MHP'liler Kyoto'yu niye reddetti?

MHP'liler Kyoto'yu niye reddetti?
MHP'liler Kyoto'yu niye reddetti?

Büyükataman, Bursa vekili (solda). Akkuş?un kaygısı sanayi.

Türkiye'nin Kyoto'ya katılımı yasasına ret oyu veren ya da çekimser kalan milletvekillerinin tümü MHP'li. Gerekçeler: 'Karşı değilim AKP'ye tavır için ret dedim'. 'Yükümlülükler endişelendiriyor'

ANKARA - Türkiye’nin uzun Kyoto Protokolü macerasında, önceki gece kalkan ellerle yeni bir döneme girildi. TBMM’nin önceki günkü oturumunda Türkiye’nin Kyoto’ya katılmasıyla ilgili yasa, üç redde karşı 243 oyla kabul edildi. 252 milletvekilinin katıldığı oylama da altı vekil de çekimser kaldı.
Tarihi oylamada ret ve çekimser oy veren vekillerin üçü de MHP’dendi. Radikal bu vekillere gerekçelerini sordu. 

İsmet Büyükataman (Ret): Ret oyu kullanmam protokolün özüyle, muhtevasıyla alakalı değil. AKP, hemen her konuda bir dayatma anlayışı içinde, konuyu oldu bittiye getirerek, çok fazla tartışmaya imkân sağlamayarak, aceleci ve şık olmayan bir şekilde yasal faaliyetlere imza atıyor. Bunda da öyle oldu. Bu anlayışa bir tavır koyma adına ret oyu kullandım. Yoksa protokolü destekliyoruz. Benim ret vermem AKP’nin tavrına yönelik kişisel bir tavır koyma ihtiyacından. 

Akif Akkuş (Ret): Kyoto Protokolü tam anlamıyla açıklığa kavuşmamıştır. Şu anda olmasa da ileri de Türkiye’ye de birtakım yükümlülükler getirecek. Bugün emisyon gazının büyük bölümünü havaya Amerika salıyor. Türkiye’nin saldığı emisyon gazı ise hayli düşük. Türkiye bunu yarıya indirse, sanayi olumsuz etkilenecek. Benim 2012’den sonra gelebilecek yükümlülüklerle ilgili endişelerim var. Bu yüzden ret oyu kullandım.

Ertuğrul Kumcuoğlu (Çekimser): Bu konu üzerinde uzun uzun konuşuldu. Kyoto Protokolü’nün dışında kalırsak şu şu sorunlar çıkar, taraf olursak gelişmiş ülkelere göre şu dezavantajlarımız olur diye. Olumsuz tarafları da var, olumlu tarafları da. Tarihe kayıt düşülmesinde yarar gördüğüm için çekimser kaldım.

‘Çünkü ABD imzalamadı’
Şenol Bal (Çekimser): ABD bu protokolü imzalamıyor, bizim de sanayide sıkıntılarımız var. Tam karar veremediğim ve ikna olamadığım için çekimser oy kullandım.

