@ismailsaymaz

'Mehmet Ağar, cezaevindeki Susurluk hükümlülerine para gönderdi mi?'

'Mehmet Ağar, cezaevindeki Susurluk hükümlülerine para gönderdi mi?'
'Mehmet Ağar, cezaevindeki Susurluk hükümlülerine para gönderdi mi?'

İbrahim Şahin( sol en başta) ve Oğuz Yorulmaz (soldan dördüncü) diğer Özel Harekât polisleriyle birlikte Susurluk davasında yargılandı. Ergenekon savcılarına ifade veren Oğuz Yorulmaz?ın annesi Nuran Yorulmaz oğlunun çete tarafından öldürüldüğünü öne sürüyor.

Savcı Zekeriya Öz, İbrahim Şahin'e Susurluk bağlantılarını da sordu. Öldürülen Susurluk hükümlüsü Oğuz Yorulmaz'ın iddiası üzerine Şahin'e yöneltilen bir soru şöyleydi:? 'Ağar Susurluk hükümlülerine dağıtılmak üzere size para verdi mi?'
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Ergenekon’un 10. dalgasında tutuklanan eski Özel Harekât Dairesi Başkanvekili İbrahim Şahin’e savcılıkta soru olarak yöneltilen konulardan birisi de Susurlukçu Oğuz Yorulmaz’ın annesi Nuran Yorulmaz’ın iddialarıydı. Susurluk hükümlüsü İbrahim Şahin’in  “Benim bu konularda bilgim yoktur” dediği ve başka hiçbir soruya yanıt vermediği Nuran Yorulmaz’ın savcılara aktardığı iddiaları şöyle:  “Oğlum Başbakan Tansu Çiller, dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ve Şahin’in talimatıyla 93-94 kişiyi öldürdü. Aralarında Ömer Lütfi Topal, Behçet Cantürk ve Savaş Buldan da var... Ağar, cezaevindeki Yorulmaz ve arkadaşlarına dağıtsın diye Şahin’e tonlarca para vermiş, oğlumun eline 100 dolar geçmiş. Oğlum konuşunca onu da öldürdüler...”    

Bucak’ın koruması
Susurluk’un ünlü isimlerinden Oğuz Yorulmaz, Sedat Bucak’ın resmi koruması olan Özel Harekât timi polislerindendi. İstanbul Emniyeti’ne 25 Ağustos 1996’da gelen, kumarhaneci Ömer Lütfi Topal cinayetine adı karıştığı ihbarı üzerine gözaltına alındı.
Ancak Ankara’dan gelen emir üzerine İbrahim Şahin’e teslim edilerek serbest bırakıldı. Susurluk’ta ‘Cürüm işlemek için çete oluşturmak’tan dört yıl hapis cezası aldı. Yorulmaz, 2005’te Bursa’da bir barda çıkan kavgada başından vurularak öldürüldü.

Annedeki sırlar
Annesi Nuran Yorulmaz, üç yıllık suskunluktan sonra önce geçen eylül ayında bir TV’nin ana haber bülteninde konuştu. Ardından da Ergenekon soruşturmasını yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nda ifade verdi. Yorulmaz’ın iddiaları şöyle:
“Ankara’da oğlumun işyerine gittiğimde odaya (Özel Harekât Dairesi polisi ve Susurluk’un hükümlüsü) Ayhan Akça girdi. Oğlum bana, ‘Akça ve Şahin kirli işlerle uğraşıyor’ dedi. Oğlum bu işlere bulaşmamak için İstanbul’a tayin istedi. Tayinden iki gün sonra (Kumarhaneci) Topal’ın öldürüldüğünü, bu olaydan sonra (Başbakan) Tansu Çiller’in talimatı, Şahin ve (Susurluk kazasında ölen emniyet müdürü) Hüseyin Kocadağ’ın tavsiyeleriyle oğlum (Kazada yaralı kurtulan Bucak aşiretinin reisi ve Susurluk hükümlüsü) Sedat Bucak’ın koruması olarak görevlendirildi. Susurluk’ta yargılanıp hepiste yattı. 

‘Tonlarca para verdim’
Tahliyeden sonra Bucak’ın ikametine gittiğinde (Dönemin İçişleri Bakanı) Mehmet Ağar’la karşılaşmış. Ağar, oğluma sarılıp ‘Siz cezaevindeyken sana ve arkadaşlarına dağıtılmak üzere Şahin’e tonlarca para verdim, değerlendirin, yatırım yapın’ demiş. Oğlum, ‘Elime 100 dolar geçti’ deyince Ağar, ‘Vay şerefsizler, size bu kadar mı verdiler’ diye konuyu geçiştirmiş.”    

