Mehmet Ağar: Çatlı'yı tanımam

Mehmet Ağar: Çatlı'yı tanımam
Mehmet Ağar: Çatlı'yı tanımam

Mehmet Ağar, Ankara Adliyesi?ne bir koruma ordusu eşliğinde geldi. Fotoğraflar: Serdar Özsoy

Susurluk kazasından 12 yıl sonra hâkim karşısına çıkan Mehmet Ağar, Abdullah Çatlı'ya silah ruhsatı ve pasaport verdiği iddialarına karşın 'Kendisini tanımam' dedi
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

Mehmet Ağar, Susurluk hükümlülerini öve öve bitiremedi
ANKARA - ‘Susurluk davası’ kapsamında ‘cürüm işlemek için silahlı teşekkül oluşturmak’ suçundan mahkeme karşısına çıkan Mehmet Ağar, suçlamaları reddederek, zor bir süreçte görev yaptığını ve görev süresi içinde hep hukuk ilkeleri içinde davrandığını savundu. Emekli Yarbay Korkut Eken ve Sedat Bucak’a övgüler yağdıran Ağar’ın “Abdullah Çatlı’yı tanımıyorum” sözleri duruşmaya damgasını vurdu.
Ağar’ın Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığı davanın ilk duruşması dün yapıldı. Ağar duruşmaya Korkut Eken ile birlikte geldi. Adliye girişinde yoğun güvenlik önlemleri alındı. Eken ve Ağar duruşma saatine kadar polis merkezinde bir süre dinlendi. Duruşmada Çağdaş Hukukçular Derneği’nden avukatlar, Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde gözaltına kaybolan avukat Faik Can, İsmail Hakkı İlçin, Hüseyin Şimşek ve Hasan Ocak’ın ailesi adına müdahillik talebinde bulundu. Mahkeme Başkanı Hasan Şatır, müdahillik taleplerini, Ağar’ın yargılandığı suçtan doğrudan zarar görmedikleri gerekçesiyle reddetti.
Duruşmada 55 dakika ifade veren  Ağar, hayatı boyunca suç ve suçluyla mücadele ettiğini anlatarak şunları söyledi:”
“Suç ve suçluyla mücadele etmeyi hayatının parçası haline getirmiş bir kişi olarak, suç işlemek için örgüt kurmak iddiasını kabul etmem mümkün değil. Görev yaptığım dönemle şimdiki şartlar arasında Himalaya Dağları kadar fark vardır. Elbette insanız, hizmet kusurundan dolayı hatalarımız olabilir ama bu iddiaları şiddetle reddediyorum.”
Ağar, Susurluk davasında ceza alan sanıklarla olan ilişkisi ve Susurluk davası sürecinde gündeme gelen iddialara ilişkin sorulara şu yanıtları verdi:?

İBRAHİM ŞAHİN: İbrahim Şahin’i tanırım. Ben Emniyet Genel Müdürü iken Özel Harekât Daire Başkanı olarak görev yapmıştır. PKK’ya karşı verilen mücadele vurulmuştur. Menteş kampında Özel Harekâtçıların eğitilmesinde katkısı olmuştur. Yasal ilişkiler dışında herhangi bir ilişkim yoktur.

Eken kahraman...
AYHAN ÇARKIN: İstanbul Emniyet Müdürü olarak görev yaptığım sırada tanıdığım bir polis memuru idi. Özel bir ilişkim yoktu, olamazdı zaten. Sıradan bir polis memuruyla ilişkimin olması söz konusu olamaz. Göz aşinalığım vardı.   

KORKUT EKEN: Tanırım,1984 yılında Özel Harekât Daire Başkanlığı’nın kuruluş aşamasında katkıları oldu. Ayrıca 1993 yılında TSK’nın Menteş kapmının Özel Harekâtçıların eğitimine açmasının ardından, burada eğitimci olarak görev yaptı. İhtiyaç duyulduğunda olumlu hizmetlerde bulunan bir kişiydi. TSK içinde kahramanlıklarıyla öne çıkan bir isimdir. 

SEDAT BUCAK: Bucak ailesi ile babamın Urfa’da Emniyet Müdürü olduğu yıllardan tanışırız. Hep devlet yanlısı olan bir aile olarak biliyorum... Eğer o dönemde PKK Urfa çevresinde herhangi bir etkinlik göstermemişse bunun en önemli nedeni Bucak ailesinin yaptığı koruculuk faaliyetidir.  

HÜSEYİN KOCADAĞ: Tanırım, Hakkâri’de Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı dönemde terörle tücadelede başarılı çalışmaları olmuştur. 

ABDULLAH ÇATLI: (Mehmet Özbay) Kendisini tanımam, ancak Emniyet Genel Müdürü olduğum dönemden görevim itibarıyla adını duymuştum. Ayrıca adını daha sonra Susurluk kazasında, sonra basında duydum. 

YAŞAR ÖZ: PKK’nın insan kaçakçılığı yaptığı dönemde ondan alınacak bilgilerden dolayı dinlemek istedik. Bazı telefon numaraları sağladı. Yaşar Öz’ü Tarık Ümit getirdi. 

TARIK ÜMİT: MİT’le ilintili bir kişiydi. ‘Bu mücadele içinde  yer almak istiyorum’ diye geldi.

