Milli Eğitim Bakanlığı logolu 'üçkâğıt'

Okul yönetimi tarafından satılan ve üzerinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın logosu bulunan kitapçık öğrencilere tanıtıldı. Kitapçığın içinde hem öğrencilerle hem velilerle ilgili sorular vardı, bunların doldurulması gerekiyordu. 'Optik form'larla dolu kitapçık öğrencilere pazarlandı.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

İSTANBUL - Okul yönetimi tarafından satılan ve üzerinde Milli Eğitim Bakanlığı'nın logosu bulunan kitapçık öğrencilere tanıtıldı. Kitapçığın içinde hem öğrencilerle hem velilerle ilgili sorular vardı, bunların doldurulması gerekiyordu. 'Optik form'larla dolu kitapçık öğrencilere pazarlandı. Bu satıştan hem okul hem de kitapçığı hazırlayan yazılım firması kâr etti. Velilerse en zayıf oldukları noktadan yani çocuklarından dolayı Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerinin tabiriyle üçkâğıda getirildi.
Bakanlık istedi ama...
Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) iki buçuk seneden beri üstünde çalıştığı e-okul projesini hayata geçirdi. Türkiye'deki tüm ilköğretim okullarının öğrencilerinin bilgilerinin toplanacağı bu sistem için de okul yöneticilerine haber verildi. Projeyle tüm ilköğretim öğrencilerinin bilgileri merkezi bir veri tabanında toplanacaktı. Öğrenci bilgileri kimlik numarası esas alınarak kaydedilecek, ilk kayıt işleminden mezuniyete kadar nakil, devamsızlık, not, sınıf geçme, karne, disiplin gibi işlemler sistem tarafından yapılacaktı. Öğrenci bilgilerinin 19 Şubat'a kadar e-okul.meb.gov.tr adresine girilmesi istendi.
Bir yazılım firması bakanlığın projesini fırsat bilerek 'Öğrenci kayıt sistemi' adıyla bir kitapçık bastı. Kitapçığın kapağında 'optik form ile, öğrenciye ait tüm verileri hızlı kaydetme imkânı' yazıyordu. Kitapçığın birinci sayfasında MEB logosunun altında velilere yönelik bir yazı, altında okul yönetiminin imzası vardı.
Kitapçık pazarlandı
Yazılım firmasının elemanları özellikle İstanbul'un Anadolu yakasındaki okulları dolaşarak kitapçığı pazarlamaya başladı. Şöyle diyorlardı: "Bakanlık bu bilgileri sizden isteyecek. Siz bunları alın öğrencilerinize satın."
Kartal'daki bir ilköğretim okulu yetkilisi bu ahlaksız teklife şu yanıtı verdi: "Böyle ticari bir şeyin içine girmek istemiyoruz."
Okulda A4 kâğıtlarına bir form hazırlandı, bunlar öğrencilere ücretsiz dağıtıldı. Formlar yapılacak işi zaten kolaylaştırmıyordu. Bilgileri elle bilgisayara girmek gerekiyordu.
Okuluna göre fiyat
Ancak Kartal'da formları öğrencilere ücretsiz dağıtan okul bir istinaydı. Çoğu okul tanesine 2 YTL verdiği kitapçıkları öğrencilere sattı. Üstelik kitapçığın fiyatları okula göre 5-20 YTL arasında değişiyordu.
Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nden bir yetkili, kitapçıkla ilgili bilgisi olmadığını söylüyor ve ekliyordu: Bakanlığın kitapçık dağıtma gibi bir uygulaması yok. Firmaların böyle bir şey satması, okulların bunu kazanç kapısı olarak görmesi fevkalade abes. Bu üçkâğıtçılık."
'İhtiyaç yok'
Eğitim Sen 5 No'lu Şube Başkanı Nizamettin Aktepe, e-okul projesine bilgilerin girilmesi için böyle bir kitapçığa kesinlikle ihtiyaç olmadığını belirtiyordu. Aktepe, hem öğretmenleri hem velileri uyarıyordu: "Kitapçık bakanlık logosuyla resmi bir form gibi duruyor. Okul yetkilileri öğretmenleri 'bakanlık göndermiş ne yapalım mecburuz' diye ikna ediyor. Kitapçığın içinde öğrencinin adından sınıfına, adresine, velinin bilgilerine kadar pek çok şey bulunuyor. Zaten bu bilgilerin yüzde 90'nı okulun kendi sisteminde var. Veliye dair ayrıntılı bilgiler de sınıf öğretmenlerinde var. Bu formlar doldurulsa bile e-okul sistemine girişte kolaylık getirmez çünkü okulların bu bilgileri e-okul adresine elle girmesi gerekiyor. Yani bilgilerin satılan bu kitapçıktan bakılıp elle girilmesi lazım programa."
Bu yazılım firmalarının ilk vukuatı değildi. İlk yarıyılda ilk kez bakanlık karneleri okullara ücretsiz dağıtmıştı. Yarıyıl tatili öncesinde karneler ücretsiz dağıtılınca yazılım firmalarının hazırladığı karneler ellerinde kalmıştı. Bunları ellerinden çıkarmak isteyen firmalar değişik yöntemlere başvurmuştu.
'Tehdit ettiler'
Eğitim Sen 5 No'lu Şube Başkanı Aktepe'ye göre bunların arasında tehdit de vardı: "Kimi okul ücretsiz MEB'in karneleri dururken bir de firmalardan karne satın aldı. Çünkü firmalar, 'Eğer bu karneleri satın almazsanız okulda kullandığınız sisteme şifre koyarız açamazsınız' dedi. Karnelerin yazılması için de o programlara ihtiyaç vardı."
Tek suçları güvenmek
Öğrencilerin ve velilerin ne yazılım firmasının ne de okul yönetiminin yaptıklarından haberi yoktu. Onların tek suçu güvenmek ve üzerinde Milli Eğitim Bakanlığı logosu bulunan kitapçılıkları satın almaktı. 'Öğrenci kayıt sistemi' adı altında satılan kitapçık esasında öğrencileri ve aileleri kazıklama sistemiydi. Peki bu durumda veliler artık kime güvenecekti?