Küçük’e hakaret etti
“Oğlum, Şahin’le çalışmaya başladıktan sonra ‘Çiller, Ağar ve Şahin’in talimatıyla devlet adına 93-94 kişiyi öldürdük’ dedi. Bir kısmı PKK’ya yardım eden işadamlarıymış. Topal’ın yanı sıra Behçet Cantürk ve Savaş Buldan’ı öldürmüşler.”      
“Oğlum (emekli tuğgeneral) Veli Küçük’e ait Bursa’da Strateji Güvenlik Şirketi’ne alınmayınca bana ve çevresine ‘Bunca yıl devlete hizmet ettim. Bir sürü cinayet işledim bana sahip çıkmadılar’ diyerek Küçük’e hakaret etti. Sıkıntıya giren oğlum eylem ve olaylar hakkında konuşmaya başladığı günlerde öldürüldü.” (Oğuz Yorulmaz 29 Mayıs 2005’te Bursa’daki bir bar kavgasında başından vurularak öldürülmüştü.)

Avukata tehdit
“Oğlumun cenazesinde her şeyi anlatacağımı söyledim. Ayhan Akça bana, ‘Anne Ağar arıyor, geçmişle ilgili konuşmasın, ne isterse yapacağım diyor’ diye beni susturmaya çalıştı. Oğlumun davasıyla ilgili (Susurlukçu) Ziya Bandırmalıoğlu avukat gönderdi. Avukat davalarda pasif kaldı. Borcunu ödemek için gittiğim avukat Mustafa Kılıç, ‘Teyze ben avukatlık yapmadım, para istemiyorum. Oğlunun arkadaşlarından korktum. Farkında değilsin, duruşmalarda bir sürü tetikçi vardı, el işaretleriyle konuşmamamı, aksi halde öldürüleceğimi işaret ettikleri için savunamadım” dedi.   

‘Küçük öldürtmüş olsa’
“Mahkemeler sürerken, çevremdekilere oğlumun bir dönem ona cinayetler işlettiren kişiler tarafından öldürüldüğünü anlatırken Akça geldi. Telefonu çaldı. Akça bana, ‘Veli Küçük arıyor, ihtiyacı var mı’ diye soruyor’ dedi. Daha sonra, ‘Oğlunu Küçük öldürmüş olsa sorar mı’ dedi. Bu durum şüphelerimi artırdı. Sadece Küçük değil, Çiller, Yılmaz, Ağar ve Şahin de bu çetenin içinde. Oğlumun yaptığı cinayetlerden ve öldürülmesinden bu şahıslar sorumlu.” 
Savcı Zekeriya Öz, anne Yorulmaz’ın üç ayrı pasaj halinde aktarıp her pasaj bitiminde Şahin’e soru sordu. Öz’ün yönelttiği sorular şöyle:

* İfadede geçen kirli işler nedir?

* Ağar cezaevine gönderilmek üzere size para verdi mi?

* Yorulmaz’ın öldürülmesi için talimat verdiniz mi?

* Sizin ve adı geçen şahısların 93-94 kişi öldürmesi olaylarıyla ilgili bildiklerinizi açıklayın.

* Oğuz Yorulmaz’ın konuşmaya başlamasından sonra tehdit alıp öldürülmesiyle ilgili bildiklerinizi açıklayın.

Mehmet Ağar, savcı Öz’ün yönelttiği toplam altı soruya tek bir yanıt verdi: “Benim bu konularda bilgim yoktur.”
Ağar’ın cezaevindeki Susurlukçulara dağıtımı için İbrahim Şahin’e verdiği ancak Şahin’in paraları ulaştırmadığı iddiası, irtibat halinde olduğu Kayseri Hava İndirme Tugayı İletişim Birimi’nde çalışan Fatma Cengiz tarafından da dile getiriliyor. Cengiz, 7 Eylül 2008’de Şahin’e gönderdiği mesajda şunları yazdı:
“Güya Ağar 1000’er dolar para dağıtsın Özel Harekâtçılara diye size ödenek çıkartmış. Siz paranın üstüne yatmışsınız. Çenelerini şu ara tutsunlar sonra söz cevap verilir.”
Şahin, bu mesaja yanıt vermediği gibi, sorguda aktarılan görüşmeye ilişkin de konuşmadı.

