Minibüste 7 kadının ölümüne 2 tutuklama

Minibüste 7 kadının ölümüne 2 tutuklama
Minibüste 7 kadının ölümüne 2 tutuklama
Servis sürücüsü serbest, şirket sahibi cezaevinde




7 KADINI EŞYA GİBİ TAŞIYARAK ÖLÜME GÖTÜRDÜLER HABERİ İÇİN TIKLAYIN

 


İSTANBUL – Halkalı'da 7 kadın işçinin ölümüne sebebiyetten mahkeme Pameks A.Ş'nin sahibi Cevdet Karahasanoğlu ve idare amiri Ferit Güncü'yü taksirle adam öldürme iddiasıyla tutuklanırken, şoför Mehmet Oğuz serbest bırakıldı. 7 kişiye mezar olan minibüsten sağ kurtulan Gülsüm Şenkoğlu, içinde 11 kişi bulunan minibüsün servis aracı olmadığını söyledi. Olay günü saat 07.30 içinde 11 kişinin bulunduğu minibüse bindiklerini söyleyen Şenkoğlu, “Toplaya toplaya fabrikanın önüne geldik. Geldiğimizde fazla su yoktu. Fazla su yoktu ama bazılarının ayaklarında terlikler olduğu için şoför ıslanmamız için merdivenlere kadar yanaştı. O araç servis aracı değildi zaten. Bizim evimiz yakın olduğu için, servis aracı diğer arkadaşlarımızı almaya gitmişti. Biz de yağmurdan etkilenmemek için bindik. Tam ineceğimiz sırada birden büyük su geldi. Ben camdan mı kapıdan mı nasıl çıktığımı hatırlamıyorum. Ben önde şoför Mehmet Uğur’un yanında oturuyordum. Beni ve arkadaki bir bayanı şoför çıkarmış. Ütücü olarak çalışan Gencer adlı kendisi atlamış. Diğer arkadaşlarımızda atlayabilirlerdi. Fakat onlar korku ve panik yaptıkları için başaramadılar” diye konuştu.




TABUTA DUVAKLARI KONULDU



Minibüsün içinde yaşanan sel baskını sonucu yaşamını yitiren Güldane Çiftçi (23), Bircan Karataş (21), Özlem Ünal (19), Naciye Karadeniz (47) için Halkalı Akşemsettin Camii’nde tören düzenlendi. Üçünde duvak bulunan 4 tabutun bulunduğu cami avlusunda Bircan Karataş’ın babası Öztürk Karataş, kızının duvaklı tabutunu okşadı. Güldane Çiftçi’nin annesi Gülbeyaz Çiftçi ise yakınlarının yardımıyla güçlükle ayakta durabildi.
4 kişinin cenazesi öğlen namazına müteakip kılınan cenaze namazının ardından Kanarya Mezarlığı’nda toprağa verildi.



MİNİBÜSE ISLANMAMAK İÇİN BİNMİŞ



Minibüste yaşamını yitirenlerin hikayeleri yürekleri burktu. Kompleci olarak çalışan Güldane Çiftçi 23 yaşında, pazartesi günü işe başlamış. Annesi Gülbeyaz Çiftçi, yağmur nedeniyle gitmemesi söylemiş. Güldane Çiftçi de ‘Daha iki gün oldu başlayalı gitmezsem işten çıkarılırım’ diyerek evden ayrılıyor. Güldane işe yürüyerek gidiyor. Ancak yolda minibüsü görünce ıslanmamak için biniyor.



11 GÜN SONRA DOĞUM GÜNÜYDÜ



Çaycı olarak çalışan 5 kız çocuk annesi olan Naciye Karadeniz, çocuklarını okutabilmek için 3 yıldır çalışıyordu. 19 yaşındaki Özlem Ünal ise, 2 yıldır modelistlik stajı yapıyordu. Annesi Nezihe Ünal ile aynı işyerinde çalıyordu. Sabah annesi dişçiye gideceği için Özlem’e yağmur nedeniyle işe gitmemesini söylemiş. Ancak Özlem Ünal kendisi gitmek isteyince annesi ’Tamam o zaman şemsiyeni unutma o zaman’ demiş. 21 yaşındaki Bircan Karataş ise ailesiyle 5 yıl önce Ardahan’dan İstanbul’a geldi. Sağlık Lisesi’ni kazanan Bircan Karataş, ekonomik durumu nedeniyle Açık Lisede okumaya karar verdi. 4 yıldır modelist olarak çalışan Bircan Karataş’ın en büyük hayali görme özürlü olan babası Öztürk Karataş ve 4 kardeşine ev almaktı. Annesi de Bircan’a sabah yağmur nedeniyle gitmesi istememiş.



AİLE DAVA EDECEK


Yaşamını yitiren 7 kadından Nebahat Salkım’ın cenazesi, Zonguldak’ta toprağa verildi.
Fabrikada kalite kontrol görevlisi olarak 12 yıldır çalıştığı bildirilen Salkım’ın baba evinde, yakınları taziyeleri kabul ederek ağıtlar yaktı. Salkım’ın kızı 18 yaşındaki Nesrin Salkım, gazetecilere yaptığı açıklamada, annesinin ve diğer kadınların taşındığı servisin camı bile olmadığını söyledi.
Servis şoförünün aracın sel sularına kapılması üzerine minibüsten inerek kaçtığını savunan Salkım, şöyle dedi: "Annem ve diğer kadınlar sürüklenen aracın içine su dolması sonucu yaşamını yitirdi. Bu tip servis aracının hizmette olması nedeniyle firma da suçlu. Firma ve araç sürücüsü 7 kişinin ölümüne neden oldu, yasal yollara başvuracağız. Bu konularda gerekli araştırmaları yapacağız. Evimiz yüksek kesimde olduğundan selde eşyalarımız zarar görmedi. Ancak, keşke evimiz tamamen zarar görseydi de anneme bir şey olmasaydı."
Coşkun Salkım da eşinin boğulmasına servis aracının camları olmaması ve kapısının kilitli bulunmasının yol açtığını kaydetti.



