Mahmur'dan dönenler: Biz ne olacağız?

Kimisi üniversite eğitimini yarım bırakıp gelmiş, kimisi iki yaşında ayrıldığı Türkiye'yi tanımaya çalışıyor. Kuzey Irak'tan dönen 34 kişi vatandaşlık işlemlerini beklerken, 'dönüş'le ilgili 'bilinmezlerin' de bitirilmesini istiyor



RİFAT BAŞARAN

DİYARBAKIR - Abdullah Yaman, ailesiyle Mahmur’a gittiğinde iki yaşındaydı. Türkiye’yi sadece kendisine anlatılanlardan tanıdığını söyleyen Abdullah, “Çok güzel bir yer olduğunu da anlatıyorlardı. Geldiğimde Türkiye’nin farklı bir renkte olduğunu gördüm” diyor. Yedi yaşında gittiği Mahmur’dan üniversite son sınıf öğrencisi olarak dönen Mirzan Buldan, okulunu tamamlamak için YÖK’e başvurmaya hazırlanıyor. Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine Türkiye’ye gelen sekizi PKK’lı 34 kişi Diyarbakır’da bir taraftan vatandaşlık işlemlerinin tamamlanacağı günü bekliyor, bir taraftan da Türkiye’ye kendilerini anlatmanın planlarını yapıyor. Grubun sözcüsü Nurettin Turgut, “Şu anda bir bilinmez yaşanıyor. Şu haliyle Kandil dahi inse, Mahmur yola çıkmaz. Biz geldik ama ne olacak? Sorunlarımız çözülecek mi?” diyerek Mahmur’dan dönecekleri bekleyen asıl soruna dikkat çekiyor.
Radikal, Kuzey Irak’taki Mahmur ve Kandil kamplarından döndükten sonra Diyarbakır’da üç ayrı dairede vatandaşlık işlemlerinin yapılmasını bekleyen grupla görüştü.

Yağmur hasreti
Mahmur grubunun sözcüsü Nurettin Turgut, önce yıllardır yağmur görmediği için, o gün yağan yağmurun altında yürüyüp ıslanmak için dışarı çıktığını, ardından da Türkiye’ye gelme nedenlerini, yapmayı planladıkları işleri anlattı. Hakkâri’de yaşarken Hewler’de düzenlenen bir mitingde, ateş açılması sonucu küçük kızını kaybettiğini, eşinin ise sakat kaldığını anlatan Turgut, “Mahmur’dan yeni gelecek gruplar, bize yönelik uygulamalara bağlı. Şu anda bir bilinmez yaşanıyor. Şu haliyle Kandil dahi inse Mahmur yola çıkmaz. Çünkü görmemiz lazım. Biz geldik ama ne olacak. Sorunlarımız çözülecek mi? Bunlar sağlanmadan tek bir insan dönmez” dedi.
Kandil’den gelen Gülbahar Çiçekçi ise “Biz şu anda hukuki bir sorunuz” diyerek ekledi:
“Bizim gelişimiz hukuki değil, siyasiydi. Ama bundan sonra ne olacak? Yasal bir değişiklik yapılacak mı? Biz barış için kendimizi anlatmaya çalışacağız. Mektuplarımızı yetkililerle gönderdik. Tartışmalar sonrası Meclis’e gitmemiz şart değil ama diğer siyasi partilerle birlikte CHP ve MHP’den randevu talep edeceğiz. Randevu verirlerse gidip kendimizi anlatacağız.”
Mahmur’dan dönen Mirzan Buldan, DTP milletvekili Pervin Buldan’ın faili meçhul cinayette öldürülen eşi Savaş Buldan’ın yeğeni. Amcasının öldürülmesinin ardından yedi yaşında ailesiyle Irak’a göç eden Buldan, giderken başka bir ülke görüp dönüşte arkadaşlarına anlatmanın hayalini kurmuş ama bu hiç gerçekleşmemiş.
Buldan, üniversite eğitimini yarıda bırakmış. Kuzey Irak’taki üniversitede kalan iki dersini Türkiye’de tamamlamak için YÖK’e başvurmaya hazırlanan Buldan, Mahmur dönüşü yaşanacak eğitim sorunlarına dikkat çekiyor:
“Henüz açılım yok. ‘Mahmur’dakiler gelecek’ deniliyor ama gelecekler de ne yapacaklar? Ben onların bir temsilcisiyim. Orada üniversite son sınıfa kadar geldim, artık buradayım. Sormak istiyorum; iki dersim kalmış, ben iki dersi burada verip mezun olabilecek miyim? Mahmur’daki öğrenciler şimdi benim durumuma bakıyor. Hiçbirinin Türkiye diploması yok. Hata bazılarının burada nüfus kaydı bile yok, orada doğmuş, kampta okumuş. Türkiye’ye gelip eğitimine kaçıncı sınıftan başlayacak? Biz geldik ama diğer insanlar gelip ne yapacak? Köylerine ne oldu? Köyü yakılanlar var, onlara tazminat verilecek mi? Hepsi bir sorun. Hükümet bölge halkının oylarına oynuyor. Başbakan ‘ara verildi’ diyor. Anlaşılan o ki ben siyasi propaganda malzemesi oldum. Açılımın, Mahmur’dan gelen için bir garantisi var mı? O zaman diğerleri nasıl gelecek.”

