Mor Çatı'nın çatısı 17 yıldır direniyor

Çankırı'da bir yargıcın 'Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin' şeklindeki sözleri 1987 yılında kadınları ayağa kaldırdı. Kadıköy'de yüzlerce kişinin katılımıyla miting yapıldı.
Haber: BEGÜM TAN / Arşivi

İSTANBUL - Çankırı'da bir yargıcın 'Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin' şeklindeki sözleri 1987 yılında kadınları ayağa kaldırdı. Kadıköy'de yüzlerce kişinin katılımıyla miting yapıldı. Kadın hareketi bu yıldan sonra şekillenmeye başlandı. Ve 1990'a gelindiğinde Türkiye'nin ilk kadın sığınağının temelleri atıldı. Danışma merkezi olarak yola çıkan Mor Çatı'nın altında şimdiye kadar trajedi yüklü onlarca hikâye barındı. Şiddetten kurtulan her kadınla birlikte güçlenen Mor Çatı yıllarca erkeklerin tehdidiyle ve maddi sıkıntılarla boğuştu. Ancak her şeye rağmen ayakta kalmayı başardı.
Yunanistan'la benziyor
Mor Çatı'nın da aralarında olduğu kadın örgütleri, her yıl farklı bir ilde gerçekleştirilen Kadın Sığınakları ve Danışma/Dayanıştırma Merkezleri Kurultayı'nı bu yıl İstanbul'da topladı. Kurultaya gelenlerden biri Mor Çatı'nın Yunanlı gönüllüsü Eirini Avramapoulou'ydu. Britanya'daki Cambridge Üniversitesi'nde doktora yapan Avramapoulou kadın hareketini araştırmak için geldiği Türkiye'de iki aydır Mor Çatı'da gönüllü olarak çalışıyor. Israrlı sorulara yanıt vermeyen ve sığınmaevlerinin 'gizlilik' kurallarına uyan Avramapoulou, Yunan kadınlarıyla Türk kadınlarının yaşadıkları sorunların birbirine çok benzediğini söylüyor. Türkiye'de çok daha fazla bağımsız kadın örgütü olduğunu söyleyen Avramapoulou, Yunanistan'daki devlet kurumlarının kendilerine engel çıkardığını ancak bunun Türkiye'deki kadar net hissedilmediğini anlatıyor.
Avramapoulou'nun iki aylık deneyimiyle gözlemlediği sıkıntıları Mor Çatı Kadın Sığınağı Vakfı, kurulduğu 1990'dan beri yaşıyor. 14 feminist kadının bir araya gelmesiyle danışma merkezi olarak yola çıkan Mor Çatı, kadınların sığınma ihtiyacına kendilerine göre çareler bulmuş.
1995'te ilk sığınma evi
Vakfın kurucularından avukat Canan Arın, o dönemleri şöyle anlatıyor: "Kimi zaman kadının evine giderek onlarla kalındı. Bazen de kadının anne-babası ile görüşülüp onların evinde yaşamasını sağladık. Zaman zaman gönüllüler kadınlara evlerini açarak çözüm üretti. Bir keresinde gönüllü arkadaşım şiddete maruz kalmış, kocası adresi bulup arkadaşımıza saldırmıştı. 1995'te ilk kadın sığınmaevini açtık. Ancak asıl darbe polislerden geldi. Sığınakta bulunan eşlerini arayan kocalara 'Eşim kayboldu, hayatından endişe duyuyorum' yazılı bir belge ile savcılığa başvurmalarını tavsiye ediyorlardı. Evin önünde aradığı kadını öldürmek için bekleyenler oluyordu. 1998'de tehditlere maddi sorunlar da eklenince kapandık."
1998-2005 yılları arasında sığınmaevi kapanmış olsa da danışma merkezi olarak çalışmayı sürdüren Mor Çatı, sonunda devletten beklediği desteği Beyoğlu Kaymakamlığı'ndan aldı. Kaymakamlığın yardımıyla kurulan sığınak yoluna devam ediyor. Şimdiye kadar 107 kadının barındığı sığınakta kalanlardan 22'si kendi evini kurdu.
Üç gün sürecek sığınak kurultayında Türkiye'deki sığınak sayısının artırılması çağrısı yapıldı. Resmi rakamlara göre Türkiye'de şu an 38 kadın sığınağı bulunuyor.