Muhbir böyleyken suçluya ne hacet

Kullanan kim?
Hrant Dink cinayetini azmettiren ve organize eden kişi olarak suçlanan Erhan Tuncel'in aynı zamanda Trabzon polisi tarafından muhbir olarak kullanıldığı ortaya çıkınca kritik soru yeniden gündeme geldi: Devlet içindeki bazı görevliler, suçluları adaletin yerine gelmesi için değil, kendi kirli işlerini yaptırmak için mi kullanıyor?
Karanlık ilişkiler
Son dönemde ses getiren suçların çoğunun aktörü devletle yakın ilişki içinde. Alaattin Çakıcı'nın MİT için çalıştığı bizzat MİT yetkililerince doğrulandı. Çakıcı her yakalandığında üzerinden MİT tarafından verilmiş pasaportlar çıktı. Abdullah Çatlı ve 'Yeşil' Mahmut Yıldırım, sözde devlet tarafından kullanılırken sayısız suç işledi.
Haber elemanıymış
Kayıtlı haber elemanı olduğu jandarma tarafından kabul edilen Veysel Ateş'i, Şemdinli'deki Umut Kitabevi'ne attığı bombayla tanıdık. Ateş, iki astsubayla birlikte 39 yıl 10 ay hapis cezası aldı. Bir başka haber elemanı Mustafa Demir'e de Kilis'te CHP'li Ekrem Çetin ve oğlunun öldürülmesi olayına karıştığı için 25 yıl hapis cezası verildi.
Haber: SONER ARIKANOĞLU / Arşivi

ANKARA - Pasajdan içeri girdi, elindeki cismi kitapçı dükkânına fırlattı. Dönüp kaçmaya başladı. Dükkânın içinde kulakları sağır eden büyük bir patlama duyuldu. Şemdinli'deki Umut Kitabevi'nin sahibi patlamanın ardından hem koşuyor, hem de bağırıyordu: Bombacıyı yakalayın! Halk bombacıyı yakaladı. Bombayı atan Veysel Ateş, devletin istihbarat elemanıydı. Ateş, hem devlete muhbir olarak çalışıp, hem de yasadışı eylemlere karışan ne ilk kişiydi ne de son. Bu şahıslardan kamuoyunun son tanıdığı Hrant Dink cinayetinin ardından tutuklanan Erhan Tuncel.
Katilleri muhbir sakladı
Muhbirlik konusunu tartışmaya açan olaylardan birisi, 3 Haziran 2005'te Kilis'te yaşandı. 15. Dönem CHP Gaziantep Milletvekili ve eski Kilis Belediye Başkanı Ekrem Çetin ile oğlu Cahit Çetin, Kilis'teki bir lokantada yemek yerken öldürüldü. Ekrem ve Cahit Çetin'i öldüren tetikçilerin, olayın ardından Mustafa Demir adlı şahsın evinde saklandığı belirlendi. Suriye uyruklu Demir'in, Jandarma İstihbarat Teşkilatı (JİT) muhbiri olduğu ortaya çıktı. Jandarma, cinayete yardım ve yataklık etmekten 25 yıl hapse mahkûm edilen Demir'i muhbir olarak kullandığını kabul etti.
Şemdinli'deki Umut Kitabevi'ne yönelik bombalı saldırının ardından yine bir JİT muhbiri çıktı. Seferi Yılmaz'a ait kitabevine 9 Kasım 2005'te iki adet el bombası atarak bir kişinin ölümüne neden olduktan sonra vatandaşlarca yakalanan Veysel Ateş'in, PKK itirafçısı ve JİT muhbiri olduğu anlaşıldı. Jandarma, kendisini muhbir olarak kullanan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile birlikte 39 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırılan Veysel Ateş'i de muhbir olarak kullandığını kabul etti. Şemdinli olaylarında adı 'itirafçı' olarak geçen Orhan Tekin, patlamalardan bir süre sonra İstanbul'da 46 kilo 550 gram esrarı piyasaya sürme hazırlığındayken yakalandı. Tekin'in üzerinde yapılan aramada, 27 Nisan 2006 tarihli, Şemdinli olaylarıyla ilgili bir gazetede yayımlanmış "Ses kaydı çıksın alnından öpeceğim" başlıklı bir de kupür bulunmuştu.