‘İstanbul’u özlüyordum’
1954 doğumlu Sisin Yaman, Türkçe bilmiyor. Ama Türkiye özlemi hiç dinmemiş:
“Çocukluğunun geçtiği yerleri bırakıp gitmek çok zor. Sadece köyümüzü değil, bütün Türkiye’yi özlüyordum. Mesela çok eskiden gittiğim İstanbul. Şimdi bütün Türkiye’yi dolaşmak istiyorum. Ülke özlemini gidermeye geldik. Barış gelirse orada kalan iki çocuğum da gelir ve köyümüze döneriz. Küçük çocuğum da gelmek istiyordu ama ben bırakmadım. Okulu vardı. Bir de şartlara bakmak istedim.”
Oğlu Abdullah Yaman ise Irak’a gittiklerinde iki yaşındaymış. Türkiye’yi sadece kendisine anlatılanlardan tanıdığını söyleyen Abdullah, “Çok güzel bir yer olduğunu anlatıyorlardı. Geldiğimde Türkiye’nin farklı bir renkte olduğunu gördüm” dedi.
Dağlıca’dan ‘bilindik hikâyeler’ nedeniyle Irak’a giden ve eşi Melekşah Soydan’la dönen Mikail Soydan ise barış için elinden geleni yapıp köye dönmeyi planlıyor:
“Orada inşaatlarda çalışıyordum ama bir gerçek var ki bizim köyde evimiz yakılıp yıkıldı.”
Melekşah Soydan ise özlemini “Benim için barış akan kanın durması, kendi toprağımda kendi dilimle yaşamamdır” diye anlattı.

35. kişi anne karnında
Mahmur’dan eşi ve üç çocuğu ile gelen Kamil Ökten, beraberinde gelen altı aylık bebeği için haberlerde ‘küçük terörist’ denilmesine üzüldüğünü anlattı. 1959 doğumlu Ökten, 1993’de Türkiye’de eşi ve çocuklarını bırakarak göç ettiği Mahmur’da, ‘Türkiye’ye yeniden gelme umudu kalmadığı ve kampta tek başına yaşamak zor olduğu’ için yeniden evlenmiş. Yeni eşi Hamsiye ile üç çocuğu Helena, Hevi ve Bewar’ı da getiren Ökten, gruptakilerin ‘bir de kaçak yolcu getirdi’ esprisi üzerine, eşinin beş aylık hamile olduğunu anlattı. Barış için yola çıkınca bütün zorlukları da göze aldıklarını anlatan Ökten, “Çocuklar bizim kadar detaylı düşünemiyor. Daha önce yaşananları anlatmamama rağmen, ‘Türkiye’ye barış için gideceğiz’ dedik, sevinerek sokağa fırladılar” dedi.
Çocukları Silopi’de kardeşlerinin yanına bıraktığını söyleyen Ökten’in aklı onlarda:
“Çalışmalarımız bitince ben de gideceğim. Orada yıllardır görmediğim çocuklarım var. Ben giderken onlar çok küçüktü. Yeni çocuklarım olunca da, ‘o çocuklar uzakta bu çocuklar yanımda’ diye vicdan azabı duydum.”