@ismailsaymaz

'Mahkemede laf atıp gülüyorlardı'

'Mahkemede laf atıp gülüyorlardı'
'Mahkemede laf atıp gülüyorlardı'
1988'de Tuzla'da dört genci öldüren polisler mesleklerine devam etti. Ama ölenlerin yakınları unutmadı: "Polisler mahkemede laf atıyor, gülüyordu."
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Tuzla’da, 7 Ekim 1988’de polisin yaylım ateşi sonucunda öldürülen dört gençten İsmail Hakkı Adalı’nın kardeşi Dr. Kemal Adalı, ağabeyini yitirdiğinde 19 yaşında bir üniversiteliydi. O hafta ağabeyi İsmail Hakkı ile sinemaya gidecek, yemek yiyeceklerdi. O plana, Tuzla Köprüsü’nde 300 kurşun sıkıldı. Şimdi Adalı bunun hesabının sorulmasını istiyor.
Bugün İzmit’te bir hastanede görev yapan 40 yaşındaki Dr. Adalı, ağabeyi İsmail’in kurşunlarak öldürüldüğü 1988’de, Edirne’de Tıp Fakültesi öğrencisiydi. Kendisi 19, ağabeyi 23 yaşındaydı. 

Ağabeyiyle sinemaya gidecekti
O hafta ağabeyiyle sinemeya gidecek, yemek yiyeceklerdi. O gün eve geldiğinde, ağabeyinin öldürüldüğünü öğrendi. Aynı akşam arama için evleri basıldı. İddiasına göre aramayı yapan ağabeyini öldüren polislerdi. Baskılar art arda geldi: “Ağabeyim evin ekonomisini sağlıyordu. Ekonomik olarak çöktük. Kardeşlerimizin okul hayatı bitti, savrulduk. Basındaki fotoğraflarda yerde yatanlardan biri ağabeyimdi. Üzerindeki kazak, benim kazağımdı. Silahları yoktu.”
Sonra yargılama başladı. Mahkeme salonu tıka basa doluydu: “Titriyorum şu an. Bu insanları katledenler annelere, babalara, kardeşlere laf atıyorlar, gülüyorlardı. Annelerin feryatlarıyla alay ediyorlardı. O zaman muktedirlerdi.” Polisler beraat ettikten sonra mesleklerini sürdürüp terfi ettiler. Dört gencin ailesi, bu ‘katliamı’ hiç unutmadı. Dr. Adalı şunları söylüyor: “Katilleri kullananlar açığa çıksın istiyorum. Ülkemde, bir kardeşle bir ağabey hayatlarında birlikte ilk kez güzel şeyler için plan yaptıklarında bilmem hangi kirli örgüt, bu planı bozamasın istiyorum.”

İki kişiyi öldüren polis nasıl beraat etti.
Polislerin 22 yıl önce Tuzla’da dört genci ‘sağ yakalayabilecekken öldürdüğünü’ anlatan polislerin avukatı Ömer Yeşilyurt suçlu olmasına karşın beraat etmesini sağladığı bir başka polisi anlatıyor:
1990 yılında Avcılar ’da, bir barda Kürtçe şarkı tartışması vardı. Polis şarkının çalınmasına itiraz ediyor, fakat kargaşada polisi bıçaklıyorlar. Polis ikisini öldürüyor. Altı yıl sekiz ay verdiler. Temyiz ettik. Yargıtay, ‘Meşru müdafaa’ dedi, polis beraat etti. Kastın aşılması süretiyle adam öldürmekten yerel mahkemede almıştı. Şimdi emniyet müdürüdür.
Meşru müdafaa mıydı?
Bana göre değildi. Bıçak yaraları öldürücü değildi. Bacaklardaydı. Buna karşılık yakın mesafeden öldürücü yerlere ateş etmesi...
Adil bir karar mı?
Bana göre değil. Biri Kürtçe şarkı söylüyor diye kavga çıkarmanın anlamı da yok. Bugün bunu derim ama o gün demiyordum.


    ETİKETLER:

    Avcılar

    ,

    Cunda