Alim Işık (Çekimser): Türkiye’nin maalesef şu anda altyapısı buna hazır değil. Enerji konusunda çok sıkıntılı bir döneme giriyoruz. Ama iktidar altı yıldır bu konuda önemli bir hazırlık çalışması yapmamıştır. Bu yüzden çekimser kaldım.
Oylamada İsmet Büyükataman (Bursa), Mustafa Enöz (Manisa), Akif Akkuş (Mersin) ret; Ertuğrul Kumcuoğlu, Recep Taner (Aydın), Beytullah Asil (Bursa), Şenol Bal (İzmir), Mehmet Serdaroğlu (Kastamonu) ile Alim Işık (Kütahya) çekimser oy kullandı. (Radikal)
***
‘Katıldık ama hiçbir yükümlülüğümüz yok’
MHP’li retci ve çekimser milletvekilleri, Kyoto Protokolü’ne taraf olmasının Türkiye’ye kısa vadede yükümlülükler getirebileceği, uzun vadede sanayisini olumsuz etkileyeceğini savundu. Ama Çevre Orman Bakanlığı tam aksini savundu.  Açıklamada özetle şöyle denildi:
1) Kyoto’ya katılmış olsak bile, prosedür gereği, Türkiye’nin şu anda sera gazı emisyonunu azatlması konusunda hiçbir yükümlülüğü yok. 
2) Türkiye, Kyoto Protokolü’nü onayladığı için, 2012’den sonra küresel iklim rejimini oluşturacak çalışmalar ve müzakerelere aktif olarak katılıp en iyi konumda  olmasını temin edebilecek. Ayrıca Türkiye, uyum fonu gibi mali kaynaklardan yararlanma imkânına da kavuşacak.
3) Eldeki bütün bilimsel raporlar, sera gazı emisyonlarının azaltılması için hiçbir şey yapmamanın, uzun vadede daha yüksek maliyeti olacağını ifade ediyor.  
4) AB üyelik sürecinde müzakerelerde Kyoto Protokolü en önemli konulardan biri.
***
Randevu: Aralık 2009, Kopenhag
Sera gazlarının azaltılması konusunda, ‘tek’ küresel çaba olan Kyoto Protokolü’ne bugüne kadar 184 dünya ülkesi katıldı. Kyoto Protokolü, 2008-2012 yılları arasında yapılacakları belirliyordu. Ama dünyanın gözü artık Kyoto’da değil, 2012’den sonrasını belirleyecek yeni protokolde.
Kyoto’nun devamı nite-liğinde olacak yeni protokolün temeli, Aralık 2009’da Kopenhag’da belirlenecek. 2010’da imzaya açılacak. Türkiye, Kyoto’ya ‘son anda’ imza atarak, Kopenhag’daki bu son derece kritik görüşmelerde bulunma ve sesini daha iyi duyurma şansına kavuştu.  
***
Bir başmüzakereci aranıyor
Çevre ve Orman Bakanlığı, ‘sözleşmeye taraf olurken tanınan özel şartların savunulabilmesi için teknokrat, hukukçu, diplomat, akademisyenlerden oluşan çok iyi bir müzakere ekibi kurulacağını’ açıkladı. Ayrıca konuyla ilgili bir de başmüzakereci atanacak.
TBMM Çevre Komisyonu Başkanvekili AKP’li Mustafa Öztürk, “Bu kişi (başmüzakereci), siyasetçi olmamalı, bürokrat olmalı. Bütün kurumları kontrol edecek, bütün kurumlarla diyalog kuracak, yabancı dile hâkim, müzakere yeteneği kuvvetli birisi olmalı” dedi. 
***
Çevreci, büyük sanayici ve bürokratlar mutlu
Ekonomik krizden çıkış yolu bile olabilir (TÜSİAD): Kyoto’ya taraf olunması, 2012 sonrası müzakerelerinde Türkiye’nin elini kuvvetlendirecek. İçinde bulunduğumuz derin ekonomik krizi aşmanın bir yolu da sürdürülebilir yeni bir üretim modelinin benimsenmesidir. 

İyi teknoloji (TBMM Çevre Komisyonu Başkanı Haluk Özdalga): Türkiye kalkınma çabasından ödün vermeyecek. Aksine Kyoto, Türkiye için yeni ve gelişmiş teknolojilere çok daha kolay ve çabuk sahip olma imkânı sağlayacak. 

Türkiye kaçırdığı treni yakaladı (REC Türkiye Direktörü Dr. Sibel Sezer Eralp): Türkiye 1990’lı yıllarda küresel iklim değişikliği rejiminin inşasına katılma süreçlerini kaçırmıştı. Böylece 2012 sonrası dönem için ortak oldu.

Mutluyuz (Greenpeace Akdeniz İklim Kampanyası Sorumlusu Hilal Atıcı): Türkiye’nin Kyoto’ya dahil olması ve bu yıl Kopenhag’da şekillendirilecek yeni protokole katkıda bulunacak olmasından mutluluk duyuyoruz.