Livaneli'nden Cumhurbaşkanı ve Dışişleri'ne 'basiret'li tepki

Livaneli'nden Cumhurbaşkanı ve Dışişleri'ne 'basiret'li tepki
Livaneli'nden Cumhurbaşkanı ve Dışişleri'ne 'basiret'li tepki
Zülfü Livaneli, UNESCO Genel Direktörlüğüne seçilen Bulgar diplomat Irina Bokova'yı başarısından, Türk makamlarını ise "basiretlerinden" dolayı kutladı

 

 

UNESCO'YA BULGAR DİREKTÖR HABERİ İÇİN TIKLAYIN

 


ANKARA - Sanatçı Zülfü Livaneli, UNESCO Genel Direktörlüğüne seçilen Bulgar diplomat Irina Bokova’nın başarısı için Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne teşekkür borçlu olduğunu belirtti. Livaneli yazılı açıklamasında şunları söyledi: "Çünkü Cumhurbaşkanlığımız ve hükümetimiz, Batılı ülkelerin ve UNESCO’nun benimle ilgili ısrarlı taleplerini ‘sıranın Araplarda’ olduğu gerekçesiyle geri çevirdi ve Mısırlı aday Faruk Hüsnü’yü destekledi. Oysa ‘Gerekirse kitap yakarım!’ diyen Faruk Hüsnü’nün UNESCO gibi bir kültür ve eğitim kurumunun başına seçilemeyeceğini herkes biliyordu. Ama dünyada ilk kez bir hükümet kendi yurttaşının adaylığına karşı çıktığı için, sonradan aday olan Bayan Irina Bokova UNESCO’nun başına geçti.
Beni destekleyen Batılı ülke ve kurumların anlamakta güçlük çektiği bu ‘Arap adayı seçtirme ısrarı’, beklenen sonucu verdi. Bayan Bokova’yı başarısından, Türk makamlarını ise ‘basiretlerinden’ dolayı kutluyorum." (ANKA)



LİVANELİ'Yİ İSYAN ETTİREN GELİŞMELER




Milliyet gazetesi yazarı Can Dündar, 25 Ağustos 2009'da yazdığı yazısında konuyla ilgili gelişmeleri şöyle aktarmıştı:
Her şey ilkbaharda Amerikan Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı’nın Zülfü Livaneli’yi aramasıyla başladı.
Müsteşar, Livaneli’ye UNESCO Genel Direktörlüğü’ne sıcak bakıp bakmayacağını soruyordu.
Livaneli 1996’dan beri UNESCO’da iyiniyet elçiliği ve Genel Direktör Danışmanlığı yapıyordu.
“Amerikan Dışişleri ve bazı Kongre çevreleri kendisinin UNESCO için iyi bir Genel Direktör olacağına inanıyorlar”dı.
Livaneli, gurur duyacağını söyledi.
Bunun üzerine Amerikalılar, Türkiye’de güvendikleri çevrelerde nabız yoklamaya başladılar:
“UNECO Genel Direktörlüğü için ancak hükümetler aday gösterebiliyordu. Acaba CHP’li olarak bilinen Livaneli’yi AKP Hükümeti aday gösterir miydi?”
Amerikalılar bu soruya “Gösterebilir” cevabını aldılar.
Daha önce yine bir CHP’li olan Kemal Derviş’in Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanlığı’na aday olmasına hükümet destek vermişti. Keza CHP’li Hikmet Çetin de Afganistan’daki misyona hükümet desteğiyle gitmişti.
Şimdi aynı desteği Livaneli’ye vermemeleri için bir neden yoktu.
Bunun üzerine Amerikan Dışişleri, mayıs ayında adaylık için başvuruların bitmesine kısa bir zaman kala, Türk Dışişleri nezdinde gayri resmi girişim yaptı ve “Livaneli’yi aday gösterirseniz biz destekleriz” dedi.