Akıl hocası muhbir
Hrant Dink suikastinin arkasından ise Emniyet'in bir muhbirinin adı gündeme geldi. Dink'i 19 Ocak'ta öldüren Ogün Samast ve azmettirici Yasin Hayal'le birlikte tutuklanan Erhan Tuncel'in, Trabzon İstihbarat Şube Müdürlüğü'nün muhbiri olduğu ortaya çıktı. Hayal'in akıl hocası olduğu belirtilen Tuncel, şu anda Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı sıfatıyla görev yapan Ramazan Akyürek tarafından Trabzon'da görev yaptığı sırada muhbirleştirilmişti. Emniyet'ten sızdırılan bilgilerde "Tuncel'in son iki aydır teşkilatla ilişkisi kalmamıştır" denildi.
Tuncel'in, Dink suikastini yaklaşık bir yıl önce Trabzon istihbaratına ihbar ettiği; Trabzon'un da bu bilgiyi İstanbul ve Ankara'ya ilettiği; ancak gerekli önlemlerin alınmadığı da ortaya çıkmıştı.
Zanlıların polise verdiği ifadelere göre Tuncel 'ajan provokatör' olarak çalışmıştı. Yani bir yandan Emniyet'e ihbarda bulunurken, diğer yandan saldırının gerçekleştirilmesi için çalışmaktan geri durmamıştı. Hayal'in tetikçi olarak seçtiği ilk isim Zeynel Abidin Yavuz'un ifadeleri, Tuncel'in de işin içinde olduğunu gösteriyordu.
ASALA'nın Türk diplomatlarını hedef aldığı dönemde, MİT'in ASALA 'ya karşı yurtdışında gerçekleştirdiği örtülü operasyonlarda organize suç lideri ülkücü Alattin Çakıcı'yı kullandığı ortaya çıkmıştı. Susurluk skandalının ardından Meclis Susurluk Komisyonu'na bilgi veren dönemin Emniyet İstihbarat Daire Başkan Yardımcısı Hanefi Avcı, "Çakıcı MİT'in adamıdır. MİT'teki en sıkı adamı Yavuz Ataç'tır. Yurtdışı çıkışlarına ve girişlerine yardımcı olunuyor" demişti.
Eski MİT Kontrterör Daire Başkanı Mehmet Eymür de aynı komisyona verdiği ifadede, "Çakıcı MİT'in elemanıdır" demişti.
Kırmızı pasaportlu Çakıcı
Bir önceki MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, "MİT artık Çakıcı gibi eleman kullanmıyor" demesine rağmen Çakıcı'nın MİT'le ilişkisinin kesilmediği anlaşılmıştı. Alaattin Çakıcı, 1999'da Fransa'da yakalandığında, üzerinden diplomatların kullandığı kırmızı pasaport çıkmıştı. Çakıcı, pasaportu, Pekin'de görev yapan Yavuz Ataç'tan almıştı. Çakıcı, 2005 yılında Avusturya'da yakalandığında da üzerinden eski MİT'çi Faik Meral adına düzenlenmiş yeşil pasaport çıkmıştı.
Susurluk kazasında polis şefi Hüseyin Kocadağ ile aynı araç içinde ölen Abdullah Çatlı, devletin kullandığı isimlerin en ünlülerinden. Çatlı, bir yandan yedi TİP'linin öldürüldüğü Bahçelievler katliamından ötürü aranırken, diğer yandan devlet hesabına çalışmış, yeşil pasaport taşımıştı. 12 Eylül cuntası döneminde yıldızı parlayan Çatlı'nın devlet için çalışırken kendi hesabına da çalıştığı, kumarhaneler kralı Ömer Lütfü Topal'ın önce haraca bağlayıp sonra öldürdüğü, MİT muhbiri Tarık Ümit'i öldürüp cesedini kaybettiği iddia edildi. Çatlı elde ettiği resmi güvence sayesinde iş dünyasında cirit atarken, Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım da hem tipini beğenmediği insanları öldürüyor, hem de bir telefonla doğulu işadamlarından yüzbinlerce dolar haraç alıyordu.