-İZİNDEN YENİ DÖNMÜŞ-



Anne Makbule Özkan, kızının 19 gün yanında kaldığını ve geçen pazar günü İstanbul’a döndüğünü belirterek, "Kızım pazartesi günü işe başladı. Yanımdayken iş yerinde mesailerinin kesildiğinden, çalışma şartlarının zorlaştığından bahsetmişti. Bana konservelerin yanı sıra Ramazan Bayramı’nda ikramda bulunmam için baklava hazırlamıştı" dedi.
Sinir krizi geçiren Özkan’ı, akrabaları ve komşuları sakinleştirmeye çalıştı.
Özkan, "Kızım turşumu, tarhanamı, konservemi hazırladı, evimi temizleyerek bayrama temiz gireyim istedi. Temizlik kendisinin ölümü içinmiş. Canım kızım, akıllı kızım" diye ağıt yaktı.


Yihe minibüste yaşamını yitiren 37 yaşındaki Nuriye Can, memleketi Sinop’un Erfelek İlçesi’nde gözyaşları arasında toprağa verildi. Yaşadığı şoku üzerinden atamayan koca İbrahim Can, eşinin ölümünden firma sahiplerinin sorumlu olduğunu belirterek, “Servis minibüsü camlı olsaydı, kapalı olmasaydı; benim eşim de yaşacaktı. Şoför arkadaki insanları nasıl bırakıp kaçar anlamış değilim. Onları yargıya şikayet edeceğim” diyerek gözyaşı döktü.



ŞİRKETİN AÇIKLAMASI



Pameks şirketinden yapılan yazılı açıklamada 1986 yılında kurulan şirketin gerek yurt içinde gerekse yurt dışında konfeksiyon ve tekstil piyasalarında tanınan imal ettiği tekstil ürünlerini dünya çapında ihraç eden tekstil sektöründe öncü ve köklü bir firma olduğu, istihdam edilen yaklaşık 180 işçisiyle sektöre ve ülkeye hizmet eden, vergisini eksiksiz veren, kazandığını yine istihdam yaratmak için kullanan bir firma olduğu belirtilerek, sel felaketinin en çok konuşulan "servis minibüsünde ölüm" olayı şöyle anlatıldı: "Hava bültenlerinde 9.9.2009 tarihinde yağış olacağını öğrenilmesi üzerine şirket idare amirlerimiz tarafından fabrikaya yürüyüş mesafesinde oturan çalışanlarımızın zaman zaman olduğu gibi servisle alınmaları için araç tahsis edilmiştir. Araç bazı haberlerde belirtildiği gibi kapalı kasa kamyonet olmayıp yandan sürgülü kapısı olan, ayrıca arkadan iki yana açılan kapısı bulanan ve bu kapılarda da iki adet camı bulunan bir araçtır. Bununla birlikte insan taşımaya elverişli olmayan bu aracın kullanımına ilişkin şirketimiz içinde inceleme başlatılmıştır.
Araç içerisinde 10 çalışan ve bir şoför olmak üzere toplam 11 kişi bulunmaktadır. Fabrikaya gelindiğinde yerde 20 cm seviyesinde su bulunduğundan ve bu su seviyesi herhangi bir tehlike arz etmediğinden araç içeri girmiştir. Çalışanların ıslanmaması için araç fabrika önündeki idari giriş kapısına yanaştırılmıştır. İçerdeki personel tarafından aracın yan sürgülü kapısı açılmıştır. Çalışanlar yerdeki suyu görerek ıslanmak istemediklerinden inmemişler ve araç kapılarını kapatmışlardır. Bu sırada fabrika alanı yanındaki Ayamama deresi taşarak duvarları patlatmıştır. 1 dakika gibi kısa bir sürede taşan sel suları aracın üstünü kaplayacak şekilde park alanını doldurmuş ve araç sular altında kalmıştır. Şirket çalışanları ve özellikle araç şoförü canı pahasına sular altında kalan araçtakileri kurtarmaya çalışmış fakat ancak 7 çalışanımız bu sırada can vermiştir.
Bu maalesef vahim bir doğa olayıdır ve insan bu olay anında çoğu zaman çaresiz kalmaktadır. Basın ekspres yolu gibi İstanbul'u Atatürk Havalimanına bağlayan yolun çok kısa bir süre içerisinde adeta bir nehir yatağına dönüşmesi dehşet verici bir vakıadır. Bu kadar geniş bir otobanda belediye otobüslerinin bile sular altında kaldığı, TIR'ların oradan oraya sel sularında sürüklendiği düşünüldüğünde bu olayın sebepleri ve sonuçlarının çok kapsamlı olarak ele alınarak bir daha böyle bir acı yaşamaması için her kez üzerine düşen görev ve sorumluluğu yerine getirmelidir.
Şirketimiz 7 evladını yitirmiştir. Bu canları geri getirebilmek mümkün değildir ama şirketimiz tüm yöneticileri ve çalışanları ile el ele vererek bu evlatlarımızın ailelerinin acılarını hafifletmek için ne gerekiyorsa yapacaktır. " (dha, aa)