Mal kavgası, silah, berdel, 44 can

Mal kavgası, silah, berdel, 44 can
Mal kavgası, silah, berdel, 44 can

Kimi daha hayatının başında, kimi çocuklarına doyamadan anlamsız bir öfkenin kurbanı olan insanlar, yan yana toprağa verildi. Başlarında dün gün boyu kendilerini yalnız bırakmayan sevdikleri vardı. FOTOĞRAF: MUHARREM KONTAZ / DHA

*Kardeş çocuklarının birbirini vurduğu Bilge köyünde fitili, yıllar önce kan davası yüzünden göçüp gidenlerin bıraktığı araziler ateşledi. Çelebiler malları paylaşırken kavga çıktı
*Husumetin eksik olmadığı köyde herkesin devlet malı bir Kalaşnikof'u vardı. Silahlar, Sevgi ile Habib'in yanı sıra Halil ile Emine'nin de nişanlandığı 'berdel' gecesi konuştu
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

MARDİN - Zamanında yaşanmış bir kan davası. Bu yüzden göçüp gidenlerin bıraktığı arazi yüzünden amca çocuklarının birbirine kurşun sıktığı bir mal kavgası. Herkesin elinde devletin verdiği bir Kalaşnikof. Çoluk çocuk 44 kişiyi öldürdükten sonra eve gidip uyuyan insanlar. Berdel... Mardin’de 44 kişinin öldüğü ‘nişan’ gecesi aydınlanırken, ortaya çıkan manzara tüyler ürpertiyor.
Mardin’in Mazıdağı ilçesine bağlı Bilge köyü dün güne, ‘hayatta kalanların’, evlerin hemen aşağısında açılan mezarlığa akın etmesiyle başladı. Kadınlar, mezar taşlarına sarılarak Kürtçe ağıtlar yaktı. Katliamda kaybettikleri yakınlarının isimlerini teker teker sayan kadınların ağızlarından “Bilge köy, Filistin olmuş...” feryatları yükseldi.
Mezarlığın ilk ziyaretçilerinden biri Vedat Çelebi’ydi. Rahatsızlığı nedeniyle Ankara’da tedavi gördüğü için ölmekten kurtulan Vedat Çelebi, kaybettiği yakınlarının başında “Vuranlar teyze çocuklarımız. Nasıl yaptılar bunu anlamıyoruz” diyerek gözyaşı döküyordu.
Mezarlığın erken ziyaretçilerinden biri de 13 yaşındaki Abdullah’dı. Babası Veysi, annesi Nedime ve kız kardeşi Ayşe Çelebi’yi kaybetmişti. Olay günü köyde olmadığı için kurtulan bir diğer şans-lı kişiydi. Kimsesiz kalan Abdullah, mezarların başında bir süre oturdu, ağıt yakan kadınlara baktı, ağladı.

‘Keleş’in sesini tanıdım’
Gün ilerdikçe, köyün üstüne çöken acı da ağırlaştı. Her evden ağıtlar yükseliyordu. Köyün erkekleri taziye çadırını kurarken bir yandan ilginç ayrıntılar anlatılmaya başlandı. Muhtar Hacı Halim Çelebi’nin oğlu Abdulrahim Çelebi, nişana gitmemişti:
“Silah seslerini duyunca şimşek çakıyor zannetim. Daha sonra ‘Keleş’in sesini tanıdım. Yılardır koruculuk yapıyoruz, silahı sesinden bilirim. Eve koştum. Gördüğüm manzara dehşet vericiydi. Herkes ölmüştü. Bir babam sadece elini kaldırabildi. Onu aldım hastaneye götürmek için yola çıktım. Ancak yolda hayatını kaybetti.”
Abdulrahim Çelebi’in anlattıkları bizi yeniden 44 kişinin öldürüldüğü pazartesi gecesine götürürken, ‘berdel’ hikâyesini de ortaya çıkarıyor.  O gece evde çifte nişan vardı. Habib ve Sevgi’nin yanı sıra Halil ve Emine de nişanlanıyordu:
“Halil yeğenimdi, vekil öğretmenlik yapıyordu. Açık Öğretim’de okuyordu. Halil, Habib’in kardeşi Emine ile nişanlanacaktı. Habib de Sevgi ile. Eve girdiğimde zaten ilk Halil’in cesediyle karşılaştım.”
Abdulrahim Çelebi’ye göre yakın asaldırganlarla hiçbir sorunları yoktu: “Saldırganlar halamız Berfu Çelebi’nin çocukları. Onlarla olaydan bir saat önce konuştuk. Beraber göreve gidiyorduk, okey oynuyorduk, neden böyle bir şey yaptılar bilmiyorum. Nişan için onları da davet etmiştik, ama gelmediler. Demek ki planlamışlar. Şahit bırakmamak için herkesi öldürdüler sonra terör saldırısı diyeceklerdi.”