Ruhsat vermedim
ÇATLI VE ÖZ’E VERİLEN SİLAH RUHSATLARI: (Ağar’ın Çatlı ve Yaşar Öz’e silah ruhsatı verdiği öne sürülüyor)?Yaşar Öz ve Çatlı’ya verilen silah ruhsatları ilgili olarak, bunların hepsi sahte evraklardır. Polis görse yırtar artardı. Üzülerek söylüyorum, bu ruhsatlar sanki gerçekmiş gibi kamuoyuna sunuldu. Aslı astarı olmayan bir şey. 

TARIK ÜMİT’İN ÖLDÜRÜLMESİ: (Muhbir Tarık Ümit’i Susurlukçuların 1995’te öldürdüğü öne sürülmüştü.)?MİT Daire Başkanı Mehmet Eymür beni aradı, Tarık Ümit’in öldürülmesinde ‘Polis yaptı’ gibi şeyler söylendi. ‘Polis böyle bir şey yapamaz’ dedim. Ama ‘Konuyla ilgileneceğim’ dedim. Yaptığım araştırma sonucunda, Emniyet’te bir müracaatın olmadığını tespit ettik. 

‘Öz’e yardımcı oldum’
YAŞAR ÖZ YAKALANDIĞINDA YARDIMCI OLMAK: Bu şahsın yakalandığı dönemde ‘Suç teşkil edecek bir durum yoksa yardımcı olun’ dedim. Bunları bana getirmenize gerek yok. 

ÖMER LÜTFÜ TOPAL CİNAYETİNE KATILAN POLİSLERİ KORUDUĞU İDDİASI: O dönemde İçişleri Bakanı’ydım. Bu konuda Meclis’te hakkımda soruşturma açılması gündeme geldi. Ecevit bile karşı oy kullandı.

KAZADA ORTAYA ÇIKAN SİLAHLAR: Susurluk kazasında ortaya çıkan silahların Özel Harekât envanterine kayıt olabileceği belirtiliyor. Depolara giren çıkanı bilmem söz konusu olamaz.  

ERCAN ERSOY: Hiç tanımam.

OĞUZ YORULMAZ: Hiç tanımam. 

ZİYA BANDIRMALIOĞLU:?Polis memuruyla özel bir ilişkim yoktur.

AYHAN AKÇA:
Polis memuruydu, özel bir ilişkim yoktur.
Ağar bu kişilerle çete kurmasının söz konusu olamayacağını savunarak duruşmalara katılmamasını ve beraatini istedi. Mahkeme Ağar’ın duruşmalara katılmasına gerek olmadığını belirterek duruşmayı 13 Mayıs’a erteledi. 

Rahşan Affı Ağar’a yaramıştı 
Ağar’ın 1993-1996 yılları arasındaki icraatlarına yönelik suçlamalar şöyleydi:

* Cürüm işlemek için silahlı teşekkül meydana getirmek, 

* Gıyabi tutuklu sanık Abdullah Çatlı’nın saklı bulunduğu yeri bildiği halde yetkili mercilere haber vermemek ve gizlenmesine yardım etmek; 

* Yasalara aykırı olarak Abdullah Çatlı ve Yaşar Öz’e silah taşıma izin belgesi vermek suretiyle görevi kötüye kullanmak.

* Yasalara aykırı olarak Abdullah Çatlı ve Yaşar Öz’e hususi damgalı (Yeşil) pasaport verilmesini sağlamak suretiyle görevi kötüye kullanmak.
Ağar, Danıştay 1. Dairesi’nin ve Yargıtay kararlarıyla uzun bir dokunulmazlık süreci sonrasında mahkeme önüne çıkarken, kendisine yöneltilen “Cürüm işlemek amacıyla örgüt kurmak” dışındaki suçlamalar ‘Rahşan affı’ olarak bilenen 4616 Kanun hükümleri uyarınca ertelenmişti.
Müdahillik talepleri reddedilen ÇHD üyesi Selçuk Kozağaçlı da duruşmanın ardından yaptığı açıklamada, “Ağar ’ın gerçek suçlarının hala dava konusu edilemediğini” savundu. Kozağaçlı, “Adalet, yeterli görülen verilinceye kadar değil, halk ihtiyaç duyduğunu elde edinceye kadar istenecektir” dedi. 

‘Ergenekon’la birleştirilsin’
Dava öncesinde DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan ile bazı parti ve örgütler Ankara Adalet Sarayı önünde açıklama yaptılar.
‘Belli bir dönemin hem tanığı hem de mağduru olduklarını’ savunan Buldan, Susurluk ve Ergenekon davalarının birleştirilmesi gerektiğini savundu. Buldan, “Sadece Ağar değil, onun ekibinde çalışan, özellikle ‘91-95 konsepti’  dediğimiz dönemde görev yapan, başta Tansu Çiller olmak üzere bütün yetkililerin, yargılanması ve halka hesap vermesi gerektiğini düşünüyoruz” diye konuştu.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Ankara 78  ’liler Derneği, Ankara 78’ liler Birlik ve Dayanışma Derneği, Ezilenlerin Sosyalist Platformu, EMEP, DTP, SDP Ankara İl Teşkilatları, Sosyalist Parti ile 68  ’liler Dayanışma Derneği’ nin de içinde bulunduğu bazı parti ve örgütler de Adliye önünde açıklama yaparak, soruşturmanın Ergenekon ile birleştirilmesini istediler.