Marmara'da fayın kalbine inen ilk Türk bilim kadını

Uçarkuş tarihe geçti.


Riskli fayın kalbine indi

L'Atalante gemisinde bulunan Gülsen Uçarkuş, Marmara Denizi'nin 500 metre altına inip Kuzey Anadolu Fay Hattı'nı inceledi. Uçarkuş: Kendimi dünyanın doktoru gibi hissettim.
Haber: SENEM ONAN / Arşivi

L'ATALANTE- MARMARA DENİZİ - Fransız araştırma gemisi L'Atalante'da 23 Mayıs sabahı Marmara Denizi'nde Türkiye için bir 'ilk' daha yaşandı. İTÜ Avrasya Yer Bilimleri ve Paris Yerfiziği Enstitüsü'nde çifte doktora yapan ve Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın Marmara Denizi'ndeki bölümünün evrimini inceleyen Gülsen Uçarkuş, 'Nautile' adlı denizaltı'yla Büyükçekmece açıklarına daldı. Uçarkuş, denizaltıyla 500 metre derinliğe inip, Kuzey Anadolu Fay Hattı'nın batı ucunu kendi gözleriyle gören ilk Türk bilim kadını oldu.
Beş yıl önce, L'Atalante Marmara Denizi'ne sualtı robotu 'Victor'la geldiği zaman da gemide bulunan Uçarkuş, bir yıl sonra Paris'e gidip, toplanan görüntüler, örnekler ve elde edilen veriler üzerinde çalışmaya başladı. Victor sayesinde elde edilen sualtı gaz ve su çıkışları 12 Haziran'a kadar sürecek olan 'Marnaut' projesinin temellerini oluşturdu.
'Dünyanın doktoru gibi...'
Deniz dibine indiğinde kendisini 'Dünyanın doktoru' gibi hissettiğini söyleyen Uçarkuş, faya yakın olmaktan korkmadığını tam aksine merak duygusunun arttığını dile getiriyor:
"Merak duygusu artıyor ve büyük bir çekim oluyor. Fayın göstereceği her şey bize inanılmaz bir zevk veriyor. Dalacağım sabah kalktım, bir baktım Büyükçekmece Gölü açıklarındayız. İstanbul yakınlarında dalmak beni iyice heyecanlandırdı. Sahil güvenliğin gelip dalış için bizi koruma çemberine almasından da çok etkilendim. Çok değerli bir şey yaptığımı düşündüm. Her şeyden önce bir bilim insanı olarak ve bir Türk bilim kadını olarak böyle bir deneyim yaşamaktan müthiş gurur duydum. Nautile'in Fransız kaptanları bile böyle bir ilki paylaşmanın sevincini yaşadıklarını söylediler."
Aşağıya indiğinde fayın bu bölgesinin tortuyla kaplı olduğunu gördüğünü belirten Uçarkuş, "Uzun zamandır hareket etmediği veya kırılmadığı belli oluyor" derken 1999 depreminden sonra yüklenen enerjinin buradaki deprem riskini arttırdığına dikkat çekiyor. Uçarkuş'a göre 'Marmara Denizi'ndeki olası deprem büyük ihtimalle fayın bu bölümünde olacak'.
L'Atalante'daki Türk ekibinden, İTÜ Avrasya Yerbilimleri Enstitüsü'nde deniz jeolojisi üzerine çalışan doktora öğrencisi Sena Akçer de daha önce araştırma gemileriyle Marmara ve Karadeniz projelerine katıldı. Knorr, Urania ve MTA Sismik 1 gemilerinde tortu örneklemeleri yaptı. Marnout projesinde bulunma sebebi ise toplanan tortu örneklerine, yerinde yerkimyası analizi yapmak. 85 metrelik araştırma gemisi L'Atalante'da birbirinden farklı dokuz laboratuvar var ve hepsinden ayrı bir bilim insanı sorumlu. Akçer, zamanının büyük çoğunluğunu 13 dereceyi aşmayan soğuk odada tortu analizi yaparak geçiriyor.
Marmara Denizi'nden alınan örnekler yerkimyası, yerbiyolojisi, sukimyası, sudaki gaz çıkışları gibi ön analizlerden geçirilerek rapor ediliyor. Sonuçlara bakıp, yerinde karar vererek sonraki adıma geçmek, gemide çalışmanın en önemli özelliği.
Tüm örnekler alındıktan sonra araştırmacılar tarafından etiketleniyor, fotoğrafları çekiliyor ve arşivleniyor. Tortu örneklerinin yarısı arşivlenerek geleceğe bırakılırken diğer yarısıyla çalışmalar yapılıyor.