Mahkemeye 'dönüş'

11 polis, 552 asker
2001 yılında Çanakkale E Tipi Cezaevi'nde üç hükümlü ve bir askerin hayatını kaybettiği 'Hayata Dönüş Operasyonu'na katılan 552'si asker 563 sanığa dava açıldı. Savcılık, sanıkların faili belli olmayacak şekilde birden fazla kişiyi öldürdüğünü ileri sürdü.
'Verilen emri aştılar'
20 yıldan az olmamak üzere hapis cezasına çarptırılması istenen sanıkların 496'sını operasyon tarihinde vatani görevlerini yapan erler oluşturuyor.
İddianamede sanıkların 'verilen emri aştıkları' öne sürülüyor.
Haber: BAHRİ KARATAŞ / Arşivi

ÇANAKKALE - Çanakkale E-Tipi Cezaevi'nde üç hükümlünün öldüğü 'Hayata Dönüş' operasyonuyla ilgili olarak çoğu asker 563 güvenlik görevlisi hakkında dava açıldı. 'Emri aşmak suretiyle faili belli olmayacak şekilde birden fazla adam öldürmek' suçundan 20 yıldan az olmamak üzere ağır hapis cezasına çarptırılması istenen sanıkların yargılanmasına 30 Ocak 2004'te başlanacak.
Ölüm oruçlarını bitirmek için tüm cezaevlerinde eşzamanlı başlatılan
'Hayata Dönüş' operasyonu kapsamında Çanakkale E-Tipi Cezaevi'nde bulunan hükümlüler Fahri Sarı, Sultan Sarı ve İlker Babacan ile jandarma eri Mustafa Mutlu yaşamını yitirmişti.
'Talimatlara uygun'
Avukatların suç duyurusu üzerine Çanakkale Savcılığı, operasyonda görevli olan güvenlik görevlileri hakkında soruşturma başlatmıştı. Soruşturma, operasyondan üç yıl sonra tamamlandı.
İddianamede, operasyonda görev alan üç asteğmen, 37 astsubay, 16 uzman çavuş ve operasyon sırasında vatani görevlerini yapan 496 er ile bir komiser ve 10 polis memuru toplam 563 görevlinin adı sanık olarak yer aldı.
Savcı Faruk Gülercan'ın hazırladığı iddianamede, "Operasyon diğer cezaevleriyle aynı saatte başlatılmış, mevzuat ve talimatlara uygun yapılmıştır" denilerek, ayrıntılar şöyle dile getirildi:
'Silahlı eylem başlattılar'
"Terör hükümlü ve tutuklularına operasyonun amacı, yapılan anonslarla anlatılmış. Buna rağmen hükümlüler cezaevi ana maltasında barikat kurup operasyona katılanlara silahla ateş edip, yanıcı ve patlayıcı maddeler fırlatıp, koğuş ve maltalarda yangın çıkartmış. Sevke gitmeyeceklerine dair slogan atıp eylemlerini sürdüreceklerini belirtip, cezaevinde silahlı eylem başlatmışlar.
Operasyon devam ettiği sırada cezaevinin dışa bakan penceresinden, kimliği belirsiz kişi tarafından açılan ateş sonucu asker Mustafa Mutlu ölmüş. Bu şekilde ateş edilmesini engellemek ve direnişe son vermek için Jandarma Teşkilat Görev ve Yetkileri Yasası'nın 11. maddesine göre yetkisini kullanıp operasyona başlamıştır.
İlk etapta jandarma, koğuşların tavanına doğru taciz ateşi açıp, göz yaşartıcı gaz kullanmıştır. Buna rağmen hükümlü ve tutuklular eylemlerini sürdürmüştür.
Eyleme son verip dışarı çıkmak isteyenlere kolaylık sağlamak için B blokun dış duvarı yıkılmış ve bunun sonucunda birçok hükümlü, buradan çıkıp teslim olmuştur. Teslim olan ve yaralananlar hastanelere, durumu iyi olanlar başka cezaevilerine nakledilmiştir.
