Metin Gürcan: Hulusi Akar orduyu dönüştürmeye geliyor

Metin Gürcan: Hulusi Akar orduyu dönüştürmeye geliyor
Metin Gürcan: Hulusi Akar orduyu dönüştürmeye geliyor

Metin Gürcan

Emekli Binbaşı Metin Gürcan'a göre yeni Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın dört önemli sorunu olacak; PKK'yla mücadele, IŞİD'le mücadele, ordunun kurumsal dönüşümü ve 'paralel' ile mücadele
Haber: BARÇIN YİNANÇ / Arşivi

RADİKAL - Metin Gürcan,1998-2014 yılları arası Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) değişik birimlerinde çalışarak 2015 Ocak ayında kendi isteği ile emekli oldu. Gürcan’ın meslek hayatının yaklaşık 8 yıllık bölümü Güneydoğu Anadolu bölgesi, Irak, Afganistan, Kazakistan ve Kırgızistan’da çeşitli operasyonel faaliyetler, irtibat ve eğitim görevlerinde geçti.

Özel Kuvvetler bünyesinde yetişen Gürcan, 2008-2010 yılları arasında ABD Deniz Kuvvetleri Enstitüsü’nde ‘Bölgesel Kürt Yönetimi ile Bağdat merkezi yönetimi arasındaki çevre-merkez ilişkisi’ adlı teziyle güvenlik çalışmaları alanında master derecesi aldı.

Halen Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilim bölümünde TSK’nın kurumsal dönüşüm kapasite ve isteği konusunda doktora tezini yazan Gürcan, son YAŞ kararları çerçevesinde hem ordu hem de yeni Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’la ilgili analizlerini şöyle anlattı:

‘HULUSİ AKAR’I NECDET ÖZEL NEZAKET İÇİNDE SARAYA DAYATTI’

Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı olması Necdet Özel için çok önemliydi. Akar aleyhine bir süredir silahlı kuvvetlere sızdığı iddia edilen ‘paralel’ ile mücadeleyi çok da önemsemediği konusunda ciddi bir kampanya vardı. Necdet Özel, nisan ayından itibaren çoğu konuda karar imza yetkisini Hulusi Akar’a devretmeye başlamıştı. Bu, başta Saray siyasi karar alıcıya “Gönlümdeki Genelkurmay Başkanı budur; teamülleri bozmayalım kendisine kefilim” mesajı idi. YAŞ’ın ön çalışmaları mayıs, haziranda başlar. Eskiden asker der olurdu. Şimdi bu toplantılar stratejik pazarlıklar şeklinde yürümeye başladı. Necdet Özel  devlet adamı nezaketinde Akar’ı siyasi karar alıcıya dayatmış oldu.

ORDUYU DÖNÜŞTÜRMEYE GELİYOR

Hulusi Akar bir reformist; proje odaklı bir asker. Orduyu dönüştürmeye geliyor. Temel misyonu bu olacak. Hulusi Akar, 3. Kolordu Komutanlığı, iki daimi NATO görevi, Kara Kuvvetleri Komutanlığı esnasında çok ciddi anlamda Batı güvenlik sistemiyle, NATO, ABD ile çok yakın işbirliği içinde çalıştı. Aynı zamanda kişisel dostluklardı da çok fazla.

Merak edilen şey şu; ordunun yüzünü nereye döndürecek. Üç seçenek var. Birincisi Türk ordusunu Batı güvenlik sisteminde güçlü bir aktör yapmak. Hulusi Akar, Türkiye ’nin NATO’nun karar alma mekanizmalarında neden daha etkin yer almadığından şikayetçi olurdu.  Genelkurmay karargâhı içinde yanına aldığı generallerin profiline de bakınca yönünü Batı’ya döneceğine dair ciddi bir kanaatim var.  Ama ordu içinde ‘Avrasyacı; Rusya’ya Çin’e açıl’ diyen bir dip dalga da var ‘bağımsız bağlantısız kal’ diyen de.  Hulusi Akar ordunun yüzünü Batı’ya döndürmeye çalışacak; en azından böyle başlayacaktır ama sonra nereye gider bilemeyiz.

ORDUNUN KÜRT SORUNUNDA TAVRI

Bana özellikle Batılıların en çok sorduğu soru "Türk ordusu siyasete geri döner mi? Mevcut durum taktik bir geri çekiliş mi yoksa içselleşmiş bir süreç mi?" Benim anket çalışmalarımın sonucunda vurguladığım iki temel gerçek var: Genç kuşaklarda demokratikleşme ve sivilleşmeye dönük bir trend var bu ümit vaat eden bir çıkarım.

