Merak etme Hrant, katillerin peşini bırakmayacağız...

Merak etme Hrant, katillerin peşini bırakmayacağız...
Merak etme Hrant, katillerin peşini bırakmayacağız...
  • Gazeteci Hrant Dink'in öldürülmesinin üzerinden iki yıl geçmesine karşın verilen sözlerin aksine adli süreç kaplumbağa hızıyla yürüyor
  • İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek ve eski Trabzon İl Alay Komutanı Albay Ali Öz'ün yargılanacak olması üçüncü yıl için umut oldu
  • Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi
    DEMET BİLGE ERGÜN / Arşivi

    Tam iki yıl önce bugün AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink öldürüldü. Yüzbinlerce insan cinayetten sonra adalet isteğini haykırdı. Ancak beklenen adalet  geciktikçe gecikti. Cinayet davasında yargılananlar Trabzon’da BBP çevresinde örgütlenmiş küçük bir grupla sınırlı kaldı. ‘Göz göre göre gelen cinayetin’ kamudaki sorumlularıyla ilgili süreç yavaş işliyor. Fakat son günlerde yaşanan iki gelişme umut veriyor: Dönemin Trabzon İl Jandarma Komutanı Albay Ali Öz’e dava açılması ve İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’in  soruşturulmasının önünün açılması...

    Akyürek’e soruşturma 
    Dink’in öldürüleceği ihbarını aylar öncesinden aldığı halde önlem almamakla suçlanan Trabzon Emniyet Müdürlüğü ve İstihbarat Daire Başkanlığı yetkililerinin yargılanmasına iki yıldır izin verilmedi. Oysa iki birimin de cinayette ihmallerinin olduğu belirtiliyordu. 2002 yılından beri birçok eylemde Yasin Hayal’le birlikte ‘planlayıcı’ olarak başrol oynayan Erhan Tuncel’in yasadışı yoldan polis muhbiri yapılması ihmallerden biriydi. Bu tarihlerde Trabzon Emniyet Müdürü olarak görev yapan Ramazan Akyürek, Dink’in öldürüldüğü dönemde de İstihbarat Daire Başkanıydı. Şimdiye kadar hakkında ‘idari ve adli’ işlem yapılmayan Akyürek Başbakanlık Teftiş Kurulu’nun hazırladığı Aralık 2008 tarihli raporda sorumlulardan biri olarak gösterildi. Tuncel’in 2004 yılındaki McDonalds bombalaması davasından bilinçli olarak kurtarıldığının yazıldığı rapor Başbakan tarafından ‘onaylanın’ca Akyürek’in soruşturulmasının önü de açılmış oldu.

    Biri ihbarı takip etseydi
    Yasadışı biçimde ‘muhbir’ yapılan Tuncel’den cinayet ihbarını almalarına karşın harekete geçmeyen Trabzon Emniyet Müdürlüğü de koordinasyonu sağlayıp, süreci takip etmeyerek ve Dink’in korunma altına alınmasıyla ilgili yeterli bilgisi olmasına karşın gereğini yapmadığı için raporda cinayetten sorumlu tutuldu.

    Cinayetin ikinci yılında aynı yerde
    Dink’in öldürülmesinin ikinci yıldönümünde   ‘Hrant için adalet isteyenler’ Şişli’deki
    AGOS Gazetesi’nin önünde saat 14.30’da buluşacak. Akşam 20.30’daysa Lütfi Kırdar Kongre Sarayı’nda Dink için anma var.
    Dink, Zeytinburnu Balıklı Ermeni Mezarlığı’ndaki kabri başında dün anıldı. Dink’in ailesi, yakınları ve meslektaşlarının katıldıği törende, ayin düzenlendi ve dualar edildi. Törenden sonra ailesi ve yakınları Dink’in mezarına karanfiller bıraktı. Kumkapı’daki Meryem Ana Kilisesi’nde de pazar ayininin sonunda Dink için dua edildi. Polis kilisede geniş güvenlik önlemleri aldı. Galatasaray Lisesi önünde öğlen saatlerinde toplanan bir grupsa cinayeti protesto etmek için eylem yaptı. Göstericiler Dink’in  ölüm anında olduğu gibi yüz üstü yere yattı. Gruptakiler daha sonra dağıldı.

