Mahmur'dan gelecek 26 kişinin isimleri netleşti

Mahmur Mülteci Kampı'ndan Türkiye'ye gelecek olan grupta yer alanların isimleri netleşti. 4'ü çocuk 26 kişiden oluşan grup Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye girecek.


ANKARA - ANF’nin haberine göre, Mahmur önceki gün olağanüstü bir toplantı yapıldı. Toplantı sonuçları daha sonra dün akşam saatlerinde Mahmur Kültür Merkezi’nde kampta bulunanlara sorulacak görüşleri istendi. "Demokratik çözüm ve barış grubuna" katılmak isteyenlerin başvuruları kabul edildi. Gruba katılmak için 400’ü aşkın kişinin başvuruda bulunduğu ve bunlar arasından 9 kadın, 4 çocuk ve 13 erkek seçildi. Bunlar arasında Selahaddin Üniversitesi’nde okuyan öğrenciler de bulunuyor.
Mahmur Grubu, yarın Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapacak. Sonra da ellerindeki mektupları, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı’na gönderecek. Mektupta grubun talepleri yer alacak. Ayrıca taleplerini içeren bir dosya da yetkililere sunulacak. Mahmur’dan gelecek barış grubu, Ankara’ya giderek Meclis ile görüşmek istiyor.
Grupta yer alanlar hakkındaki bilgiler şöyle:
Kamil Yüksel: 1959 Şırnak-Silopi doğumlu. Kamil Yüksel ile birlikte 1977, Zaxo doğumlu Hamsiye ile üç çoğu Helena, Hevi ve Bewar ile birlikte grupta yer alıyor.
Nurettin Turgut: 1960 Hakkari doğumlu.
Musa Tomak: 1984 Cizre doğumlu, Barış Grubu’na 1985 Cizre doğumlu eşi Nurcan Tomak ve Rojda isimli küçük kızı ile katılıyor.
Yusuf Şen: 1949 Uludere doğumlu, 1994’da göç etti.
Cane Kabul: 1969 Şırnak doğumlu, 1993’te göç etti.
Sait Şedal: 1955 Yüksekova doğumlu, 1994’te göç etti.
İsmail Ayaz: 1988 Şırnak doğumlu, 1994’te göç etti.
Ayşe Kara: 1983 Uludere doğumlu, 1994’te göç etti.
Sosin Yaman: 1954 Uludere doğumlu, 1994’te göç etti.
Abdullah Yaman: 1992 Uludere doğumlu, 1994’te göç etti.
Emine Sağat: 1955 Şırnak doğumlu, 1992’te göç etti.
Melekşa Soydan: 1973 Yüksekova doğumlu, Barış Grubu’na 1971 doğumlu eşi Mikail Soydan ile birlikte katılıyor. Her ikisi de 1995’te göç etti.
Haci Sorgül: 1955 Cizre doğumlu, 1994’te göç etti.
Mehmet Adanmış: 1970 Siirt doğumlu, 1993’te göç etti.
Fatma İzer: 1987 Şırnak doğumlu
Nizar Buldan: 1987 Yüksekova doğumlu, 1994’te göç etti, üniversite öğrencisi
Bülent Aka: 1983 Yüksekova doğumlu, 1994’te göç etti, Selahaddin Üniversitesi’nde hukuk mezunu.
Mehmet Kaçan: 1970 Uludere doğumlu, 1993’te göç etti
Zehra Tunç: 1985 Uludere doğumlu, 1994’te göç etti, Selahaddin Üniversitesi öğrencisi.



