MEB ve YÖK birbirini suçluyor

İşsiz öğretmenler

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) işsiz öğretmen çokluğu nedeniyle Yüksek Öğretim Kurumu'nu (YÖK) suçluyor: "YÖK yıllarca bize sormadan kontenjan belirledi." YÖK Başkanvekili Eşme: "Beş yıldır yeni eğitim fakültesi açmıyoruz. Bu sürede 7 bin 758 din, buna karşılık 993 biyoloji, 230 fizik, 231 kimya öğretmeni atandı."
Haber: BETÜL KOTAN / Arşivi

ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) yetkilileri, Türkiye'deki toplam öğretmen ihtiyacının sendikaların iddia ettiği gibi 140 binleri bulmadığını belirterek, "Öğretmen ihtiyacımız 20 bini geçmez" açıklamasında bulundu. 2002 yılına kadar sınıf öğretmenlerinin aynı zamanda din kültürü ve ahlak bilgisi dersine girdiğini belirten yetkililer, "Ancak, ilköğretim kademesinde de müzik, resim, beden, din kültürü ve ahlak bilgisi gibi derslere branş öğretmeni girmesine yönelik kararımız gereği, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni açığı oluştu" dedi. Öğretmen ihtiyacının şube sayısı ve haftalık ders saatlerini esas alan norm kadro hesabına göre belirlendiğini anlatan yetkililer şunları söyledi:
YÖK bize sormadı
YÖK, yıllarca bize sormadan eğitim fakültesi ve fen edebiyat fakültesi için kontenjan belirledi. 'Bu ülkenin kaç öğretmene ihtiyacı var, hangi alanda daha çok açık var?' diye soran olmadı. Sorun büyük boyutlara ulaşınca, işsiz öğretmen sayısı 200 binlere yaklaşınca sınırlı da olsa bize danışmaya başladılar.
Boş oturan öğretmen kalmadı
Norm kadroyla ilgili yeni bir yasal düzenleme yaptık. Bundan 4-5 yıl önce, ihtiyacın üzerinde atanan birçok öğretmen, boş boş oturuyordu. Örneğin, az öğrencili küçük bir kasabada, her okula bir müzik öğretmeni atanıyordu ve bu öğretmenler, 3'er, 4'e saat derse girip, geri kalan saatlerde boş kalıyorlardı. Yeni düzenlemeyle birlikte, branş öğretmenlerinin ders saatlerini doldurmak için yakın okullarda da derse girmesini sağladık. Böylece bir müzik öğretmeni atandığı okulda sadece üç derse giriyorsa, aynı semtte başka bir okulda da eğitim veriyor. Böylece en az altıen fazla 21 saat derse giriyor. Girdiği ders saati 21'i aşınca o bölgeye yeni bir müzik öğretmeni atanıyor.
Din kültüründe açık var
2002 yılına kadar sınıf öğretmenleri aynı zamanda din kültürü ve ahlak bilgisi dersine giriyordu. Ancak, ilköğretim kademesinde de müzik, resim, beden, din kültürü ve ahlak bilgisi gibi derslere branş öğretmeni girmesine yönelik kararımız gereği, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni açığı oluştu. Uygulamanın ilk yıllarında 16 bin civarında olan açık, şimdilerde 12 binlere kadar düştü. Açığımızın bir kısmını kurumlararası naklen atama yoluyla kapattık. Örneğin, Diyanet İşleri Başkanlığı'ndan bu şekilde 600'ün üzerinde imam hatipli başvuruda bulundu ve atandı. Felsefe, fizik, kimya gibi derslere göre daha çok din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenine ihtiyaç duyuluyor. Çünkü bu branş dersleri ortaöğretim kademesinden sonra öğrenciler görmeye başlıyor. Ancak din kültürü ve ahlak bilgisi dersi hem zorunlu olması hem de ilk ve ortaöğretimin iki kademesinde de okutulması nedeniyle eğitim öğretim hayatında daha çok ders saati kapsıyor. Dolayısıyla öğretmen ihtiyacı da aynı oranda artıyor.
Herkes kendi alanında
Önceki yıllarda farklı branşlarda toplam 67 bin öğretmen bulunuyordu. Bu öğretmenlere yaptığımız 'Kendi branşınıza dönün' çağrıları sonuç verdi. Alanı dışındaki bir branşta eğitim veren öğretmen sayısı 3-4 binlere düştü.
Kökeni öğretmen olmayanlar
Zamanında eğitim camiasına öğretmenlikle uzaktan yakından hiç alakası olmayan ziraat, veterinerlik gibi fakültelerden mezun yaklaşık 7 bin kişi dahil olmuştu. Bunların da büyük çoğunluğunu alanlarıyla ilgili devlet kurumlarına gönderdik. Ancak hâlâ büyük kısmı bu mesleği benimsemiş kadınlardan oluşmak üzere kökeni eğitim fakültesi ya da fen edebiyat fakültesi olmayan yaklaşık 3 bin öğretmen var.
Çözüm sözleşmelide
Sözleşmeli öğretmen uygulamasıyla kadro sorunumuzu büyük oranda çözdük. Sözleşmeli öğretmenlerin SSK'lı olmaları dışında maaşları da dahil diğer öğretmenlerden hiçbir farkları yok. Hatta onlar emekli olunca diğerlerinden daha çok maaş alacaklar.
İhtiyaç olan branşa öncelik
