Liseli olmak zor zenaat (7)

Liselerden her yıl 500 bini aşkın öğrenci mezun oluyor. Liseye adım attıkları günden itibaren Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) koşullanan öğrenciler, sınav günü 1 milyonu aşkın adayla birlikte ter döküyor.
Haber: İsmail SAYMAZ / Arşivi

Gençler yarış atı mı?
Liselerden her yıl 500 bini aşkın öğrenci mezun oluyor. Liseye adım attıkları günden itibaren Öğrenci Seçme Sınavı'na (ÖSS) koşullanan öğrenciler, sınav günü 1 milyonu aşkın adayla birlikte ter döküyor.
Okuldaki dersler ve dersanelerin 'deneme sınavları' arasında sıkışan öğrenciler, daha ergenlikleri tamamlanmadan 'gelecek kaygısı'yla tanışıyor.
Uğur Dershanesi Rehberlik Birimi Başkanı Turgay Polat, 'ev-okul-dershane' üçgenini yorumlarken, başta velileri eleştiriyor. Polat, velilerin beklentileri yüzünden ÖSS anlayışının da kısır olduğunu savunuyor:
"Veli, öğrenciden kendi hayatında başaramadığı hedeflere ulaşmasını istiyor. İkincisi, toplumsal korku ya da kaygılarından ötürü çocuğunun kendi yaşadıklarını yaşamamasını istiyor. Bir de süperegosunu tatmin etmek, yani 'iyi çocuk yetiştirdiğini' göstermek için çocuğa baskı yapıyor. Eğitim seviyemiz düşük olduğu için veliler üniversiteyi meslek edinmede bir yol olarak algılıyor. Bu düşünceye göre, çocuğu üniversiteye göndererek eğitim sürecini tamamlaması değil, para kazanacak bir meslek edinmesi isteniyor. Bu yüzden ÖSS'nin algılanış tarzı, 'Üniversiteye kapağı attığın zaman kurtardın' şeklinde tezahür ediyor."
Polat'a göre, bu süreç ilköğretimde başlıyor ve Liselere Giriş Sınavı (LGS), ÖSS stresinde ilk adımı oluşturuyor:
"LGS'de başarılı olan öğrenci üniversiteyi yüzde 50 garantiledi diye yorumlanır. İlköğretimden her yıl 1 milyon mezun veriyoruz. En üsttekileri, fen liselerine, askeri liselere, süper liselere veya yabancı liselere gönderiyoruz. En alttakileri klasik liselere yolluyoruz. Hepsinin aynı şekilde yarışmasını bekliyoruz. Öncekiler baştan kazanmış, alttakilerse kaybetmiş oluyor."
Bu uygulamanın gelecekte büyük sorun oluşturacağını kaydeden Polat,
"Mesleki liselerinde az çok kalifiye insan yetişiyor. Ancak, klasik liseleri bitiren her 100 öğrenciden yalnız dördü üniversiteye girebiliyor" diyor.
Baştan damga vuruluyor
Polat, 'liselerde özgür bir yetiştirme' ortamından çok 'dayatılan bir yetiştirme' biçimi uygulandığını iddiasında:
"Herkes istediğimiz gibi yetişsin istiyoruz. Çocuklar liseye adım atar atmaz damgayı yiyor. Sözelcilere, 'Sen haylazsın, üniversiteyi kazanamayacaksın' diyoruz. Eşit ağırlıkçılara, 'Fena değilsin ama biraz çalışman lazım' diyoruz. Sayısalcıya 'Sen özelsin ve güzel bir üniversite kazanacaksın' diyoruz. Çocukların yeteneklerini geliştirmiyoruz. Resim yeteneği olan bir çocuğa, 'Fen bölümünde oku ve mühendis ol' deniyor. O da yetmiyor, 'Doktor olacaksın' diyorsunuz. O, 'Ben sanat adamı olmak istiyorum' diyemiyor."
Okul ile dershane arasında sıkışan öğrencinin 'kişilik yarılması' yaşadığını vurgulayan Polat, şunları söylüyor:
"Okuldaki öğretmen, 'Benden not almadan üniversiteye gidemezsin' diyor. Dershanedeki de 'Senin için her şey bu' diyerek çocuğu çekiştiriyor. Bunu ABD'de çözmüşler. Dershanelere okullarda yer veriliyor. Öğrenci dersten sonra okulun üst katındaki dershaneye çıkarak eğitimine devam ediyor."
