Memleketimden insan manzaraları

Gelir uçurumu ve göçle gelen ürpertici görüntü: Mersin'de yoksul halk, Toprak Mahsulleri Ofisi silolarından kalkan kamyonların saçtığı buğdayları topluyor.
Karayolundaki tehlikeli trafikte buğday toplayan Hamse hanım anlatıyor: "Günde iki kilo çıkıyor, un ya da bulgur yapıyoruz. Soframızın katığı bu. Çaresiziz."

MERSİN - Yıl 2004, yer Türkiye, 'iş', vızır vızır trafiğin içinde, yere dökülen buğdayları toplamak. Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) silolarına sevk edilirken dökülen buğdaylar, karın doyuruyor. Çay Mahallesi yakınlarındaki TMO silolarına giden kamyonları takip ederek, D-400 Karayolu'nda seyreden araçların arasında bir lokma yiyecek arayanların sayısı artıyor. Adının Hamse olduğunu söyleyen yaşlı kadın da yolda buğday toplayanlardan. Sevkıyat günlerini takip ettiğini söyleyen Hamse, "Kızımla buralara geliyoruz. Günde 2 kilo buğday topluyoruz. Ya bulgur ya da un yapıyoruz. Bizim de soframızın katığı bu. Çaresiziz, maddi sıkıntı çekiyoruz" dedi.
Göç Edenler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Yahya Munis de, asfaltta buğday toplayıcılığının göç nüfusu için karın doyurma yolu haline geldiğini söyledi. Mersin nüfusunun yüzde 60'ını Güney ve Güneydoğu Anadolu'dan gelenlerin oluşturduğunu belirten Munis, "Üç yıl önce çöplükten
yiyecek toplayanları gördük ve belgeledik. İnsanlar, yoldan topladıkları buğdayı yıkayıp, kurutup, değerlendirerek karın doyuruyor. Bunlar çok çarpıcı görüntülerdir. Ilıman iklimi ve Anadolu'nun orta yerinde olduğu için ilk durak olarak Mersin seçiliyor. Tarla ve narenciye bahçelerinde çalışıyorlar. Liman işlerinin, narenciye ihracatıyla Irak ve Ortadoğu'ya yapılan ticaretin azalması, istihdam alanını daralttı. Mersin artık göç kaldıramıyor diye konuştu.