İkinci konu; laiklik ve devletin birliği ile ilgili konu. Hangisi sizin için yaşamsal önemde sorusuna verilen cevaplarda laiklik oranı yüzde 60, 70’lerde. Yani ordu siyasal İslam meselesini aşmış. Ama devletin birliği bütünlüğü meselesinde hassasiyet artmış.

Ben ordunun siyasete kuvvetle muhtemel dönmeyeceğini düşünüyorum. Çünkü demokratik olana itaat konusundaki gelişen kültüre bakıyorum. Ama bir şerh koyuyorum. Ordunun siyasete dönüp dönmeyeceğini Kürt meselesinin neye evrileceği ve Ankara ’daki siyasi karar alıcılarının bunu nasıl ele alacakları belirleyecektir.

Ordunun siyasete müdahalesine iki konu imkan sağlıyordu. Biri laiklik... O mekanizma boş dönüyor. Ama devletin birliği konusunda “Bu devlet elden gidiyor mu?” kaygısı var. HDP tecrübesi çok önemli. HDP kapatılırsa; başarısızlığa uğratılırsa ordunun siyasete geri  dönmesindeki en önemli engel ortadan kaldırılmış olur.

Kürt hareketinin sivil olanı ordunun siyasete dönmesi önündeki en önemli engeldir. Vatanın lehine düşünmeyen HDP’yi kapatır PKK meselesini tamamen militarize eder. Bu da kaostur ve maalesef de gidişat da bu.

Kürt siyasetinde sivil olanın aktör haline gelmesi gerekir. Türk Silahlı Kuvvetleri nasıl son on senede sivil olana demokratik olana tabi olduysa Kandil de olabilmeli. Kandil’in aslında TSK’dan öğreneceği çok şey var. Kandil’de açsınlar Türkiye’deki sivil asker ilişkileriyle ilgili literatürü okusunlar ve ders çıkarsınlar.

‘HÜKÜMET ORDUNUN KÜRT ALERJİSİNİ KULLANACAK’

Orduda geçmişten gelen bir Kürt alerjisi var. PKK ile Kürtler eşdeğer görünüyor.  Hâlâ askerin zihin yapısında bu var. Hatta Hulusi Akar’ın zihin yapısında da bu var. Bundan sonra şuna bakmak gerekir; Hulusi Akar, HDP’li seçilmiş milletvekilleri ile aynı yerde bulunmamak için köşe bucak kaçıyor mu? Bunu yaparsa eleştirmemiz gerekecek.

İktidar ordudaki alerjiyi çok iyi biliyor ve ordunun bu alerjisini HDP’yi boğup Kandil’i ön plana çıkararak besliyor. İktidar tokuşturmak istiyor, buna bence prim verilmemeli.

Ordunun içindeki Kürt meselesine şahin bakan taraf Saray'ın bu konudaki şahin tutumunu; HDP’yi PKK paketi içine koyup HDP’yi yok etmeye çalışma stratejisini desteklerse; Türkiye yeni bir kaos ortamına sürüklenebilir.

YENİ GENELKURMAY BAŞKANININ KÜRT SORUNUNDA TAVRI...

Kürt meselesi Hulusi Akar’ın önündeki en kritik sorun olacak zira yukarıdan Saray’dan ‘Ez ez ez’ baskısı gelecek. Alttan da ‘Ez ez ez’ baskısı gelecek.

YAŞ’taki komutan tayinlerine baktığımda şu anda Güneydoğu’da kritik  tugay ve kolordu komutanlıklarına şahin isimler atandı.  Bu çok önemli. Bu atamalarda Saray’ın etkisinin rol oynadığını düşünüyorum.

Hulusi Akar’ın dört önemli sorunu olacak; PKK’yla mücadele, IŞİD’le mücadele, ordunun kurumsal dönüşümü ve ‘paralel’ ile mücadele. Hangisini öncelik verecek, birisi için hangisinden biraz fedakârlıkta bulunacak göreceğiz.

ABD ve NATO ile bir güven bunalımı var. İlk başta ona yönelmeye çalışacak. Saray ve hükümetle ilişkilerini iyi tutabilmek ve kurumsal dönüşüm için kendisine alan açabilmek için de PKK ile mücadelede şahin tavrını sürdürecek. Ama tabii ABD  ‘Önceliği IŞİD’le mücadeleye ver’ Saray ise ‘Önceliği PKK ile mücadeleye ver’ diyor.