Maraş katliamında derin tartışma

Türkiye'nin yakın tarihine kara bir leke olarak geçen, 111 kişinin öldüğü Kahramanmaraş katliamına dair sırların bir türlü aydınlatılamamış olması, aradan geçen 29 yıla rağmen tartışmaları canlı tutuyor.
Haber: ERTUĞRUL MAVİOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Türkiye'nin yakın tarihine kara bir leke olarak geçen, 111 kişinin öldüğü Kahramanmaraş katliamına dair sırların bir türlü aydınlatılamamış olması, aradan geçen 29 yıla rağmen tartışmaları canlı tutuyor. Katliam davasının bir numaralı sanığı Ökkeş Şendiller (Kenger), Bülent Ecevit'in kasasından çıkan ve 'katliamda MİT parmağı' olduğunu belirten belgeye itiraz etti.
Büyük Birlik Partisi MKYK üyesi Şendiller, 24 Aralık1978'teki Kahramanmaraş katliamıyla ilgili Bülent Ecevit'in ölümünün ardından ortaya çıkan 'MİT belgesi'ni yeniden gündeme taşıdı. Katliamın "Marksist örgütler tarafından gerçekleştirildiğini" iddia eden Şendiller, "Kasadan çıktığı bildirilen belge gerçekse olayların derhal üzerine gidilmesi gerektiğini, ancak gerçeklerin belgedekilerden farklı olduğunu" savundu.
MİT parmağı
Ecevit'in üzerine "Çok ciddi bir kaynaktan verilmiştir" notunu düşerek kasasına sakladığı 1 Ocak 1979 tarihli belge şöyle:
"CHP iktidarı devraldıktan sonra vuku bulan büyük olayların (Malatya, Sivas, Kahramanmaraş) çıkacağına dair bir-iki ay evvelinden haber verilmediğinden yüzlerce vatandaşımızın can ve mal kaybına sebebiyet vermişlerdir. Önceden haber vermek bir tarafa olayın yaratılmasında en etkin rol oynamışlardır. Nitekim Kahramanmaraş olayı MİT'ten (...), (...), (...), (...)'in (isimler gazeteci Can Dündar ve Rıdvan Akar tarafından gizlendi) müşterek planlamaları ile çıkarılmıştır. Türkeş oraya ...'in tavassutuyla 'u tayin ettirerek Güney Bölgesi'ni ele geçirmiş ve Maraş olayını rahatlıkla tertip ettirmiştir. MİT olayın içinde olmasaydı Maraş'tan her türlü istihbaratı aylar evvel alır ve olayın zuhur etmesine meydan vermezdi. MİT, CHP zamanında büyük olayları yapan ve yaptıran MHP'lilere ait bilgileri saklamış, sıkıyönetim mahkemelerine sadece sola ait raporların verilmesi hususunda Türkeş, MİT'teki elemanlarına talimat vermiştir."
Ecevit'in belgesinin doğruysa üzerine gidilmesi gerektiğini savunan Şendiller, Kahramanmaraş katliamının yıldönümü nedeniyle yaptığı yazılı açıklamada, Adana Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nde katliamla ilgili açılan davada 805 kişinin yargılandığını, bunların 52'sinin sol görüşlü olduğunu söyledi. Şendiller, "Olayları tertipleyenlerin, cinayet işleyenlerin ve ceza alanların, hatta ölenler arasında bulunan yedi sünnetsiz cesedin Alevi vatandaşlarla ne alakası olabilir?" diye sordu. Belgede Kahramanmaraş olaylarının içinde MİT'in de olduğunu hatırlatan Şendiller, "Bu belgeden anlaşıldığı üzere, MİT, rahmetli Türkeş ve Ecevit ciddi olarak zan altındadır. O zaman MİT'in başında Adnan Ersöz Paşa vardı. Bu münasebetle TSK da zan altındadır. Eğer bu belge gerçekse olayın üzerine muhatapları ve vârisleri gitmeli ve gerçekler ortaya çıkarılmalıdır" dedi. Belgedeki "MHP'lilere ait raporlar sıkıyönetim mahkemelerine gönderilmedi" ifadesinin gerçekleri saptırma" olduğunu savunan Şendiller, "Esas belge ve raporları sıkıyönetim savcılık ve mahkemelerine gönderilmeyen Marksist örgüt ve militanlarıdır" dedi.
