Meme kanseri ömrü kısaltmaz

Meme kanseri ömrü kısaltmaz
Meme kanseri ömrü kısaltmaz
Türkiye'de de her 8 kadından 1'i hayatı boyunca en az bir kez meme kanserine yakalanıyor. Erken teşhis için kadınların kendi başlarına yapacakları kontroller ve 40 yaşından sonra yapılacak mamografi çok önemli.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN - umay.aktas@radikal.com.tr / Arşivi

Meme kanseri dünyada kadınlar arasında en yaygın kanser tipi. Türkiye ’de de her 8 kadından 1’i hayatı boyunca en az bir kez bu hastalığa yakalanıyor. Her yıl 30 bin kadına meme kanseri teşhisi konduğu tahmin ediliyor. Erken teşhis çok önemli. Erken teşhisin yolu ise meme kanseri ile ilgili bilinçlenme. Kadınların kendi başlarına yapacakları kontroller ve 40 yaşından sonra yapılacak mamografiden geçiyor.

1-31 Ekim Meme Kanseri Bilinçlendirme Ayı nedeniyle Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Hasan Taşçı ile meme kanserinin sebeplerini, kimlerin risk grubunda olduğunu, erken teşhis ve tedaviyi konuştuk. Taşçı meme kanseriyle ilgili şu bilgileri verdi:

Geçmişinde kanser olanlar riskli: Meme kanserinin pek çok sebebi olabiliyor. Bunların başında genetik etkenler var. Annesinde, anne akrabalarında, kız kardeşinde meme kanseri olanlar risk grubunda. Diğer kadınlara göre onlar da meme kanseri iki üç kat daha fazla görülüyor. Bu kişilerin kontrollerini daha sıkı yapmak gerekiyor. Öte yandan bir kadının geçmişinde kalın bağırsak, pankreas, kolon kanseri varsa onlarda meme kanseri görülme ihtimali artıyor. Bir memesi kanser olanın diğer memesinde de kanser olabiliyor.

Doğurmak ve emzirmek koruyucu: Meme kanseri kadınlık hormonu östrojenin etkisinden dolayı olan bir kanser. Östrojen kadınların doğal hormonal yapılarında bulunuyor. Ancak meme ne kadar uzun süre o östrojenin etkisinde kalıyorsa o kadar çok kanser gelişme oranı artıyor. Erken yaşta adet görmeye başlayıp da ileri yaşlara kadar devam edenler yani uzun süre adet görenler de risk grubunda. Doğumlar riski azaltıyor. Çünkü hamilelikte östrojenin baskısına ara veriliyor. Başka hormonlar devreye giriyor. Östrojenin memedeki etkisi azalıyor. Emzirme de meme kanserinden koruyucu olarak sayılıyor çünkü meme içinde kanalcıklar süt ile dolu oluyor. Doğurmak ve emzirmek koruyucu faktör.

Şişmanlık risk faktörü: Meme kanseri riskini artıran bir diğer faktör de şişmanlık. Yağ dokusu östrojen hormonunu tutuğu için östrojen baskısı oluyor ve meme kanseri olma oranı.

30'lu yaşlarda ilk doğumunu yapanlar risk grubunda: Fizyolojik yapımızda doğum yaşları gecikti. Yapılan çalışmalar ilk adetini erken görüp de ancak 30’lu yaşlarda çocuk doğuran kadınların kansere yakalanma oranı daha yüksek olduğunu görüyoruz. 30’lu yaşlar gebe kalmak için geç. Ancak günümüz şartlarında eğitim süresi ve hayatı 30’lu yaşlardan önce bunu mümkün kılmıyor genellikle.

Erkeklerde de meme kanseri görülebilir: 100 kadına karşın 1 erkek meme kanseri oluyor. Oran düşük çünkü erkelerde meme dokusu daha küçük. Erkeklerde meme kanseri ileri yaş hastalığı. 45’inden sonra memede herhangi bir sertlik ele geldiğinde meme kanseri ihtimali akla gelmeli. 





Raf ömrü uzun yiyecekler yerine taze yiyecekler: Son yıllarda beslenmemize katkı maddeleri girdi. Bu katkı maddelerinin kendileri direkt olarak kanser yapmasa bile, toksit maddeleri vücuttan atmakla görevli karaciğer, bu maddeleri yok etmekle uğraşıyor ve yorgun düştüğü için yok etmesi gereken kanser hücrelerini yok edemeyebiliyor. Yani karaciğer bariyerini kanser hücreleri daha rahat atlayabiliyor. Karaciğerin yok etmeye çalıştığı toksit maddelerin içinde alkol, raflarda bekleyebilsin diye besinlere katılan katkı maddeleri, zirai ilaçlar, sulara katılan maddeler var. Kanserin ilacı diye söylenen yiyecekler biraz abartılıyor. Lahana, çilek kanserin ilacı deniyor mesela. Bu besinlerin böyle direkt bir etkisi söz konusu değil. Buradan çıkaracağımız ders beslenme şeklimizi taze sebze ve meyveler üzerine kurmamız gerektiği. Gıdaları pişirme şekli de çok önemli. Önerilen yavaş ateşte ya da buharda pişirmek. Ateşte yakmalar, kömürleşmiş, tütsülenmiş gıdalar pek tavsiye edilmiyor.