Polat, LGS ve ÖSS arasında sıkışan liselilerin 'yarış atı'na döndüğünü belirtiyor. Öğrencilerin buna tepki duyduğunu ve tepkilerini ya marjinalleşerek ya da uysallaşarak gösterdiğini ifade eden Polat, şöyle diyor:
"Çocuklar kıstırılmış durumda. Liseye başladıklarında karşılarına ortaöğretim başarı puanı ve ÖSS kavramı çıkıyor. Bunları haliyle tanımıyorlar. Marjinalleşenler, ailelerinin istemediği tarzda arkadaşlıklar kuruyor. Bunu kötü evlat olmak için yapmıyorlar. Başarısızlıklarını başka bir biçimde örtüyorlar. Aksi takdirde çok büyük bir baskı altına girecekler."
'Makineleşiyorlar'
Polat, sınav stresindeki öğrencinin kendilerini kısıtladıklarını, sonra da buna koşullandıklarını vurguluyor:
"Aile içindeki kavgaların kendileri yüzünden çıktığını düşünüyorlar. Örneğin, eğitim masraflarının sorun oluşturduğunu düşündükleri için en doğal masraflarını kısıyor, eğlence ve spordan vazgeçiyorlar. Bir çocuğun üç ay boyunca TV televizyon karşısına geçmediğini düşünebiliyor musunuz. Normal bir insanın bile dayanamayacağı kısıtlamaları kendi kendine yapıyor. Bunları da sınavı kazanamadığı takdirde insanlara karşı kullanacağı cümleyi bulamayacağı için yapıyor. Maalesef veliler de
'Üniversiteyi kazanan eşittir, çocuğum' diye bakıyor."
Bu süreçte öğrencilerin 'makineleştiğini' kaydeden Polat, "Öğrenci 16 yaşından itibaren 'Yapmamalıyım, etmemeliyim' gibi, kendini kurallayan ve kısıtlayan cümleleri kurmaya başlıyor. Ve bu cümleler giderek hayat tarzı olmaya başlıyor. Öğrenci daha sonra makineleşiyor. Gençlik çağının verdiği yaratıcı, üretken çocuk gidiyor, o anı gören, sorumluluklar üstlenmiş ve kodlanmış, başkalarının isteğine göre davranan bir makine geliyor" diyor.
Polat'a göre, sınav stresi yüzünden psikiyatrik sorunlar da artıyor:
"Bu, korkutucu oranda. Ancak, sevindirici olan, intiharın pek fazla yaşanmaması. Bunun sebebi, sınav sürecinin uzun soluklu olması. Travma biraz daha zamana yayılarak etkisini gösteriyor. Birçok öğrencimin psikiyatrik tedavi aldığını biliyorum."
Her şey üniversite için
Onlar, üniversite adayı gençler. Kimi üniversiteyi özgürlük kapısı olarak görüyor. Kimi ÖSS için çok sevdiği tiyatro ve dansı bırakmış. Testlere, gözyaşları karışıyor.
'Adapte olur muyum?'

  • Olgu İşcan (19): "Çapa Anadolu Öğretmen Lisesi'nde okuyorum. Yatılı okulda kalıyorum. ÖSS şimdilik stres yaratmıyor ama sınav günü ne olur, bilmiyorum. Ailem bana güveniyor. Ancak, her aile gibi, bir aksilik olur diye üzülüyorlar. Onlarla tek sorunum, TV izlemem. Telefon görüşmelerim ve sınavlarımla ilgili herhangi bir zorlama olmuyor. Desteğe ihtiyacım olduğunda 'Yeniden başlayabilirsin' diye destekliyorlar. Üniversiteyi ailemden uzakta okumak istiyorum. Üniversite, atlanmaması gereken bir eşik. Ama liseden sonra üniversiteye gidince adapte olamam diye korkuyorum."
    Okul birincisi, kaygılı
  • Bilun Tezcan (19): "Nişantaşı Anadolu Lisesi'nde okuyorum. Baskıcı bir ailem yok. Bu dönemi rahat atlatmamı sağladılar. Devamlı iletişim içindeyiz. Üniversitede iç mimarlık okumak istiyorum. Yeni bir şeyler ortaya koymak ve bunu bilgi birikimiyle yoğurmak beni çok heyecanlandırıyor. Şu an çok yoğun ve stresli bir dönemdeyim.
    Okul birincisi olmama rağmen sınav ve gelecekle ilgili kaygılarım var. Acaba sınavda neler yapacağım diye düşünüp ağladığım bile oluyor. Zaman geçtikçe stresim artıyor. Bu yüzden tiyatro ve dansı bıraktım. Günümün dörtte üçü ders çalışarak ve test çözerek geçiyor. Boş zaman oldukça Nişantaşı ve Taksim'de kafelere gidiyorum."
