@ismailsaymaz

Mihraç Ural: Reyhanlı saldırısının faili İsrail

Mihraç Ural: Reyhanlı saldırısının faili İsrail
Mihraç Ural: Reyhanlı saldırısının faili İsrail
Reyhanlı'da en az 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının ardından Türkiye medyasında eylemin faili olmakla itham edilen THKP-C Acilciler örgütünün eski liderlerinden Mihraç Ural Radikal'e konuştu.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

Reyhanlı’da en az 50 kişinin ölümüyle sonuçlanan bombalı saldırının ardından Türkiye medyasında eylemin faili olmakla itham edilen THKP-C Acilciler örgütünün eski liderlerinden Mihraç Ural Radikal’e konuştu.

Ural, Reyhanlı’daki saldırının arkasında İsrail’in olduğunu, bu eylemin, 2005 yılında Lübnan Başbakanı Refik Hariri’ye yönelik suikastın benzeri olduğunu iddia etti. Ne kendisinin ne de Acilciler adlı örgütün bu saldırı ile bağının olabileceğini kaydeden Ural, “Bu saldırının bizimle hiçbir bağı yok, olamaz da. Böylesi kapsamlı, yıkıcı, insanlık dışı, masum insanları katledecek bir olayı düşünecek tek bir insan olamaz şu dünyada. Tarihimin hiçbir kesitinde bu tür eylemlere prim vermedim” dedi. Acilciler örgütü iddiasına karşılık Ural, “Acilciler diye bir örgüt, 20 yıldan beri yok, 30 yıldır askeri eylemi yok. Bu örgütü nasıl getireceksin de böyle kapsamlı bir eyleme sokacaksın? Buna kargalar bile güler. Adil bir yargılama yapılsın ben yeniden ülkeme dönmeye hazırım” derken, Muhaberat’la bağ olduğu iddiasını reddediyor. Ural, kendisi tarafından kurulan Suriye Mukavemeti adlı örgütün Lazkiye’de sınırdan sızmalara karşı mücadele verdiğini, Banyas’taki katliamla da ilgilerinin olmadığını belirtiyor.

Türkiye hükümeti, Reyhanlı’daki saldırıdan siz sorumlu tutuyor. Bu saldırıyı siz mi azmettirdiniz?
Bu saldırının bizimle uzak yakın hiçbir bağı yok. En basit mantık düşüncesinde, böyle kapsamlı bir olayı, böylesi yıkıcı, insanlık dışı, zalim olayı, masum insanları katledecek bir olayı düşünücek tek bir insan olamaz şu dünyada. Bu menfur olayı şiddetle kınıyorum. Bu insanlık dışı eylemi şiddetle kınıyor, lanetliyorum. Tarihimin hiçbir kesitinde bu tür eylemlere prim vermedim. Hayatım boyunca yazı yazdım, okudum, görüşlerimi savundum, demokrasi ve özgürlük mücadelesi vermeye çalıştım. Zindan yattım, eziyet çektim. 12 Eylül sürgünü olarak Suriye’de yaşıyorum. 33 yıldan beri alnımın teriyle evlatlarımı büyütüyorum. Ben bir barış insanıyım. 7 bin yazım, 60’a yakın kitap ve makalem var. Hayatımda hiçbir zaman şiddeti önermedim. Dünyanın hiçbir teşkilatıyla uzak yakın organik bağım yok. Dünyanın hiçbir devletinde memur değilim, sivilim. Yaşamım boyunca elime silah almadım. Ta ki Suriye, bu Selefi ve dış güçler tarafından saldırıya uğradığında, yaşadığım ülkede vatan savunması dışında, sadece sınır bölgelerinden sızan Çeçenlere, Afganlara, terörist Libyalılara ve Tunuslulara karşı bir tavır almak, halk refleksi geliştirmek amacıyla tavır aldım. Böylesi bir eylemi (Reyhanlı’yı kastediyor) yapan, Ortadoğu ’da dengeleri alt üst etmek isteyenlerdir. Türk halkı ile Suriye halkını birbirine vurdurtmak, ezeli ve ebedi düşmanlıklar yaratmak isteyenlerdir. Biçim ve içerik açısından iyice incelerseniz, göreceksiniz ki, karşınızda İsrail var.
14 şubat 2005’te Lübnan Başbakanı Hariri’nin öldürülmesinde kullanılan bombanın biraz daha az bir miktarıyla Reyhanlı’da patlatılan bomba aynıdır. Aynı yöntemle yapılmıştır. İsrail’in çıkarı var. Çünkü Suriye ordusunun son günlerde kazandığı zaferlerin, bu gidişle Beşar Esad yönetiminin kalıcı olacağını gösterdi ve buna karşı (İsrail) teröristlere yardım amacıyla Şam’ı vurdu. Hariri’nin katledilme amacı neyse Reyhanlı’da patlatılan bombanın amacı aynıdır.

