Mağdurlar, tecavüzcüler, saldırganlar aynı araca...

ANKARA - Adli Tıp Kurumu’nun 6. İhtisas Kurulu’nda görevliyken kamuoyunun dikkatinin bu kuruma çekmek için 16 Nisan’da istifa eden çocuk psikiyatrı Doç. Dr. Ayten Erdoğan, Milliyet gazetesinden Devrim Sevimay’a kurumdaki skandal uygulamaları anlatmıştı: 

* Çocuk kuruldan içeri giriyor, “Nasılsın?” diyorlar. Çocuk da “İyiyim” diyor ve “Ruh sağlığı bozulmamıştır” raporu veriliyor. Bu şekilde günde 70 ila 100 vakaya bakabiliyorlar. 

* Bütün Türkiye’den hem mağdur çocukları, hem ailelerini, hem de tecavüzcülerini aynı araca dolduruyorlar. Gerekirse araç dolana kadar 10 tane tecavüz edilmiş çocuğu bekletip, sanıklarla toptan gönderiyorlar. O kadar ilkel bir durum.

* Bizde tüm bilirkişilik tek bir kurum üzerinde. Bunun personel ihtiyacı var, eldiven ihtiyacı var, masa ihtiyacı var, her türlü ihtiyacı var. Ve iş yoğunluğu o kadar fazla ki, odalar dosya dolu. Öyle bir yoğunlukta hata yapılıyor mudur diye sormak saçma, hata yapmamak imkânsız. 

* Kanunda şart koşulmuş olmasına rağmen 2005’ten benim başladığım 2009’a kadar çocuk psikiyatrisi uzmanı yoktu. İstek dahi bildirmemişler, beş yıldır çocuk psikiyatristi olmadan “Ruh sağlığı bozulmamıştır” diye raporlar çıkartıyorlarmış. 

* Çocuk bir büst boyamış; yanındaki adam birine tecavüz edip öldürmüş, ama üç hafta aynı yerde kalıyorlardı.

İmam ve şoförle otopsi
İ.Ü. Adli Tıp Anabilim Dalı’ndan Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı da Taraf gazetesine Adli Tıp Kurumu’ndaki işleyişi anlatmıştı: “Anadolu’da caminin imamı ölü yıkamayı bildiği için, savcının şoförü savcıyla olay yerlerine gittiği için otopsi teknisyeni olarak görevlendirilir. Otopsi basit bir iş olarak görülür, oysa kapsamlı  ameliyattır. Organlardaki değişimi görmeniz, doğru yerden parça almanız gerekir. Böyle bir işi hiç eğitim almamış birileriyle yürütmek çok tehlikeli, oysa bu insanlar usta-çırak ilişkisiyle yetişmiş.” (Radikal)