Malatya sanığını kim susturdu?

Malatya'da Zirve Yayınevi'nde nisan ayında üç misyonerin öldürüldüğü katliamla ilgili dava dosyasında ortaya çıkan yeni belge soru işaretlerini artırdı.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi
DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

İSTANBUL - Malatya'da Zirve Yayınevi'nde nisan ayında üç misyonerin öldürüldüğü katliamla ilgili dava dosyasında ortaya çıkan yeni belge soru işaretlerini artırdı. Olaydan sonra balkondan düşen faillerden Emre Günaydın'ın kaldırıldığı hastanede odasını gözetleyen kameralardan bazı kayıtların imha edildiği ortaya çıkmıştı. Ancak görevli polis ve jandarmanın tuttuğu bir tutanakta Günaydın'ın katliamla ilgili konuşmaya çalışırken bir görevlinin konuyu kapatmaya çalıştığı anlatıldı.
8 Nisan'da beş kişi, misyonerlik yaptıklarını öne sürdürdükleri Alman uyruklu Tilman Ekkehart Geske, Necati Aydın, Uğur Yüksel'i boğazlarını keserek öldürdü. Olay yerinden kaçmaya çalışırken balkondan düşen sanık Günaydın ağır yaralandı. Günaydın'ın tedavi gördüğü oda iki güvenlik kamerasıyla 24 saat izlendi. Ancak Günaydın'ın ağır yaralı olarak hastanede yattığı ilk on günün kayıtlarının silindiği ortaya çıktı. Malatya Cumhuriyet Savcılığı hastanedeki kameraların ses kaydı özelliği olmadığı için değiştirilmesini istedi. Cinayetten on gün sonra hastaneye giden güvenlik görevlileri bu kameraları söktürerek yerine ses kaydı özelliği olan kameraları taktırdı. Güvenlik görevlileri, 'teknik nedenlerle on günlük kayıtları kopyalayamadıkları' yönünde tutanak tuttu ve kayıtları imha etti. Bu durum, hastane odasında Günaydın'ı kimlerin ziyaret ettiği konusunda soru işaretleri yarattı.
Günaydın'ın güvenliğinden sorumlu olan polis ve jandarma görevlilerince tutulan tutanaklar odada neler yaşandığını ortaya koyuyor. 12 Mayıs tarihli bir tutanakta şöyle deniyor:
".. şüpheli Emre Günaydın, kalmakta olduğu odadan 'Hacı abi' diye görevli ekiplere seslenmiş olup, bir görevli 'Ne oldu' diye seslendiğinde, 'Ben geçen hafta Malatya'da geçen hafta üç misyoner tespit ettim. Adamları ekmek bıçağıyla hatır hatur kestim.
Uyuyamıyorum. Bunu sana söyledim, rahatladım' dediği, ikinci defa çağırdığında 'Amcamın oğlu Abuzer bir de Mehmet veya Memiş diye biriyle beraber kestik. Yer de Zirve Yayınevi' şeklinde konuştuğu... Ayrıca 'abi beni burdan kaçır, seni yaşatırım' dediği.."
13 Mayıs tarihli tutanaktaysa, şu ifadeler var: "Şüpheli Emre Günaydın oda dışında koltukta oturduğu esnada bir görevliye hitaben, 'Senin boğazını hır hır kessem içim soğumaz' diyerek, defaten sözler sarf etmiş olup, isteği üzerine şahsı sakinleştirmek amacıyla bir görevli refakatinde oda içinde volta atmış, şahsın sürekli 'kaçağım hastanede bugün durursam, kendimi öldüreceğim' şeklinde sözler sarf etmesi ve odanın pencerelerine yumruk vurması üzerine hastane yetkililerinden gerekli müdahalenin yapılması istenmiş..."
Dosya yeniden inceleniyor
Bu tutanaklar dışında başka bir belge daha var. Terörle Mücadele Şubesi'nde görevli bir polis tarafından bir ajanda sayfasına yazılmış not aynen şöyle: "50. kasette Emre Günaydın'ın rezillik çıkarttığı, ayrıca Zirve Yayıncılık'la alakalı konuşmaya çalıştığı, görevlinin konuyu kapatmaya çalıştığı şeklinde bilgilerin olduğu..."
Bu bilgiler üzerine Malatya Cumhuriyet Savcılığı'nın 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dava dosyasını incelemek için yeniden istediği belirtildi.