Meme kanseri ömrü kısaltmaz: Meme kanseri erken yakalandıysa ve uygun tedavi edilseydi hastayı öldürmez. Tedavi edildiğinde ömrü kısaltmaz. Meme kanseri tespit edildi, sonrasında cerrahi işlem yapıldı, onkolojik tedavi başlıyor. Kemoterapi yapılıyor gerekirse radyoterapi yapılıyor. Bu kombinasyonların iyi ayarlanması gerekiyor. Çok erken aşamada yakalanan meme kanserlerinde hastanın radyoterapiden kurtulması mümkün. Ya da eskiden kanser yakaladığımızda memeyi çıkarıyorduk. Şimdi artık her zaman meme çıkartılmıyor, meme korucu cerrahi dediğimiz bir işlem var. Tümörün büyüklüğüne göre bu işlemi uygulayabiliyoruz. Tümörü ve etrafındaki sağlam dokuyu çıkarıyoruz sadece. Bir de ameliyat sırasında işaretleme yöntemi ile lenf bezine sıçradı mı, sıçramadı mı diye tespit edip koltukaltına müdahale etmek ya da etmemek mümkün oluyor.

Memede her kitle kanser değil: Memede tespit edilen her kitle kanser değil ama acaba kanser mi diye aydınlatmak gerekiyor. Memenin kistleri ve iyi huylu tümörleri var. Onları sadece takip ediyoruz. Memede bir kitle varsa radyolojik görüntülemelerle tehlikeli mi, değil mi diye karar veriyoruz ama prensibimiz mutlaka oradan iğneyle biyopsi almak ya da o kitlenin çıkartılıp patolojiye gönderilmesi. Memenin içinin boşaltılması kanser olma ihtimali yüksek olan kişilerde uygulanıyor. O hastanın meme dokusunu çıkarıyoruz ve içine protez yerleştiriyoruz. Ömür boyu meme kanseri riskini kaldırmış oluyorsunuz. Bu hastalarda meme kanseri geni tespit edildiği için bu işlem yapılıyor. Bizim ülkemizde de yapılıyor bu testler.

40’tan sonra mamografi şart: Asistanlık yıllarımda hastalar neredeyse memesini kaplayan kitlelerle gelirdi. Bazen meme kanseri o kadar ileri olurdu ki yara ile gelirdi hasta. İyileşmeyen bir yara olurdu. Oysa bu belirtiler gecikmiş bir meme kanseriydi. Ancak artık herhangi bir sağlık kurumunda böyle bir hastaya rastlamazsınız artık. Önceki yıllara oranla meme kanserini fark etme, yakalama oranı değişti. Radyolojide çok ilerlemeler oldu. Artık çok küçük lezyonlar bile yakalanıyor. Yine eskiye oranla kadınlar daha fazla check-up yaptırıyor, memelerine baktırıyor ve kendileri de kontrol ediyor. 40 yaşından sonra senede iki senede bir mamografi çektirmek 20’li yaşlarda da elle muayene ve ultrasonografi yapılması gerekiyor. Meme kanseri 40 yaşından sonra görülür 65’inde tepe noktayı yakalar deniyor ama bu, gençlerde olmayacağı anlamına gelmiyor.

Bu belirtilere dikkat 
* Meme başı akıntıları. Meme başından normalde de sıvı gelebilir. Bu sıvı sarımsı ya da yeşilimsi bir sıvı ise çok sorun değil. Ancak meme başının kanlı ya da koyu kahve akıntısı varsa çok önemli. Bu kanserin ilk habercisi olabilir. Kana benzeyen akıntı görenlerin mutlaka doktora görünmeleri lazım.
* Meme başı şişliği
* Meme cildindeki kızarıklık, damarların artışı
* Memede çöküntü
* Memede portakal kabuğu görünümü ileri evre kanserin habercisi olabilir.

Aynada yüzünüze bakar gibi memelerinize bakın
Taşçı, genç kızlık safhasından itibaren yüzlerine aynada baktığımız gibi kadınların memelerine de aynada bakması gerektiğini anlatıyor: Her banyo sırasında göğüslerimize ayna karşısında bakacağız. Adet dönemi sonrası memeleri dıştan başlayıp meme ucuna kadar yoklamak gerekli. Koltuk altı çukurunu ellimizle kontrol etmeliyiz.