'Medeniyet şehriyken terörist ilan edildik'

'Medeniyet şehriyken terörist ilan edildik'
'Medeniyet şehriyken terörist ilan edildik'

Abdullah Cömert in öldürüldüğü noktada Gezi de öldürülen tüm gençlerin hatırası yaşatılıyor.

Çeyiz sandığı, çamaşır makinesi, çekyattan barikatların ardındaki Armutlu soruyor: Şehrimizi mahvettiler, ne istiyorlar bizden?
Haber: HAZAL POLAT / Arşivi

İlk işim 9 Eylül’de Ahmet Atakan’ın terasından düşerek öldüğü binayı bulmak oldu. Apartmanda rastgelebir dairenin zilini çaldım ve “Kim o?” bile demeden kapıyı açtılar. Gazeteci olduğumu ve terası görmek istediğimi söylediğimde ise yaşlı bir teyze “Kızım çok kişi geldi bari sen doğruları yaz” diyerek terasın anahtarını verdi. Düştü mü, itirildi mi tartışmalarının yaşandığı o terastayız. Mahkemesi devam eden Atakan davasında Armutlu sakinleri net konuşuyor: ‘‘Ahmet itirildi’’. Gerçek, mahkeme de belli olacak ama Atakan’ın düştüğü yer çiçeklerle donatıldı...
Gezi olaylarında herkesin gözü Taksim’de iken bir anda gözler Antakya’nın Armutlu semtine çevrildi. Genelde Arap-Alevi yurttaşların yaşadığı Armutlu’nun adının sıkça duyulmasının nedeni ise Gezi Parkı eylemlerinden sonra bir türlü bitmeyen olaylar ve arka arkaya hayatını kaybeden gençler. İşte o semte girdik...
Sokakları karış karış geziyoruz. Armutlu’nun bütün duvarlarında sloganlar var. Abdullah Cömert’in öldüğü yere de çiçekler koyup ‘Halk tarafından kamulaştırılmıştır’ yazısı ilgi çekici. Sadece Ahmet Atakan ve Abdullah Cömert değil; Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım ve Mehmet Ayvalıtaş’ın da isimleri duvarlarda unutulmamış.
Armutlu halkı ağız birliği yapmış gibi aynı şeyleri söylüyor: “Şehrimizi mahvettiler, ne istiyorlar bizden. Yazık değil mi, kaç genç öldü. Katilleri hâlâ bulunamadı. Bizi birbirimize kırdırmaya çalışıyorlar ama biz onlara kardeşçe yaşamak nasıl oluyor eninde sonunda öğreteceğiz.”
Esnafının sıkıntısı da büyük. Gezi olaylarına destek verdikleri için bazı kesimlerden tepki almışlar. Anlatırken isimlerini vermek istemiyorlar nedeni ise “Belediyeye işimiz düşüyor, Armutlu’dan olduğumuzu biliyorlar zaten, iyice zor durumda kalırız.”
Armutlu’da bir kahvehaneye gidiyorum orada da insanların anlattıkları şeyler aynı: “Suriye ile ilişkiler bozulunca insanlar ekmeklerinden oldu. Gezi olaylarını bir başlangıç olarak gördük çünkü gerçekten Hatay halkının sabrı taşmıştı. Halk hem Gezi direnişine destek verdi hem de kendi sorunlarını dile getirdi. Ancak çok sert müdahaleler oldu. Abdullah Cömert ve Ahmet Atakan ölmeden önce ortada olay bile yokken polis müdahale ediyordu.’’

Elektrik faturaları kabardı, sular çok az akıyor
Olaylardan sonra Armutlu’ya bakış açısının değiştiğinden yakınıyor esnaf, içlerinden biri anlatıyor : “25 yıldır Armutlu’da esnafım. 2.5 yıl önce Suriye’de iç savaş başladı. Suriye’den gelen Alevi - Sünni herkese kapımız açıktı. İlk önce savaştan kaçan normal insanlar geldi. Şimdi gelenler ise ne olduğu belli olmayan eli silahlı adamlar. Kendimizi güvende hissetmiyoruz. Ülke , Özgür Suriye Ordusu militanlarıyla doldu. Bunlara nasıl vaadler verildiyse artık esnafı, vatandaşı tehdit etmeye başladılar. Yemek yiyip alışveriş yapıp para vermediler. Bugüne kadar Antakya dünyada barışın simgesi olarak gösteriliyordu ne oldu da bu son olaylarda bir anda bizi terörist yaptılar anlamadık. Son yaşanan olaylardan sonra mahalleye bakış açısı değişti. MOBESE’ler iki katına çıkarıldı. Elektrik faturaları kabardı, sular çok az akıyor. Burada Alevi- Sünni çatışması çıkarmaya çalıştılar ama başaramadılar.’’
İsmini vermek istemeyen bir esnaf anlatıyor: “Sokakta sadece birkaç kişi ve çocuklar vardı. Polis aracının önüne geçtim ve ‘Ne yapıyorsunuz hiç kimse yok, çocuklara niye su sıkıyorsunuz!’ diye feryat ettim. Medeniyet şehri iken bizi terörist ilan ettiler. Hiç birimiz silah kullanmadık, tek bir mermi sıkılmadı. Hiç tanımadığımız insanlar bir anda ortaya çıktı ve ‘Silahlanalım böyle olmaz’ tarzı söylemlerde bulundu. Tek kelime Arapça konuşmuyorlardı, kesinlikle bizim içimizden değildi bu insanlar. Eskiden Antakya’da çöp karıştıran insan göremezdiniz. Şimdi ortalık doldu. Hırsızlık, taciz olayları arttı. Şehrimizi mahvettiler. Bazı polis arkadaşlarımız da şikâyetçi bu durumdan. Hatta ‘Eskiden bu şehirden gitmemek için elimizden geleni yapardık şimdi ise tayinimiz çıksın diye elimizden geleni yapıyoruz’ diyorlar. Esnaf zor durumda. Artık turist de gelmiyor. Hatay patlamaya hazır bomba gibi ama kimsenin umrunda değil. O teröristler burada rahatça gezdiği sürece bize uyku yok.’’
Bir dönem Antakya Yeşilpınar belediye başkanlığı yapan Mithat Mirioğlu da “70’lerden beri Antakya halkı olarak her türlü haksızlığa karşı direndik. Maraş, Sivas ve Çorum’da yaşananların aynısı Antakya’da da yaşatılmak istendi. Bizler hep kardeşçe yaşamayı seçtik bunun için bedeller de ödedik. Bugün yine bedel ödemeye devam ediyoruz. Hedef gösterildik” diyor.