Adana'da gerçekleştirilen Matador Operasyonu'nun sanıklarından uyuşturucu kaçakçısı Urfi Çetinkaya'nın avukatı Mehmet Sayıs'ın öldürülmesi emrini veren Cengiz İlhantekin de "polis muhbiri'ydi.
PKK itirafçıları da devletle girdikleri ilişkilerde bir yandan operasyonlar yaparken diğer yandan kendilerine çalıştılar. Bursa İl Jandarma Komutanı Albay Aydın Yeşil ile Uzman Çavuş Taşkın Akyüz'ün yanı sıra, bir emniyet amiri ile 4 polis memuru haraç almak amacıyla bir oto gelerisine yapılan baskında üç kişinin öldürülmesi suçlamasıyla yakalanmıştı. Bu kadar resmi görevlinin arasında çetenin liderliğini PKK itirafçısı Ahmet Karakaş üstlenmişti.



Muhbiri tutan da sorumludur
Hukukçular, suça karışan muhbirleri kullanan kamu görevlilerinin de suçlu sayılması gerektiğini söylüyor.
Avukat Ergin Cinmen: "Emniyet Teşkilatı Yasası'na göre, polisin muhbir çalıştırma yetkisi var. Ancak muhbirin başka suçlara karışması durumunda, onu bir biçimde çalıştıran ya da çalışmasına göz yuman kamu görevlisinin de suçudur bu. Abdullah Çatlı ve onun gibilerini bu işlerde kullanan devlet memurları hakkında hiçbir işlem yapılmadı. Umursamazlık artarak devam ediyor. Susurluk sürecinde bunlara müsahama edildi. Hrant Dint suikastinde de muhbirin cinayeti kolaylaştıran kişi olduğu anlaşılıyor. Muhbiri kullanan kişilerin soruşturmadan geçmesi gerekiyor."
Devlet şeffaf olmalı
Avukat Bahri Bayram Belen: "Muhbir, eylemi programlamadığı, azmettirmediği ve eyleme katılmadığı sürece cezalandırılmaz. Muhbirin görevi kenarda durmak, bilgi almak ve bilgilendirmektir. Ancak eyleme katılırsa muhbir olduğu için yargılanmaktan kurtulamaz. Hukuk devletinde hiçbir zaman, devletin menfaatine dahi olsa muhbirler suç işlemek için kullanılamaz. İşlenen suçla, devlet görevlisinin bağlantısı saptanırsa muhbirle birlikte o da yargılanır. Muhbirin suç işlemek için kullanılmaması için devletin şeffaf olması gerekiyor."


İstihbaratçıya zimmetleniyor
Muhbir çalıştırmayla ilgili yasal prosedür şöyle işliyor:
  • MİT, JİT ve Emniyet, kendi yasalarında ve yeni TCK'da istihbarat çalışmalarını düzenleyen maddelere dayanarak hazırladıkları gizli yönetmeliklere dayanarak muhbir çalıştırıyor.
  • Suç örgütlerinin içinden ikna edilen kişi, merkezin onayıyla muhbir yapılabiliyor.
  • Bir istihbaratçıya zimmetlenen her muhbire, bir kod numarası veriliyor. Sadece zimmetlendiği istihbaratçıyla bağlantı kuran muhbirin getirdiği bilgilere ilişkin yazışmalarda, sadece kod numarası yazılıyor.
  • Muhbirlere, getirdikleri bilgi karşılığında örtülü istihbarat ödeneğinden para veriliyor. Muhbire verilecek para, getirdiği bilginin önemine ve maddi durumuna göre belirleniyor.
  • Muhbirler, MİT, JİT ve Emniyet adına içinde bulundukları örgüt ve çetelerin işledikleri suçlardan sorumlu tutulmuyor. Muhbirler örgüt adına bir suç ya da örgüt dışında başka bir suç işlerlerse yargılanıyor ve muhbirlikten atılıyor. Muhbirliğe son verme de yine merkezin onayıyla yapılabiliyor. İstihbarat örgütleri, muhbir olarak kullanmak istedikleri kişiyi korkutarak ya da parayla ikna ediyor.