara değer veriyorlar. Derse giremediğim zaman hocalar bana zaman ayırıp ders çalıştırıyor.
Sürekli 'liseli kız'ı mı oynayacaksın. Bu böyle ne kadar gidecek?
Daha 17'mdeyim. Kalkıp evli ya da evlenmek isteyen bir kızı oynarsam 'liseli kız'ı tüketirim. Belli bir yaştan sonra oynarım tabii...
Yaşam alanın daralmıyor mu?
Aslında belli bir özgürlüğümüz yok. Bu yüzden sık sık telefon numaramı değiştiriyorum.
Kötü alışkanlığın var mı?
İçki ve sigara kullanmıyorum. Okuldan ara sıra kaçıyorum o kadar. Sınıfça bir kere Adalar'a kaçtık.
Ergenlik sorunları yaşadın mı?
Erken geliştim. İş yaşamım erken yaşta sorumluluk kazanmamı sağladı. Ben bunu atlattım ve hiçbir sorun yaşamadım. Bazıları çok zor atlatıyor.
Dizide ve filmdeki liseli tipiyle gerçekteki aynı mı?
Özel liselerde hep aynı giyilir: Barbour, George Hugh, Timberland... Herkes Kızılay'dan çıkmış gibidir. Genelde gençlerin hepsi böyledir. Dizi-de daha çok sorunlar ele alınıyor. Örneğin, babasının sertliği yüzünden sert bir karakter olan Ediz, aşk konusunda karmaşık olan Nil...


'Bilgi toplumunun TV dizileri'
Liseliler, medyanın da ilgi odağı. 'Koçum Benim', 'Lise Defteri' ve 'Hayat Bilgisi' , 'Hababam Forever' ve 'Okul' adlı film ve diziler büyük ilgi çekti.
Prof. Dr. Nurdoğan Rigel, Toffler'in 'tarım toplumu', 'sanayi toplumu' ve 'bilgi toplumu' anlamına gelen 'Üç Dalga Kuramı'na göre, bu dizilerin üçüncü dalga döneminin ürünü olduğunu söylüyor "Bu dizilerde bilgi toplumu bireylerini görmeye çalışıyoruz. Üçüncü dalga ailesiz bir ortamı ifade eder. Bu dalgada atomize birey var. ABD dizilerinde herkes tek başına. Hayattaki duruşlarını güçlendirmek için arkadaşlarından destek alıyorlar. Sanal bir birliktelik yaşıyorlar. Bu da çok fazla dostluğa dönüşmüyor. Bizdekiler biraz yapay kalıyor."
---------------------------------
YARIN: Chat arkadaşlığı