Modern kavimler göçü

Gebze'de bir kum kosterinde 500 kaçağın yakalanmasıyla insan ticareti sorunu yeniden gündeme geldi.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Gebze'de bir kum kosterinde 500 kaçağın yakalanmasıyla insan ticareti sorunu yeniden gündeme geldi. Kaçakçılar ve çeteler için dev kârlar getiren bu ticaret,
'güzergâhtaki' ülkeler için ciddi sorunlar yaratıyor.
Gelişmiş ülkelerdeki iş alanlarının 'ucuz emek' talebiyle küresel bir sektör haline gelen insan ticaretinin yıllık cirosu ise yalnızca Avrupa için 10-15 milyar dolar olarak tahmin ediliyor. Rakamın büyüklüğüne kıyasla cezasının düşük olması, mafya için uyuşturucu ticaretinden daha kârlı bir iş alanı ortaya çıkarıyor.
Türkiye'nin talihsizliği
Dünyada yasadışı göçe konu olan ülkelerin
çoğuna komşu olan ya da yakın bölgede bulunan tek ülke, Türkiye. Bu yüzden Türkiye, kaçak göçte kaynak ülke olmanın yanı sıra, transit ve hedef ülke konumunda bulunuyor. Eski Sovyet cumhuriyetleri, Ortadoğu, Asya, Güney Asya ve Afrikalı kaçaklar, insan tacirlerine kişi başı 5-10 bin dolar ödeyerek hayallerini satın almaya çalışıyor.
6 yılda 230 bin 74 kaçak
Yakalanan mültecilerin yıllara göre dağılımı, Türkiye'de insan kaçakçılığında büyük artış olduğunu gözler önüne seriyor. Güvenlik güçleri 1995'te 11 bin 362, 1996'da 18 bin 804, 1997'de 28 bin 439, 1998'de 29 bin 426, 1999'da 47 bin 529 ve 2000'de 94 bin 514 kaçak yakaladı. 2000 yılında ayrıca, 24 bin 502 kaçak da sınır kapılarında yakalanarak Türkiye'ye girmelerine izin verilmedi. Kaçaklar arasında İran, Filistin, Moldova, Irak, Afganistan uyruklular başı çekiyor. Yakalanan kaçak sayısının artışına paralel olarak ülke ekonomisine de ciddi bir külfet çıkıyor. 'Pasaport Kanunu'na muhalefet' suçlamasıyla yargı önüne çıkarılan kaçaklar, eğer paraları varsa sadece 22 milyon lira ceza ödüyor. Cezanın ardından sınır dışı edilmesi gereken kaçakların yol masrafları ve iaşe bedelleri de Türkiye tarafından karşılanıyor.
Yakalanan kaçakçı sayısı ise, kaçaklara oranla çok düşük kalıyor. Mülteci operasyonlarında 850 insan taciri yakalandı. Tacirlerin 701'i Türkiyeli, 48'i Iraklı, 19'u İranlı, 14'ü Afgan, 11'i Bangladeşli, 10'u Yunanlı, dokuzu Faslı ve sekizi Pakistanlı. 30 organizatörün uyruğu ise istatistiklere 'diğer ülkeler' olarak geçti.
30 milyon mülteci
Uluslararası Göç Örgütü'nün son araştırmasına göre, herhangi bir anda yeryüzünde kaçak olarak dolaşan insan sayısı 15 milyonla 30 milyon arasında değişiyor. Örgütün rakamları 1970'li yıllara kıyasla, 1990'larda yeryüzündeki göç hareketinin 4 kat arttığını gösteriyor. BM Türkiye temsilciliğinin verilerine göre ise halen
11 bin mültecinin bulunduğu Türkiye'de her yıl 3 bin dolayında kişi de sığınma talebi ile başvuruda bulunuyor.
Kaçırmanın cezası 3 ay
Dünya insan ticareti
ağında, Türkiye'deki mevcut kaçakçılık şebekeleri de önemli bir yer tutuyor.
Ulaşımdan, sahte pasaport, vize ve diğer gerekli belgelere kadar her şeyi temin edebilecek ölçüde organize olan şebekeler, kurbanlarından kişi başına 2 ile 10 bin dolar arasında komisyon almalarına karşın işledikleri suçun cezası oldukça komik kalıyor. 5682 sayılı Pasaport Kanunu'nun cezai hükümlerinin uygulandığı bu suçun cezası, paraya da çevrilebilen, 3 aydan 2 yıla kadar hapis.
Ceza yetersiz
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği'nin eski hukuk müşaviri Nedim Yüca, yasal boşluklar ve yetersiz cezaları anlattı: "Pasaport Kanunu'nun 33. ve 36. maddeleri ülkeye kaçak giriş çıkış yapanlarla ilgilidir. 36. maddede, 'Yolcuları pasaport ve diğer vesikaların yoklanması için hükümetçe tayin olunan mevkilerden gayri olan yerlere bilerek nakleden kara, deniz ve hava taşıtlarını sevk ve idare edenler
veya kılavuzluk yapanlar 1 aydan 2 yıla kadar hapis olurlar' denilir. Yani insan ticaretinin suçu maalesef sadece kılavuzluk olarak tanımlanmış ve bu 'ağır ceza' öngörülmüş. Tabii çok yetersiz kalıyor." Yüca, İçişleri Bakanlığı'nın kaçakçılara 3 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasını öngören yeni yasa taslağının da yetersiz olduğunu söyledi.