'Küt cisim çarptı'
Operasyon sırasında Fahri Sarı'nın 'ateşli silah yaralanmasına bağlı incebağırsak yaralanması, iç kanama ve gelişen kanama şoku sonucu', Sultan Sarı'nın ise 'küt bir cismin süratle göğüs duvarına çarpması ile meydana gelen travmaya bağlı sternum ve ikinci kaburga kırığı ile mütarafik aortrumtürü, kalp tampanadı ve gelişen dolaşım durması sonucu', İlker Babacan'ın 'başına sol taraftan isabet eden muhtemelen göz yaşartıcı gaz bombası ile kafatası ve kaide kırıkları beyin ve beyincik harabiyeti, beyin kanaması ve gelişen dolaşımın durması' sonucunda öldüğü anlaşıldı."
İddianamede ölenlerin vücutlarında mermi çekirdiği bulunmadığı vurgulanarak, "Ölen ve yaralananların vücutlarından mermi çekirdiği çıkmamıştır. Dolayısıyla bu duruma neden olan mermi çekirdekleri de bulunamamıştır.
Operasyon sonucu yapılan aramalarda bazı mermi çekirdekleri bulunmuş ama bunların kesin olarak ölüm ve yaralanmalarla ilgili olmadığı anlaşılmıştır.
Operasyon sırasında hükümlü ve tutuklular tarafından da görevlilere ateş edilmiştir. Bu yüzden operasyona katılan görevliler kendilerine ateş edilmesine engel olmak amacıyla açılan taciz ateşi ile ilgili olabileceği anlaşılmıştır" denildi.
'Sınır aşıldı'
İddianamede, operasyonda görev alan üç asteğmen, 37 astsubay, 16 uzman çavuş ve operasyon sırasında vatani görevlerini yapan 496 er ile bir komiser ve 10 polis memurunun TCK'nın 450. maddesi uyarınca 'birden fazla adam öldürmek' suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılması istendi.
İddianamede suçun 'faili belli olmayacak şekilde işlendiği' de vurgulandı. Bu durumda TCK'nın 463. maddesi müebbet hapis gerektiren hallerde cezanın 20 yıl hapis cezasından başlaması gerektiğini öngörüyor. İddianamede ayrıca Türk Ceza Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca sanıkların 'zaruri sınırı ve verilen emri aştıkları' belirtiliyor. Bu madde ise sekiz yıldan az olmamak şartıyla ağır hapis cezasını öngörüyor.
Müdürlere takipsizlik
Bu arada operasyon sırasında cezaevinde görevli birinci ve ikinci müdür ile 65 gardiyan haklarında yapılan suç duyurusu üzerine başlatılan soruşturma ise 'takipsizlikle' sonuçlanırken, dönemin valisi ve alay komutanı hakkında ise İçişleri Bakanlığı izin vermediği için soruşturma açılmadı. Operasyondan sonrda isyan ve isyana teşvik suçlamasıyla 154 tutuklu ve hükümlü hakkında açılan dava ise Çanakkale Ağır Ceza Mahkemesi'nde sürüyor.
Eşzamanlı operasyon
Ölüm oruçlarını bitirmek amacıyla 19 Aralık 2000'de tüm cezaevlerinde eşzamanlı olarak başlatılan 'Hayata Dönüş' operasyonunda, 31 tutuklu ve hükümlü yaşamını yitirmişti. Bayrampaşa Cezaevi'ndeki operasyonla ilgili olarak, infaz koruma memurları, jandarmalar ve cezaevi yetkililerinden oluşan toplam 1615 kamu görevlisi Eyüp Asliye Ceza Mahkemesi'nde 'kişiye kötü muamele yapmak' ve 'görevi kötüye kullanmak' suçlarından yargılanıyor.