Mekselina Leheng yazdı

Emine Ayna'nın muhatap tartışması bu sürecin diline tamamen ters bir durumdur. Bu süreçte daha çok Demokratik Toplum Partisi içinde siyaseti çok iyi bilen, ılımlı kişiler konuşmalı


MEKSELİNA LEHENG 

Son günlerde Kürt sorununun çözülmesi noktasında hızlı bir görüşme trafiği yaşanıyor. Bundan daha birkaç ay önce bu sorunun çözülme olasılığı bile bulunmazken şu anda böyle bir ihtimalin, daha doğrusu güçlü bir ihtimalin var olması hepimizi heyecanlandırdı.
Hükümet bu sorunun çözülmesi için çok kararlı görünüyor. Çünkü daha önce sorunun adını bile koymaktan korkan kesimler, kişiler şu anda ‘Kürt Sorunu, Kürt Açılımı’nı dillerinden düşürmüyorlar. Bu süreçte televizyon programlarına katılan bazı AK Parti milletvekilleri ve bakanlar Kürt sorununun tarifini koymuş neden çözülmesi gerektiğini de açık bir dille ifade etmiştir. Başbakan’ın yıllar önce Rusya’dayken “Düşünmezsen Kürt Sorunu yoktur” gibi açıklamalarından bu yana epey yol kaydedildiği görülüyor.
Devletin bütün organlarından hem dilli bir söylem hakim. Sorunun çözümü konusunda bir kararlılık ve güçlü bir istem mevcut. Yalnız Kürt tarafının bu süreçte rolü ne ve nasıl olmalıdır? Daha çok bu konu üzerinde durmak istiyorum.
Yıllardır bu kardeş kavgasının en çok acı tarafını kuşkusuz ki Kürtler çekmiştir. Ölen, öldürülen binlerce yurttaş, yakılan, boşaltılan onlarca köy Kürtlere ağır bedeller ödettirmiştir. Savaşın en ağır tarafı, en yaralı tarafı Kürt coğrafyasında meydana geldi. Yaşanan acılar ve beraberinde getirilen göç ve yoksulluk. Daha önce Abdullah Öcalan avukatlarıyla görüşürken sorunun çözümü konusunda Başbakan’a, Cumhurbaşkanı’na defalarca kez mektup yazıp sorunun çözümü konusunda istemde bulunduğunu biliyoruz. Hatta kendisi, “Başbakan’dan, Cumhurbaşkanı’ndan rica ediyorum gelsinler bu sorunu çözelim” demişti. Yine çözüm o kadar uzak bir ihtimal olarak görünüyordu ki, Öcalan kendisinin ya da PKK’nin muhatap alınmasının şart olmadığını
isterlerse, DTP ya da sivil toplum kuruluşlarla da muhatap alınarak bu sorun çözülebilinirdi.
Sorunun çözülmesi konusunda hiçbir ihtimal yokken bu gün böyle bir ihtimallin doğmuş olması Kürt tarafı için çok büyük bir şans bence. Kürtler bunu çok iyi değerlendirebilmelidir. Emine Ayna’nın muhatap tartışması bu sürecin diline tamamen ters bir durumdur. Bu süreçte daha çok DTP içinde siyaseti çok iyi bilen, ılımlı kişiler konuşmalıdır. Emine Ayna gibi sürecin dilini iyi kullanamayan ve sert görüşleriyle sürekli gündeme oturan siyasiler bu süreçte susmalı ve geri çekilmelidir. Çünkü yıllardır zıtlaşmalar ve sertleşmeler sonucu bu sorun kangrenleşti. DTP içinde Ahmet Türk, Selahattin Demirtaş, Osman Baydemir vb. siyasiler bu süreçte daha çok konuşmalı ve bu fırsatı çözüme evirebilmelidir. Emine Ayna’nın sert çıkışı bana daha çok MHP ve CHP’nin üslubunu anımsattı. Çünkü çözümü istemeyenler ancak böyle bir süreçte sert çıkışlar yapar. MHP ve CHP, Öcalan ve PKK’nin muhatap alınmasının yaratacağı tehlikeden dem vururken; Emine Ayna da PKK ve Öcalansız çözümün olamayacağından dem vuruyor. Üç tarafın da tek kaygısı bu maalesef.
Peki sorunun çözülmesinde muhatap önemli midir? Hayır değildir. Çünkü Öcalan kendisi dahi yukarıda da belirttiğimiz gibi sorunun çözümü gerçekleşecekse muhatabın önemli olmadığına dair açıklamalarda bulunmuştu. Bu nedenle muhatap sivil toplum kuruluşları dahi olsa sorun çözülecekse varsın onlar olsunlar.
Böyle bir fırsat yakalanmışken süreci tıkamak yerine açmak tarihe düşülecek en iyi not olacaktır.
Bir diğer nokta ise Kürtler bu süreci iyi değerlendirmeli dedik, bu yüzden daha önce Türkiye’de huzur ve sükunetin sağlanması ve bu karışıklığın son bulması için Türk ve Kürt aydınlarında ‘Barış Meclisi’ diye bir oluşum oluşturulmuştu. Bu oluşum bu süreçte etkin rol üstlenmelidir.
Hatta kendi içinde oluşturacağı bir çalışma ve çözüm komisyonuyla sürece katkı sunabilirler. Zaten böyle bir süreç için kurulan bu oluşumun en önemli ödevi bu süreçtir. Bu yüzden rolünü iyi oynamalıdır.
Yıllardır kangrenleşen sorunun çözümü bu gün önemli bir aşamaya gelmişse Kürt tarafı çözüme olgunlukla ve kendine yaraşır bir şekilde yaklaşmalıdır. Çünkü sorunun bir tarafı onlardır. Uzatılan barış ve çözüm elini geri tepmek belki bir daha oluşmasına ihtimal bile olmayan bir süreci kaybetmek anlamına gelecektir. Bölgede aşiretler arası bir barış sağlanacağı zaman gençler barış yemeğine genellikle götürülmez çünkü her an ortamı gerecek hareketlerde bulunacağı düşüncesiyle daha olgun, ve yaşları büyük olanlar böyle bir barışma sürecinde rol oynarlar. Şimdi Kürtler de böyle bir süreçte siyaseti iyi bilen, uzatılan barışın elini olgunlukla karşılayabilecek temsilcileri konuşturmalıdır. Çünkü artık anaların gözleri gözyaşı döke döke kuru bir pınara dönmüş bir durumda. Kimsenin böyle bir süreci tıkamaya yönelik eylemlerde, konuşmalarda bulunma gibi lüksü olamaz. Süreç çözüm sürecidir. Süreç iyi niyet ve olgunluk sürecidir.

Mekselina Leheng: Araştırmacı yazar