Son nefes: Yeğenler yaptı
Osman Çelebi, muhtar Halim Çelebi’nin ağabeyi:
“Ağabeyim önce yaralanmış, oğlu apar topar hastaneye kaldırıyor ve yolda diyor ki ‘Vasiyetimdir bizi tarayan, öldürenler öz yeğenlerimizdir. Kimsenin günahını almayın.’ Saldırganlar olaydan sonra 50 metre uzaklıktaki evlerine gidip, soyunup yatmışlar.”
 Cengiz Çelebi, camdan atlayıp kurtulmuş: “Babamın yanında namaz kılıyordum. Taramaya başladılar, hemen camdan atladım, karanlıkta izimi kaybettirdim. Saldırganların yüzleri açıktı.”
Saldırıdan sonra Çelebi ailesinin  en yaşlısı olarak geride 47 yaşındaki Osman Çelebi kaldı. O da eve geç geldiği için nişana katılmamış:
“Dokuz kişi gelmişler. Dört kişi eve girmiş, beşi dışarıda beklemiş. İkisi kadınların, ikisi de erkeklerin bulunduğu kısma yönelmiş. ‘Bakalım kim sizi kurtaracak’ diye ateş açmış. Yüzleri açıkmış.”

Vali: Husumet, menfaat
Bu arada olayda kullanılan silahların, devletin koruculara verdiği silahlar olduğu da dün açıklandı.
 Mardin Valisi Hasan Duruer de saldırıyı, ‘Kavga, kan davası değil, husumet, menfaat ve kıskançlık kavgası’ sözleriyle yorumladı.
***
Devlet kime silah veriyor?
Taziye için komşu köyden gelen ve isminin yazılmasını istemeyen bazı köylüler ise iki aile arasında küçük de olsa husumet olduğunu söylerken koruculuk sistemini de eleştirdi:
“Bilge köyü, kadınlı erkekli silahlıdır. Devlet herkesin eline silah vermiş. Cahil adamın eline devlet silah verirse bu tür olaylar normaldir. Bu katliamı yapmasının nedeni, aileyi silahsız yakalamış olmalarıdır. Çünkü geride kimse kalmasın diye kökünü kazımak istemişler. Devlet kimlere silah verdiğini iyi bakmalı.”

Göçen ailenin topraklarını paylaşırken kavga
Aynı köylülere göre köyde 1985 yılında Çelebi ailesi ile  ‘Şeyh ailesi’ olarak bilinen aile arasında kan davası vardı: “O zamanki kan davasında, bu saldırıyı yapanların babası Şeyhmuz Çelebi öldü. Kan davası başlayınca Şeyh ailesi buradan Bursa’ya göç etti. Onlardan kalan toprağı, balık çiftliklerini de Çelebi ailesi kendi aralarında paylaştı. Ancak saldırganların ailelerine bu toprak ve balık çiftliklerden az pay düştüğü için husumet yaşıyorlardı.”
***
İmamın evi için kurşun
24 saat gözaltında kaldıktan sonra yeğeni Mustafa’yla birlikte dün serbest bırakılan Ahmet Çelebi ilginç iddialarda bulundu:
“Savcı bana şunu şunu sen öldürdün dedi. Kabul etmedim. Olay saatinde başka yerde olduğumu ispat edince bizi bıraktılar. Diğerleri de olayla ilgileri olmadığını ispatlayacaklar. Elimizde devletin yetkililerinin görevlendirme belgesi vardı. Onun için serbest bıraktılar. Bunu Osman Çelebi yaptı. Dokuz yıldır muhtara kini var. Geçen seçimde muhtara ‘Fazla yaşıyorsun’ dedi.”
Kendilerine köyden ayrılmak için üç gün verildiğini ve ‘köyden ayrılınca konuşacağını’ söyleyen Ahmet Çelebi, katliamdan önce boş bir eve, kendisi de nişan gecesi ölen imamın yerleşmesi konusunda silahlı kavga çıktığını öne sürdü: “Köyden daha önce göç eden birinin evi vardı. Biz o eve imamı yerleştirmek istedik. Ölen Muhittin ve Fesih Çelebi buna karşı çıktılar. Muhittin, ‘evde benim de payım var ben yerleşeceğim’ diyordu. Ben imamın yerleşmesini istiyordum. Bana kurşun sıktılar. İmamın kendisi jandarmayı arayıp ihbar etti. Ama bunu biz yapmadık.”
***
‘Karşı taraf’ göç ediyor: Bizim erkeklerimiz yapmadı