‘Özel Harekâtçıları Ağar’ın emriyle gözaltından çıkarttım’
Savcı Zekeriya Öz’ün Ergenekon’un 10. dalgasında gözaltına alınan İbrahim Şahin’e sorduğu sorulardan biri ‘Ömer Lütfü Topal’ı öldürmek’le suçlanan Özel Harekât polisleriyle ilgiliydi. Kumarhaneci Ömer Lütfü Topal’ın 28 Temmuz 1996’da Sarıyer’de öldürülmesinden sonra gelen bir telefon ihbarı üzerine Özel Timci polis memurları Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy ve Oğuz Yorulmaz gözaltına alınmıştı. Bu polislerin dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın talimatıyla serbest bırakıldığı öne sürülüyordu.
Savcı Öz’ün sorusu üzerine İbrahim Şahin bu olayı doğruladı: “Ağar beni çağırdı. İstanbul’daki şahıslar Ankara’ya gelecekler, dedi. Bana emir verdiği için gittim. Bana ‘Suçla alakası yoktur’ diye tutanak verdiler.” 

‘Yeşil yanıma geldi’
Oysa 12 yıl sonra Susurluk’tan yargılamaya başlanan Mehmet Ağar, 9 Şubat günü yapılan duruşmada Ömer Lütfü Topal cinayetiyle suçlanan polislerle özel bir ilişkisinin olmadığını belirterek, “Sıradan bir polis memuruyla ilişkimin olması söz konusu olamaz. Ayhan Çarkın zaman zaman ödül törenleri sırasında yüzüne aşina olduğum biridir” demişti. İbrahim Şahin’in bu itirafı Mehmet Ağar’ın Özel Harekâtçı bu polislerle yakından ilgilendiğini gözler önüne seriyor.
İbrahim Şahin, savcı Öz’ün “Yeşil’i tanır mısın?” sorusuna karşılık şunları söyledi:
“Yeşil, Ankara’da yanıma geldi. Doğudaki operasyonlardan tanıyorum. Ankara’da 1-2 defa görüşmüşüm. Bir daha da görüşmedim. 2000 yılından beri Korkut Eken, Mehmet Ağar ve Eymür, hiçbiriyle görüşmem.”

Kayıp silahlar ve Ağar
Savcı Öz, gazeteci Güler Kömürce’de ele geçirilen bir belgede Ağar, Şahin ve Korkut Eken’in ‘üçlü çete’ olarak anıldığını belirterek, bunun sebebini sorunca, “Kömürcü’yü tanımıyorum” dedi.
Ayrıca, Ertaç Tinar aracılığıyla 1993 yılında Özel Harekât Dairesi için getirilen silahlardan bir bölümünün Korkut Eken’e verildiği iddiasına ilişkin de Şahin, şöyle dedi:
“Tinar’ı İsrail’den tanırım. Bu, Ağar’la alakalıdır. Kendisi yargılanıyor.”
Azerbaycan’da Haydar Aliyev’e yönelik darbe girişimi de sorguda Şahin’e yöneltildi. Öldürülen darbe girişimcisi Ruşen Cevadov ile Şahin’in ortalıklarının bulunduğu, Elçibey’in lideri olduğu Azerbaycan Halk Cephesi’nin daveti üzerine Ayhan Akça, Ziya Bandırmalıoğlu, Mehmet Ayvacıoğlu ve Hamlet İltaş’ın bu ülkeye giderek 60 kişiye komando eğitim verdikleri iddiası soruldu. Şahin, Azerbaycan darbe girişimine ilişkin şunları söyledi:
“Azerbaycan İçişleri Bakanlığı beni resmi belgeyle davet etti. Beni devlet gönderdi. Bizdeki Özel Timlerin başı benim. Cevadov Azerbaycan 10-11’lik resmi timlerin başkanıydı. Sonra Cevadov’la ertesi gün Azerbaycan İçişleri Bakanlığı’na gittik. Ben bakana ‘150’şer 150’şer Türkiye’ye gönderirseniz bunları eğitirim’ dedim. Karabağ’ın kurtulması için ben bu adamları yetiştiririm, dedim. Ben Türkiye’ye döndüm. Bir daha ilişkim olmadı. Bu bir resmi gidişti.”