    'Umutluyum'
  • Emir Doydum (19): "Vatan Anadolu Lisesi'nde okuyorum. Ailemle yaşıyorum ve tek kardeşim var. Babam memur, annem emekli. Günümün üçte biri dersle geçiyor. Rahatlamak için bilgisayar oyunları oynuyorum, sinemaya gidiyorum. Hayatımı yaşıyorum aslında. Elektrik/elektronik bölümünde okumak istiyorum. İstanbul'dan dışarı çıkmayı düşünmüyorum. Üniversiteye gidince tenis ve basketbol oyanamayı düşünüyorum. Üniversite kavramını biliyorum, ne olacağını kestiremiyorum. Umutluyum aslında. Çevre açısından önemli olacak. Çevrem değişecek ve yeni insanlarla tanışacağım. Bu, beni çok heyecanlandırıyor. Lise, açıkçası boğuyor."
    'Sorunlu bir dönem'
  • Yasemin Alban (16): "Bahçeşehir Anadolu Lisesi'nde birinci sınıfta okuyorum. Ergenliğe girdikçe üniversite kaygısı başlıyor. Hayatın gerçekleriyle karşılaşılıyor, saflık bitiyor. Sorunlu ve sorumlu bir dönem. Üzerimde baskı yok ama insan beklentilerden korkuyor. Beni mükemmel yetiştirdiler ve sonunda topu bana attılar. Genetik mühendisi olmak istiyorum. Annem ev hanımı, babam taksici. Her gün 17.00'de evde oluyorum, TV izlemeye fırsatım olmuyor. Tiyatrodan ayrıldım, voleybol takımından çıktım. Ben Anadolu lisesi sınavlarına hazırlanırken geceleri kalkar ders çalışırdım. Böyle giderse lise üçte travma geçiririm."
    'Psikolojim bozuluyor'
  • Egemen Kalfa (16): "Cibali Lisesi'nde okuyorum. Annem ve babam
    emekli. Anadolu lisesi sınavlarına hazırlanırken psikolojim bozulmuştu. Şimdi aynı şeyi üniversite için yaşıyorum. Bence Anadolu lisesi, süper lise ve düz lise ayrımı olmamalı. Herkese eşit fırsatlar tanınmalı. Hak ettiğim halde sınavı kazanamamak ruhsal durumumu bozdu. Niye herkese aynı eğitim verilmiyor? ÖSS'yi kazanamayanlar neden üniversitelerden mahrum kalıyor? Neden yeteneklere göre eğitim verilmiyor? Bunları anlamıyorum. Üniversiteyi mutlaka ailemden uzakta okuyacağım. Ve bir kere kazanırsam ancak 10 senede bitireceğim."
    Rakamlarla ÖSS
  • Bu yıl ÖSS'ye 1 milyon 902 bin 250 aday başvurdu.
  • Bunlardan 1 milyon 786 bin 828'i ÖSS'ye girmek için, 115 bin 442'si de meslek yüksekokulları ve açıköğretim programlarına sınavsız geçiş yapmak istedi.
    Geçen yılın rakamları
  • Geçen yıl 1 milyon 502 bin 644 aday başvurdu, yalnızca 39'unun başvurusu kabul edilmedi.
  • Sınavsız geçiş için 94 bin 273 kişi başvurdu.
  • Yabancı Dil Sınavı'na (YDS) giren 41 bin 980 kişiden 29 bin 561'i barajı geçti.
  • ÖSS'ye 1 milyon 451 bin 973 aday girerken, 50 bin 632 kişi giremedi.
  • ÖSS'yi 1 milyon 171 bin 719 kişi kazandı.
  • Bunlardan 888 bin 647'si en az bir puan türünden barajı geçti.
  • ÖSS'ye giren 1061 engelliden 714'ü sınavı kazandı.
    Teknolojik donanım gerek
    Tüm Öğrenci Velileri Derneği İstanbul Şube Başkanı Ali Abbas Kaya, liselilerin 'yitirilmiş bir kuşak' olduğunu ifade ediyor. Eğitim sisteminin verileni sorgulamayan bir liseli kitlesi yarattığını öne süren Kaya, şunları söylüyor:
    "Bu sürecin önünü tıkamak ve geleceğimiz olarak gördüğümüz gençlerimizin kültürel yoksunluktan kurtulmasını sağlamak gerekiyor. Gelişim çağına ilerliyorsak okulların teknolojik eğitimle donanması gerekiyor."
    Ezberci eğitim mantığı yüzünden öğrencilerin yeteneklerini özgür biçimde geliştirme olanağı bulamadığını kaydeden Kaya, "Öğrenci, yeteneklerine göre alan seçmek istiyor, biz onlara antidemokratik bir sistemi dayatıyoruz. Bu yapı böyle bir talebe yanıt vermiyor. Düşünün, 1.5 milyon genç ÖSS'ye giriyor ve bunlardan sadece yüzde 10'u dört yıllık bir fakülteyi kazanabiliyor" diyor.
    --------------------------------
    - BİTTİ -