Hangi alanda en fazla ihtiyaç varsa, en çok atamayı o branşa yapıyoruz. Bazı branşlarda maalesef kaynak bulunamıyor. Mesela bilgisayar, İngilizce ve rehber öğretmen kaynağı yok. Yani bu alanlara istesek de daha fazla atama yapamıyoruz.
Eğitim fakülteleri için kontenjan belirleyen Yüksek Öğretim Kurumu'nun (YÖK) Başkanvekili Prof. Dr. İsa Eşme, tüm baskılara rağmen, son beş yıldır yeni eğitim fakültesi açmamak için direndiklerini belirterek, "İtirazlara rağmen, istihdam sorunu nedeniyle, eğitim fakültelerinin kontenjanını 24 yıllık tarihinde ilk kez 2006'da yaklaşık 10 bin civarında azalttık" dedi. Eşme'nin öğretmenlere yönelik verdiği bilgiler şöyle:
Kontenjan belirleme kriteri
İstihdam sorunu bütün alanlar için geçerli. Biz yükseköğretim programlarını, devlet kadrolarında istihdam imkânına göre düzenlersek, lisans programlarının 200 bin civarında olan kontenjanını 50 binlere çekmek zorunda kalırız. Yükseköğretimde okullaşma oranımız henüz yüzde 25'lerde. Bunu yüzde 40 ve yüzde 50'lere çıkarmak varken azaltılmasını kimse savunamaz.
İstihdam politikası yanlış
İstihdamda MEB'in politikası gerçekçi görünmüyor. Şöyle ki, son beş yılda, 7 bin 758 din kültürü öğretmeni atanırken, sadece 993 biyoloji, 230 fizik, 231 kimya öğretmeni atandı. 2007'de, mesleki ve teknik eğitimin 30 ayrı dalına atanan toplam öğretmen sayısı 948 iken aynı dönemde atanan din kültürü öğretmeni sayısı 1 825. Bu talep farklılıkları nereden ileri geliyor?
Eğitim fakültülerinin durumu
Türkiye'deki 69 eğitim fakültesinden beşi vakıf, 64'ü devlet üniversitesi bünyesinde. 2006 yılı itibarıyla, eğitim fakültelerinden 36 bin 579 kişi mezun oldu. Bu fakültelerin öğrenci sayısıysa 173 bin 392. Örgün lisans programlarında okuyan tüm öğrencilerin yüzde 20'sini eğitim fakültesi öğrencileri oluşturuyor. Eğitim fakülteleri, birkaç program dışında, ihtiyacın çok üzerinde mezun veriyor. YÖK, mezun öğrencilerin istihdamında yaşanan sorunları dikkate alarak bazı önlemler aldı. Bunlardan biri, yeni eğitim fakültesi açmama kararı. Son yıllarda gerek devlet gerekse vakıf üniversitelerinden baskı gelmesine rağmen kararımızdan ödün vermedik.
Kontenjan azalttık
Eğitim fakültelerinin kontenjanları, kuruluş yılı olan 1983'den bu yana ölçüsüz olarak artırıldı. İlk kez 2006'da, istihdamda sorun yaşanan ve öğretim elemanı yetersiz olan programlar başta olmak üzere kontenjanlar azaltıldı. 2005'de 44 bin 541 olan kontenjan, 2006'da 36 bin 329'a indirildi. Bu yıl ise kontenjan 37 bin 375 olarak belirlendi. Ancak bu yılın kontenjanları içinde yeni açılan bölümler de var. Tüm lisans programlarında kontenjanlar artırılırken eğitim fakültesi kontenjanlarında 10 bine yakın kontenjan azaltılması geçen yıl bazı basın organlarında eleştiri konusu oldu. Son günlerde basında yer alan şikâyetler, bizim bu kararımızda ne kadar haklı olduğumuzu gösterdi.
Garantili bölümler seçiliyor
Eğitim fakültelerinde en çok tercih edilen programlar atanma garantisi olan programlar olarak görünüyor. İngilizce öğretmenliği, bilgisayar öğretmenliği, rehberlik ve psikolojik danışmanlık, sınıf öğretmenliği, matematik ve Türkçe öğretmenliği gibi.
Öğretmenlik bir meslektir
Şu gerçeğin iyi bilinmesi gerekiyor. Öğretmenlik bir meslektir. Nasıl doktorlar tıp fakültelerinde, eczacılar eczacılık fakültelerinde yetişiyorsa, öğretmenlerin yetiştirildiği kurumlar da eğitim fakülteleri'dir. YÖK, öğretmen yetiştirmeye yönelik 1998'de gerçekleştirdiği yeniden yapılanma çalışmasıyla doğru bir karar vererek, öğretmen yetiştirmeyi eğitim fakültelerine verdi. Bunun tek istisnası 'din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenliği' idi. YÖK geçtiğimiz yıl bu istisnayı da ortadan kaldırdı. Bu programı ilahiyat fakültelerinden eğitim fakültelerine aldı.
Fen - edebiyat mezunları
Fen - edebiyat mezunları, tezsiz yüksek lisans yoluyla branş öğretmenliği diploması alabiliyor. Ancak MEB'in son atama sayılarına bakarsak ortaöğretim branş öğretmenliğinde istihdam çok düşük. 2007'de atanan 30 bin öğretmenin yalnız 2 bin 10'u branş öğretmeni. Dolayısıyla, yılda 26 bin civarında mezun veren fen edebiyat fakültesi mezunlarının öğretmen olma şansları çok az. 'O zaman bu kadar öğrenci neden alınıyor' diye sorulabilir. Bu fakülteler, üniversitenin omurgası niteliğindedir. Mezunları istihdam edilemiyor diye bu fakültelerin azaltılması ya da yasal bir yasal düzenlemeye gidilmesi söz konusu olamaz.