Mor Loozor'u definecilerden koruyan yok

Mor Loozor'u definecilerden koruyan yok
Mor Loozor'u definecilerden koruyan yok

Mor Lazoor daki rahip ve rahibelerin, üzerine çıkıp çile çektikleri İnziva Kulesi ayakta kalan son kule. Ama o da kazılarla yıkılmak üzere.

Midyat'taki Mor Lazoor Manastırı'nı önce bakımsızlık, sonra defineciler harap etti. Eski bir güneş tapınağının üzerine kurulan manastır yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Haber: ENİS TAYMAN - enis.tayman@radikal.com.tr / Arşivi

İSTANBUL - Mardin’in Midyat ilçesine bağlı Habsunnes Köyü’ndeki Mor Lazoor Manastırı son yıllarda definecilerin uğrak yeri haline geldi. Devlet, 2008’de manastırın yolunu ihale açıp sattı. Dünyaca ünlü kanser uzmanı Prof. Dr. Fuat Oduncu, İsviçreli dünya şampiyonu boksör Roberto Belge ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in büyükannesinin köyü olan Habsunnes’teki manastırın en önemli özelliği, güneşe tapanlardan kalma bir tapınağın üzerine inşa edilmiş olması. 

Son inziva kulesi
Ne var ki son yıllara kadar sağlam olan tapınak artık içler acısı halde. Manastır aynı zamanda bölgede sağlam kalan son inziva kulesine de sahip. Rahip ve rahibelerin yaz kış üzerine çıkıp çile çektikleri kule, temeline yapılan kazılar yüzünden yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya.
Mıhallemi Dinler Diller ve Medeniyetler Arası Diyalog Derneği Başkanı Mehmet Ali Aslan ve Midyat Süryani Derneği Başkanı Yuhanna Aktaş’ın umutları tükeniyor.
2008’e kadar neredeyse hiç dokunulmayan manastırın, bu tarihten sonra garip bir biçimde define avcılarının hedefi haline geldiğini belirten Aktaş, “2008’de şikâyet ettik. Rapor tutuldu. O rapordan sonra manastır daha fazla tahrip edildi” diyor. Noel’de kaymakama sözlü olarak şikâyetini ilettiğini belirten Aktaş, “Gereğini yapacağız dedi.
1 hafta içinde daha fazla kazılmaya başladı. Bilinçli bir tahrip var. Hem din düşmanlığı ve hem definecilikten şüpheleniyorum” diyor. Aktaş’ın ‘aydın ve sosyal demokrat’ olarak tanımladığı Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’a da bir mesajı var: “Yıkılan yıkıldı, yakılan yakıldı. Camileştirilen camileştirildi. Ortak miras olan bu yapıları bir avuç insan koruyamıyoruz. Bari kalanları korumak için yardım edin.”
Tapınağı korumak için 2008’de mücadeleye başlayan Mehmet Ali Aslan ise kaymakamlık ve valiliğe 10’a yakın başvuru yapıldığını anlatıyor. 2011 sonbaharında bir gece gördükleri ışık üzerine 3-4 köylüyle manastıra gittiklerini ve iki korucuyla karşılaştıklarını anlatan Aslan, “Nöbet tuttuklarını söylediler. Ama nöbet tutuluyorken bu yağma oluyorsa daha feci” diyor.