Peki siz halen “Acilciler” örgütünün lideri değil misiniz?
Acilciler 20 yıldan beri ortalıkta olmayan bir örgüt. Bir çalışması yok. Herhangi bir yerde 30 yıldır askeri eylemi yok. Bu örgütü neylen getireceksin de böylesine kapsamlı bir eylemin içine sokacaksın? Buna kargalar bile güler. Ben, adil bir yargılama yapılsın, yeniden ülkeme dönmeye hazırım. Ben barış insanıyım, yazan çizen bir insanım. Asla bu tür eylemlere prim vermem.

Muhaberat’la ilişkiniz olduğu iddiası doğru mu?
Ben 33 yıldan beri bu ülkedeyim. Akrabalarımın yarısı Hatay’da, yarısı Suriye’de. Hatay Türkiye’ye ilhak edildiği zaman aileler iki parçaya bölündü. Suriye devletinde memur değilim. Organik bir bağlantım yok. Suriye muhaberatıyla uzak yakın bağlı olmayı ilke olarak reddederim. Aksini ispat edenin alnını karışlarım. Dünyanın tüm istihbarat örgütlerine karşı tepkim ve alerjim var. Çünkü bir istihbarat örgütüne angaje olan bağımsızlığını yitirir. Oysa ben devrimci ilkelerimi bağımsız olarak kazandım. Bundan dolayı Suriye’de zindanda yattım. Bir yıl kesintisiz hücre cezasına çarptırıldım.

Suriye’de kurduğunuz Suriye Mukavemeti adlı örgüt, Acilciler’in devamı mı?
Acilcilerle ilgisi yok bunun. Bu, Suriye’de kurulmuş bir vatan örgütüdür. İçinde her tür etnik yapının yer aldığı, Türkmeni de Araplar da Asuriler de Ermeniler de... Bir halk refleksi örgütüdür. Suriye’de herkes silahlı zaten. Silahsız ev, silahsız insan yok. Bu insanlar kendi silahlarıyla vatanı savunmak, yabancıların müdahalesini engellemek, emperyalizme karşı duruş sergilemek, Yemenli, Libyalı teröristlere karşı ülkeyi korumak amacıyla kurulmuş, sadece Lazkiye’nin sınır bölgelerinde yer alan, başka herhangi bir yerde var olmayan halk milis gücüdür.

Fakat Banyas’ta işlenen katliamı sizin gerçekleştirdiğiniz iddia ediliyor. Bir video konuşmanız var, “temizlik” sözünü ettiğiniz...
Bu çok daha komik bir şey. Mukavmi Suriye örgütü çocuklara, kadınlara, yaşlılara, silah taşımayanlara elini uzatmaz. İç karışıklara müdahale etmez. Bütün görevi, sınırlarda yabancıların girişini engellemektir. Ülke içinde muhalifle yönetmi yanlısı arasındaki barışçıl mücadeleye de müdahale etmez, taraf değildir. Kaldı ki benimle ilgili video bütün olarak izlendiğinde görülecektir ki, ben o videoda diyorum ki, “eğer bizden yardım isterlerse bir hafta içinde yardıma gidebiliriz, bizden hiç yardım istemediler, gitmedik.” Bu sözleri ben 2 Mayıs’ta söyledim. Lazkiye’de bir şehit cenazesinin taziyesinde söyledim. Taziye sırasında bir soru üzerine askeri kavramlar kullanıyorum. “Mıntıkayı temizlemek” diyorum. Bunu mezhep temizliği olarak çevirdiler. Benim yanımda Araplar, Kürter var, Türkler var. Bunlar kendi kendilerini mi katleder? Biz kuvvetlerimizle birlikte Lazkiye’deydik. Bu çok acımasız bir yalandır. İnsan karşı tarafı dinler. Ben bu insanlardan (Reyhanlı’daki dokuz şüpheliyi kastediyor) bir tekini tanıyorsam, bir tek ilişkim var, bir tekiyle uzak yakın, dolaylı dolaysız bağlantım varsa... Yalan! Hepsi yalan. Yapılan, canice bir eylem. Benim bir geçmişim var. Ben devrimci mücadeleden geldim. Devrimci kişiliğimi lekelemek istiyorlar. Türk istihbaratıyla, Suriye istihbaratıyla bağı vardı, diyorlar. Bu nedir yahu? Bu kadra kolay mı? Mahkemelerden beraat kararı alsam bile ne işe yarar? Günah değil mi?