Kitap yaktıracak kültür elçisi



Bu aşamada biraz bilgi verelim:
Birleşmiş Milletler’in 191 ülkenin üye olduğu Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu UNESCO’nun Genel Direktörü 4 yılda bir seçiliyor. Genelde 2 dönem görev yapıyor.
“Diplomatik teamül gereği” her seçimde farklı bir kültürel bölgenin (Batı, Asya, Afrika, Latin Amerika, Arap, Doğu Avrupa gibi) temsiline dikkat ediliyor.
1974’teki Genel Direktör bir Senegalliydi.
1987’de bir İspanyol seçildi.
Halen Genel Direktörlüğü bir Japon yürütüyor.
Bu dönem, sıra Arap dünyasında...
Eylül’de Yürütme Kurulu’ndaki 50 ülke temsilcisi, aday adayları arasından 3’te 2 çoğunlukla bir tek aday belirleyecek; ekimde de Genel Konferans bu adayı onaylayacak.
En güçlü aday, Mısır’ın 14 yıllık Kültür Bakanı Faruk Hüsnü...
Ama dünya, Faruk Hüsnü’yü “Mısır kütüphanelerindeki tüm İsrail eserlerini yaktırma sözü veren” demeciyle hatırlıyor.
O yüzden Washington, -özellikle de Yahudi lobisi- bu kez “centilmenlik anlaşması”nı çiğneyip Faruk Hüsnü’nün adaylığını engellemeye çalışıyor.
Ve UNESCO için “Batı grubu”ndaki Türkiye’den, Arap dünyasının da sıcak bakabileceği bir Müslüman yazar adayı desteklemeyi düşünüyor.
Zülfü Livaneli ismi, böylece gündeme geliyor.



Ankara direniyor



Ancak konu Dışişleri’ne gelince iş karışıyor.
Çünkü Türkiye, tam da Mısır’la nicedir soğuk olan ilişkileri ısıtmaya başladığı bir dönem yaşıyor. En üst düzeyde karşılıklı ziyaretler, Hamas’ın ikna sürecinde birlikte çalışmalar, Kahire’ye havaalanı yapmalarla gelişen diplomatik-ticari ilişkilerin UNESCO nedeniyle bozulması istenmiyor.
Bu, “Arapları arkadan hançerlemek” gibi görülüyor.
Adaylık süresinin dolmasına 1 hafta kaldığından diplomatik istişareye de vakit kalmıyor.
Ayrıca “UNESCO’ya kimin başkan olacağına Yahudi lobisi karar veriyor; Türkiye de buna alet oluyor” görüntüsünün rahatsız edici olduğu düşünülüyor.
Bu yüzden Türk Dışişleri, Amerikalılara “UNESCO mutabakatı”nı hatırlatıyor.
“Livaneli ismine hiçbir itirazımız yok. Hatta memnun oluruz. Ancak son anda centilmenlik anlaşmasını çiğneyip Mısır’a karşı tavır alamayız” diyor.
Livaneli’nin adaylığı böylece suya düşüyor.



“Bir Türk’e karşı Arap’ı desteklediler”



Konuyu Dışişleri’nden araştırdıktan sonra Zülfü Livaneli’ye sordum:
“Türkiye çok büyük bir fırsatı kaçırdı” dedi:
“Destek çok güçlüydü. Aday olsaydım, silip süpürürdük. Düşünün; bir Türk’ü aday göstermek istiyorlar, ama bizim Dışişleri’ni aşamıyorlar. Türk Hükümeti, ‘Bir Arap olsun’ diye direniyor”.
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu kendisini aramış:
“Sizin seçilmenize sevinirdik. Ama diplomatik teamüller bunu gerektiriyor” demiş.
“Bence Araplara söz vermişlerdi; onlarla karşı karşıya gelmek istemediler” diyor Livaneli... Kitap yakma sözü veren biri üzerinde UNESCO için mutabakat sağlanamayacağını söylüyor; o yüzden Rusya’nın, Bulgaristan’ın, Estonya’nın aday çıkardığını hatırlatıyor.