    Öz’e hem dava hem soruşturma
    Dink cinayetinde sorumluluğu tartışılan bir başka kurum da Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı’ydı. Sanıkların yaşadığı Pelitli jandarma sorumluluk bölgesindeydi ve Dink’in öldürüleceği beldede aylar öncesinden konuşuluyordu. Jandarmanın, Yasin Hayal’in eniştesi Coşkun İğci’nin ihbarıyla cinayetten aylardır haberdar olduğu ortaya çıktı. Buna karşın sadece İğci’den bu bilgiyi alan iki jandarma görevlisi Okan Şimşek ve Veysel Şahin hakkında dava açıldı. İki görevli Mart 2008’deki duruşmada durumu üstlerine bildirdikleri halde bir şey yapılmadığını söyleyince gözler komutanlara, özellikle albay Ali Öz’e çevrildi. Soruşturmada ifade veren subaylar da Öz’ün Dink’in öldürüleceği istihbaratını aldığı halde harekete geçmediğini söylüyordu. İçişleri Bakanlığı’nın izniyle Öz dahil sekiz asker hakkında Sulh Ceza Mahkemesi’nde ‘görevi ihmal’den dava açıldı. İlk duruşmada mahkeme, sanıkların ‘Görevin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle görevi kötüye kullanmak’ suçundan yargılanmaları gerektiğini belirterek, dosyası Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.  Başbakanlık Teftiş Kurulu da ihmallerinden ötürü Trabzon İl Jandarma Alay Komutanlığı hakkında disiplin soruşturması yapılması için durumun İçişleri Bakanlığı’na  bildirilmesine karar verdi.

    İstanbul için izin yok
    İstanbul Valiliği ve İstanbul Emniyet Müdürlüğü de cinayetten sonra tartışılan iki kurumdu. Dink’in Sabiha Gökçen’le ilgili haber nedeniyle İstanbul Valiliği’ne çağrılıp, vali yardımcısı Ergün Güngör ve iki istihbarat görevlisi tarafından ‘uyarıldığı’ ortaya çıkmıştı. Bu durum yargılama konusu yapılmadı, iki istihbaratçının kimliği açıklanmadı. Başbakanlık Teftiş Kurulu raporunda da cinayetle bu görüşme arasında bağ kurulamadığı belirtildi.
    Dink’in öldürüleceği ihbarına karşın gerekli önlemleri almamakla suçlanan İstanbul Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin yargılanması için izin çıkmadı. Dink ailesi yargının bu kararını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıdı.

    Dosyanın karanlık noktaları...
    Dink 19 Ocak 2007’de öldürüldü. Soruşturma nisan ayında tamamlandı. Ogün Samast, Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in de aralarında olduğu 18 sanık hakkında dava açıldı. Davanın açılmasından bir süre sonra Hayal’in eniştesi olan ve aynı zamanda jandarmaya Dink’in öldürüleceği bilgisini veren Coşkun İğci de sanıklar arasına katıldı. İlk duruşma 2 Temmuz’da görüldü ve geçen haziran ayında Samast’ın 18 yaşını doldurmasına kadar gizli yapıldı. Yargılama sırasında sanıkların Dink ailesi ve avukatlarına yönelik hakaretleri, rahat tavırları tepki topladı. Ancak yargılama aşamasında şimdiye kadar gelinen noktada cinayetin Trabzon’da Büyük Birlik Partisi (BBP) etrafında örgütlenen bir grup gencin eylemi olduğu görüntüsü aşılamadı. Cinayetin ardındanki karanlık ilişkilere henüz ulaşılamadı. Hatta cinayetin olduğu günlerde ortaya atılan bazı sorulara aradan geçen iki yılda yanıt bulunamadı. Bunlardan biri cinayette kullanılan el yapımı silahtı. Silahın deniz kazasında ölen bir kişiden alındığı dışında bilgiye ulaşılamadı. Bir başka karanlık noktaysa Samast’ın arkadaşlarının ifadesinde geçen ve cinayetten önce İstanbul’dan geldiği söyleyenen kişilerle yapılan toplantıydı. İddiaya göre ‘başkan’ diye hitap edilen bir kişi bu toplantıda cinayet için Samast’ı görevlendirmişti. Samast’ın cinayet yerinde yalnız olup olmadığı da netlik kazanmayan bir başka nokta. Cinayetin ikinci yılında ilginç gelişme ağabey Osman Hayal’in sanık yapılması oldu. Hayal’in iddia ettiğinin aksine cinayet günü evinde değil de İstanbul’da olduğu kesinleşti ve hakkında dava açıldı.