MİT'ten sürpriz çıkış

Egemenlik kaybı
MİT Müsteşarı Emre Taner'in 80. yıldönümü mesajı: "Birçok ulus-devlet ve millet egemenliklerini büyük ölçüde yitirecek.
Tehditler iyi algılanmalı.
Türkiye, asla kendisini 'Bekle-gör-tavır al' taktiğiyle sınırlayamaz.

ANKARA - Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Emre Taner, 21. yüzyıl boyunca birçok ulus-devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başlayacağına dikkat çekti. Taner, yalnız savunma pozisyonunda kalmanın kabul edilemeyeceğini, Türkiye'nin kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da 'Bekle-gör-tavır al' taktiğiyle sınırlama lüksüne sahip olmadığını belirtti. MİT'in kuruluşunun 80. yıldönümünde mesaj yayımlayan Taner, özetle şunlara dikkat çekti:
Değerler yeniden tanımlanıyor: "Dünyadaki tüm değerlerin, ilişkilerin, sistemlerin ve düzenlerin, yeniden şekillendiği ve hatta tanımlandığı bir süreç içinde bulunmaktayız. Bu süreç, aynı zamanda, parçası olduğumuz uluslararası sistemin de kuralları, başrol oyuncuları ve figüranlarıyla mevcut olandan çok farklı bir boyutta yeniden belirlenmeye ve hatta doğmaya çalıştığı bir döneme kaynaklık etmektedir. Tarihi yakından incelediğimizde görüyoruz ki uluslararası sistemde istikrar hiçbir zaman uzun süre mevcudiyetini koruyamamıştır. Sistemin bir veya birden çok noktasında mutlaka bir değişim yaşanmıştır.
Ulus-devletler için kritik dönem: 21. yüzyılın ilk çeyreği, uluslararası ilişkiler ve güvenlik alanında yüzyıl boyunca önemli değişimlere yol açacak parametrelerin gelişmekte olduğu bir evreyi de işaret etmektedir. Bulunduğumuz dönem, gelecekte birçok ulus-devlet ve milletin hızlı bir şekilde tarih maratonunu kaybetmeye başladığı süreci anlatacaktır. Bu devletler sadece gelişememekle ve dünya yönetiminde söz sahibi olanlar arasına dahil olamamakla kalmayacak; aynı zamanda birçoğu günümüz teknolojik devriminin ve küresel ekonominin rekabetine dayanamayıp ulusal egemenliklerini de büyük ölçüde yitireceklerdir.
Tehditler iyi algılanmalı: Ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekten sağlam politikalar üretebilmek ve uygulayabilmek için ulusal güvenlik ve ulus-devlet yapısına yönelen tehdit ve kaynakları iyi algılayabilmek, ulusun karşı karşıya olduğu fırsatları ve tehditleri öngörmek, doğru analiz edebilmek ve uygun vasıtalarla karşı koymak zorunluluğu/ihtiyacı her zamankinden daha fazla hissedilir hale gelmiştir.
Bekle-gör-tavır al: Son derece kaygan bir zemin üzerine oturmuş uluslararası ortamda Türkiye, bir yandan yakın zamana kadar değişik çap ve karakterde savaşların yer aldığı ve halen potansiyel çatışma tehditlerinin bulunduğu Balkanlar, diğer yandan birçok bakımdan sürtüşmelere sahne olan ve çeşitli istikrarsızlık potansiyelleri taşıyan Kafkaslar ile yaklaşık 40 yıldır fiili çatışmalar ve terörist faaliyetlerle yoğrulmuş Ortadoğu'nun arasında bir iç hat pozisyonuna sahip halde bulunmaktadır. Bu süreç içinde Türkiye, gerek stratejik gerekse jeopolitik önemi nedeniyle kendisini hiçbir zaman olayların akışına bırakma ya da 'Bekle-gör-tavır al' taktiğiyle sınırlama lüksüne sahip değildir. Yalnız savunma pozisyonunda olmak Türkiye'ye haiz şartlar nedeniyle kabul edilemez bir davranış olacaktır. Bu nedenle de Türkiye tüm kartlarını/avantajlarını maksimum düzeyde bir verimlilikle değerlendirmek durumundadır. Ulusal gücü sağlamanın ve korumanın en etkili yolu, istihbarat fonksiyonlarımızın ulusal güvenlik politikalarımızı ve ulusal çıkarlarımızı destekleyecek şekilde yapılandırılması ve geliştirilmesidir.
Güçlü bir istihbarata ihtiyaç var: Öte yandan jeopolitik ve stratejik konumu itibarıyla oldukça zor bir coğrafya üzerinde bulunan Türkiye için güçlü bir ekonomi, kusursuz bir dış politika ve caydırıcı bir askeri yapılanma şeklinde sayabileceğimiz çok sağlam üç ayağa sahip olmak bir zorunluluktur. Bu üç ayağın ifade edilen özellikleri içinse güçlü, dinamik, etkin, esnek, hareket kabiliyeti yüksek ve yaratıcı bir istihbarat yapılanmasına ihtiyaç vardır."