Kenger beraat etmişti
Beraat ettikten sonra Şendiller soyadını alan ve bir dönem milletvekili seçilen Ökkeş Kenger, Adana Sıkıyönetim Mahkemesi'nde açılan davada bir numaralı sanıktı. Kenger, Kahramanmaraş katliamının hemen öncesinde, 19 Aralık 1978 günü 'Güneş Ne Zaman Doğacak' adlı anti komünist bir filmin oynatıldığı Çiçek Sineması'nı bombalayarak halkı kışkırtmaya çalıştığı gerekçesiyle gözaltına alındı. Gözaltına alınan Yusuf İlhan adlı bir başka ülkücü, ifadesinde patlamanın ülkücü Ökkeş Kenger tarafından gerçekleştirildiğini, kendi görevinin ise patlamayı duyduktan sonra sinemanın damına dinamit lokumu atmak olduğunu söylüyordu. İlhan'a göre dinamiti patlatmaktaki amaç, "sinemadaki ülkücü gençliği ve dışarıdaki halkı tahrik etmek ve patlamayı solcuların yaptığı intibaını vererek hadise yaratmak"tı. Ökkeş Kenger'in, patlamalardan hemen sonra Genel Merkezi Ankara'da olan Ülkücü Gençlik Derneği'ni telefonla arayarak durumu rapor ettiği de tespit edilmişti. Katliamla ilgili açılan dava tam bir hukuk skandalı oldu. Bir numaralı sanık Kenger beraat ettiği gibi, katliamda birinci derece rolü olan 68 kişi hiç yargılanmadı. 804 kişinin yargılandığı davada, 379 kişi beraat etti. Bir ile 15 yıl arasında mahkûmiyet cezası ile yargılanan 314 kişinin cezalarında önce 1/6 oranında indirim yapıldı, sonra hepsi mahkeme sürecinde salıverildi. 29 kişi hakkında verilen idam ve yedi kişi hakkında verilen müebbet hapis cezası Yargıtay tarafından bozuldu. 1991'de çıkan Terörle Mücadele Yasası'nda yapılan değişiklikle de katliam sorumlularının hepsi salıverildi.
Susurluk izi
Sinemanın bombalanmasının üzerinden tam iki gün geçtikten sonra, Kahramanmaraş Meslek Lisesi öğretmenlerinden sol görüşlü Hacı Çolak ve Mustafa Yüzbaşıoğlu, 21 Aralık'ta okuldan evlerine giderlerken öldürülmüş, cenaze öncesinde çevre illerden toplanan ülkücüler büyük bir provokasyona imza atarak hazırlıklarını tamamlamıştı. Çevre illerden gelen ülkücü gruplar, bir hafta önce kırmızı boyayla işaretlenmiş Alevi vatandaşların oturduğu evlere saldırarak 111 kişinin ölümüne, binden fazla kişinin de yaralanmasına neden olmuşlardı. Olayların ardından istifa
eden İçişleri Bakanı İrfan Özaydınlı, Kahramanmaraş katliamıyla ilgili hazırladığı raporda, bu vahşetin planlayıcılarının "26 seyyar piyango bayisi görünümünde şehre geldikleri saptanmıştır" demişti. Yıllar sonra Susurluk skandalıyla anılacak olan Ünal Osmanağaoğlu, Haluk Kırcı, Mustafa Özmen, Bünyamin Adanalı, Ahmet Ercüment Gedikli gibi isimlerin katliamın yaşandığı günlerde Kahramanmaraş'ta oldukları İçişleri Bakanı Özaydınlı'nın raporunda yer alıyordu.
Bahçeli'nin intikamı
Rahşan Ecevit'in, Kahramanmaraş belgesini Bülent Ecevit'in ölümünün ardından açıklaması eski bir tartışmayı hatırlattı. Rahşan Ecevit 1999 baharında DSP-ANAP-MHP koalisyonu için çalışmalar sürerken MHP'yi geçmişteki siyasi cinayetlerinden ötürü suçlamıştı. Devlet Bahçeli bunun intikamını 2006'da aldı. Bahçeli, AKP hükümetine karşı alternatif oluşturmak için kendisiyle görüşmek isteyen Rahşan Ecevit'e randevu vermedi.