İLK BARIŞ GRUBU: UMARIZ BİZİM AKIBETİMİZE UĞRAMAZLAR


Abdullah Öcalan’ın önerisiyle 1 Ekim 1999’da Şemdinli’den Türkiye giriş yapan ilk "barış grubu"nun içinde yer alan M. Şirin Tunç ve Gülten Uçar, yarın Türkiye’ye giriş yapması beklenen üç "barış grubu"na ilişkin "umarız bizim akıbetimize uğramazlar" dedi. Tunç ve Uçar, "Daha ılımlı şeylerle karşılaşacaklardır. Ama bunun kendi içinde riski de var. Şu anda demokratik bir tıkanıklık yaşanıyor. Muhalefet açılıma karşı. Yeni grupların gelmesi hükümetin de elini güçlendirir. 1999’da değerlendirilmeyen fırsatın bu sefer değerlendirilmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.
M. Şirin Tunç ve Gülten Uçar, Aknews’e yaptığı açıklamalarda Türkiye’ye Kuzey Irak’tan "barış grupları"nın gönderilmesiyle ilgili değerlendirmelerde bulundu ve Türkiye’ye giriş yaptıklarında yaşadıklarını anlattı. "Umarız bizim akıbetimize uğramazlar" diyen Tunç ve Uçar,
"Daha ılımlı şeylerle karşılaşacaklardır. Ama bunun kendi içinde riski de var. Şu anda demokratik bir tıkanıklık yaşanıyor. Muhalefet açılıma karşı. Yeni grupların gelmesi hükümetin de elini güçlendirir. 1999’da değerlendirilmeyen fırsatın bu sefer değerlendirilmesi gerekiyor" şeklinde konuştu.


-"ÖNCE MİSAFİRLİK, SONRA SORGULAMA"-

10 yıl dağda kalan Tunç, Öcalan’ın "Kürt ve Türk halklarının barışı için 1999’da iyi niyet girişimi" altında bir grubun, Türkiye’ye gelmesi önerisi üzerine birkaç arkadaş olarak gönüllü olduklarını, 1 Ekim 1999’da Türkiye’ye giriş yaptıklarını" belirten Tunç, daha sonra yaşadıklarını şöyle anlattı:
"8 kişilik grup olarak silahlarımızla birlikte geldik, çünkü ne olacağını bilmiyorduk. Şemdinli, savaşın başladığı yer olarak bizim için önemliydi. Barışında oradan çıkması doğruydu. Şemdinli’de bizi karşılayan bini aşkın asker vardı. Bir binbaşı, ‘Arkadaşlar ben silahımı bırakıyorum. Siz de silahlarınızı bırakın ve orta yerde kucaklaşalım’ dedi. Mevcut subaylar geldi ve tokalaştık. Daha sonra Asayiş Kolordu Komutanı gelerek, ‘Hoş geldiniz’ dedi. Bu toprakların Kürtlerin ve Türklerin ortak vatanı olduğunu, emperyalistlerin bizi birbirimize düşürmeye çalıştığını, bu tavrı boşa çıkarmamız gerektiğini anlattı."


-"3 YILA YAKAN CEZAEVİNDE KALDIM"

Daha sonra tabura götürüldüklerini ve burada kendilerine "misafirimizsiniz" denildiğini kaydeden Tunç, ardından Skorsky helikopterine bindirilip götürüldükleri yerde sorgulandıklarını söyledi. Tunç, "Gözlerimiz bağlandı ancak bir general buna karşı çıktı ve göz bantlarımız çözüldü" dedi ve dört günlük sorgunun altından mahkemeye çıkarıldıklarını, 15-22.5 yıl arasında cezalar verildiğini kaydetti.
Tunç, daha önceden 24 yıllık çekilmiş cezası olduğu için verilen cezanın buna sayıldığını ve 3 yıla yakın cezaevinde kaldıktan sonra çıktığını, diğer arkadaşlarının ise 4.5 yıl yattığını vurguladı.
Tunç, Öcalan’ın önerisiyle yeniden üç grubun gelişiyle ilgili olarak da "O süreç tarihi bir süreçti ancak Türkiye tarafından değerlendirilmedi. ‘Bu hareketin önderliğini yapmış kişi elimizdedir, idam cezasıyla rehin alınabilir’ yaklaşımı söz konusuydu. Diğer yandan örgütü ‘tümden tasfiye edeceğiz’ mantığı vardı. O yüzden yeterince etkili olamadı o süreç. Şu anda ise şartlarda değişimler var. Umarım eski hatalar işlenmez, sürecin önünü açmak açısından olumlu yaklaşımlar olur" şeklinde konuştu. (anka)