Zanlıların yakınları dün köyden göç etmeye başladı. Aileler eşyalarının yanı sıra, hayvanlarını da kestikten sonra etlerini kamyonlara yükleyerek köyü terk etti.
FOTOĞRAF: MUHARREM KONTAZ / DHA


Köyde halen ölenler ile öldürülenlerin aileleri bir arada. Tutuklanan kişilerin yakınları olan 12 aile, köyden göç etmeye başladı. Zanlıların ve yakınlarının oturduğu toplam 12 evin çevresinde olası saldırıya karşı jandarma devriye geziyor. İlçe Jandarma Komutanlığı, olayların ardından Bilge köyünde geçici karakol oluşturdu.  
Berfu Çelebi’nin ailesinden sekiz kişi tutuklanmış. Evleri, saldırılan eve 15 metre mesafede. Tutuklanan 14 yaşındaki çocuğun da annesi olan Feride Çelebi nişana kendilerini çağırmadıklarını savundu: “Yeni sofradan kalmıştık, silah sesini duyduk. Hemen kapımızı kapattık. Bir süre sonra oğlumu eve gönderdim ‘gidin bakın’ dedim. Gitti geldi ‘Anne herkesi öldürmüşler’ dedi. Zaten biraz sonra Jandarma geldi, oğlumu da aldılar. Evin bütün erkekleri tutuklu.”  

‘Kız meselesi değil’
Feride Çelebi, olayın kız meselesi yüzünden çıktığı iddialarını da reddederek, “Bizim erkeklerden evlenecek yaşta olan kimse yok. Bir oğlum var, o da zaten 14 yaşında. Taziye gittiğimizde bizi evden kovdular, ‘Niye geldiniz?’ dediler. Şu anda evimizin bütün erkekleri tutuklandı. Olayın bizimle alakası yok” diye konuştu.
Zanlılardan Abulkadir Çelebi’nin eşi Neslihan Çelebi de iddiaları “Olay olduğunda Abdulkadir kamyondaydı, eve geldiğinde zaten olay olmuştu. Nişana gitseydik bizi de öldüreceklerdi ama çağrılmadığımız için gitmedik. Erkeklerimizi suçsuz günahsız alıp götürdüler” diyerek reddetti.
Tutuklananlardan Süleyman Çelebi ’nin eşi Makbule Çelik, iftiraya uğradıklarını ileri sürdü:
“Kendilerinin zengin olduğunu, bizim de fakir olduğumuzu söyleyip, mallarında gözümüz olduğunu söylüyorlar. Biz fakir değiliz, benim evimde her türlü eşyam var. Benim kocam, kayınbiraderlerim para için böyle şeyler yapmaz. Bunu kim yapmışsa ortaya çıkarsınlar. Kocam evde otururken jandarma alıp götürdü. Köyde diğer korucular görevi gitmiş, bir tek evde kalanları alıp götürdüler. ”
Katliamın ardından köyde taziyelerin kabul edilmesi için üç çadır kuruldu. Köyde beşinci sınıfa kadar eğitim verilen, 22’si kız 40 öğrencili ilköğretim okulunda da pazartesi gününe kadar eğitime ara verildi.

Sultan: ‘Hiç kimse sağ kalmasın’ diye bağırdılar

Damadın 13 yaşındaki kardeşi Sultan, olayda annesini, babasını, ağabeyini ve kardeşini kaybetti.
FOTOĞRAF: CANAN ALTINTAŞ / DHA


Nişanda damat tarafı Arı ailesinden dört kişi ölürken, kızları 13 yaşındaki Sultan Arı katliamdan sağ çıktı. Ağabeyi Habip, annesi Kafiye, babası Mithat ve kardeşi Ruhşen’i toprağa veren Sultan, nişan evinde erkeklerin ve kadınların ayrı ayrı yerlerde olduğunu söyledi. Kendisi de gelin Sevgi Çelebi ile ayrı bir odada bulunan Sultan, o anları anlattı:
“Birden silah sesleri geldi. Odada bulunan büyüklerimiz hemen bizi başka odaya götürüp odanın ışığını kapatıp, televizyon ve elektrikli ısıtıcının fişini çekti. Odada yatak ve battaniyelerin konulduğu bir yer vardı. Biz oraya saklandık. Bir süre sonra silah sesleri kesildi. Ama tekrar adamlar eve gelerek ‘her yeri arayın hiç kimse sağ kalmasın, herkesi öldürün’ diye bağırdılar. Bazı adamlar ayaklarıyla yerde yatanların ölüp ölmediğini kontrol ediyordu. Ölmeyenin üzerine ateş açtılar. Benim yanımda ablam ile köyden bazı çocuklar vardı. Biz sesimizi çıkarmadan orada saklandık. Sonra eniştem odaya gelince biz çıktık. Bize, ‘Allah’a şükür siz ölmemişsiniz. Ama herkes ölmüş’ dedi.”

‘Kardeşimi alnından vurmuşlar’
Daha sonra gizlendiği yerden çıktığını söyleyen Sultan, “Bana babamların namaz kılarken öldürüldüğünü söylediler. Annemin olduğu odaya gittiğimde beş yaşındaki kardeşim Ruhşen yerde yatıyordu. Onu alnından vurmuşlardı. Gözleri açıktı. Daha sonra ablam polisi ve jandarmayı aradı, ama vaktinde gelmediler. Biz yine gelecekler diye bir süre evden çıkamadık. Askerler geldikten sonra çıkabildik” dedi.

Annesiz babasız kalan 70 çocuk ne olacak?

Kimsesiz kalan çocuklar şaşkınlık içinde dolaşıyor. Devlet çocukları koruma altına almayı planlıyor.
FOTOĞRAF: FERİT ASLAN / DHA


Katliam kurbanı köyde aralarında süt emen bebeğin de olduğu 70 çocuğun öksüz ve yetim kaldığı belirlendi. Bu çocuklara Kürtçe bilen psikologlarca destek veriliyor. Mardin Sosyal Hizmetler İl Müdürü Fevzi Hamidi, köylülere sosyal destek vermek amacıyla ekip oluşturduklarını belirterek, şunları söyledi:
“Saldırı nedeniyle 35 çocuğun hem annesi, hem de babası ölmüş. Ayrıca annesi ölen 20, babası ölen 15 çocuk tespit ettik. Biz köyde Kürtçe bilen bir psikolog görevlendirdik. Kadın ve çocuklara yönelik rehabilitasyon çalışması başlattık. Anne ve babasını kaybeden çocukların yakınları kabul ederse devlet koruması altına alacağız. Kabul etmezlerse her çocuk için ailelere 350 TL para yardımında bulunacağız.”
Ancak çocukların devlet koruması altına alınma teklifine ailelerin sıcak bakmadığı öğrenildi.

‘Kardeşlerimle mezarlıktan ayrılmıyoruz’
Mezarlıkta dua eden 12 yaşındaki Sıddık Çelebi, olayda annesi Arife Çelebi ile, iki amcası ve iki dayısını kaybettiğini belirterek, “Annem nişana gitmişti. Biz kardeşlerimizle evdeydik. Silah sesleri duyduk. Muhtarın kızının sesi geldi. Eve gittiğimizde çok yaralı vardı, her yer kandı. Babam ve diğer köylüler, herkesi arabalara koydu. Hastaneye götürdüler. Sonra kara haber geldi. Annemin öldüğünü duydum” dedi.
Saldırı mağduru çocuklardan biri de 11 yaşındaki Muhammet Selim Çelebi. Saldırganların şaşırtmak için önce trafoya ateş açtığını söyleyen Muhammet Selim Çelebi, annesi, ablası ve yeğenini kaybetmiş.
11 yaşındaki Canan Çelebi de artık annesiz ve babasız: “Biz ortada kaldık. Teyzem bizi yanına alacağını söyledi. Durumumuzun ne olacağını bilmiyoruz. Kardeşlerimle birlikte mezarın başından ayrılmıyoruz.”