Muhteşem huzursuzluk

Burada, memleketin aile albümünü karıştırmak amacıyla bulunuyoruz. Bu cümleyi noktalayan da, kraliyet çoğulu değil.
Haber: YILDIRIM TÜRKER / Arşivi

Burada, memleketin aile albümünü karıştırmak amacıyla bulunuyoruz. Bu cümleyi noktalayan da, kraliyet çoğulu değil. Nesnelliğin tevazu kisveli afisi de bize bol geleceğine göre olsa olsa çete çoğulu. Öyleyse ben de müsebbibimden başlarım işe. Karıştıracağım albümde pek fotoğrafa durmuşluğu olmayan, haydi açıkça söyleyeyim, kendi ailemden biriyle. Böylelikle koskoca bir gazete sayfasında bir başıma kalmanın acısını da ondan çıkarmış olurum. Üstelik dünyanın en eğlenceli konusunda, hele kendinizde sonucuna katlanma gücü vehmetmişseniz, kim yazmak istemez? Tuğrul Eryılmaz'ı tanıyor musunuz?
Beş yılı geçmiş. Kimi az satan dergilerde tek tük çıkan yazılarıma bakıp beni, yeni çıkacak bir gazetenin kendi editörlüğünü yapacağı pazar ekinde yazmaya ikna etti. Burnundan kıl aldırmayan, sosyalliğin denetleyemeyeceği hallerinden delice korkan biri olmama rağmen bu teklifi kabul etmemin tek nedeni elbette ki onun varlığıydı. Madem ondan ürkmemiş, işin başına getirmişlerdi. Eh, demek adına yakışır bir gazete çıkarmaya niyetliydiler.
Tuğrul'u herhangi bir bünye içinde hazmedebilmek güçtür. Bu toprakların iklimi izin verseydi onun için kullanılabilecek en doğru sıfat 'eksantrik' olurdu. O tam da İngilizlerin eksantrik deyip karşısında kendilerini güvence altına aldıkları benzersiz yaratıklardandır. Bulunduğu her ortamı kendine benzeten, niyetlense de kendini uyarlayamayanlardan. Takıntılıdır. Histerisi poyraz esiyorsa, kendisiyle en ufak bir iletişim kurmak mümkün olmaz. En kaldırmayacak durumlarda yarattığı dram atmosferiyle karşısındakileri felç eder. Gözlerini kısıp Theda Bara'dan aşırılmış bir nefret ve küçümsemeyle içeri giriverdi mi gündem mutlaka değişir. Ancak bir yetişkinle başa çıkmaya hazırlıklı olanlar onun karşısında donakalır. Misket bomba misali menzili geniş bir hakaret taramasıyla insanları serseme çevirir. Kışkırtmak adına söylemeyeceği söz, savunmayacağı duruş yoktur. Oynamaya bayılır. Diyelim bir konuda fikrine katılmadınız, ciddi bir dille tartışmaya kalktınız; aniden, 'Yoksul ve Marksist olduğum için böyle konuşuyorsun, dimi abi?' sorusunu patlatıverir. Ya da, 'Ünlü değilim diye böyle yapıyorsun.' Ona karşı artık silahlanmış olduğuna kanaat getiren bahtsızların elinden o bin bir hazırlıkla doldurulmuş silahı kapıverdiği gibi kendini vurur. O fırsatı kimseye bırakmaz. O, her zaman en hızlı söz patlatan,
en seri racon bozandır. Üstelik bunu katiyen bir üst basamağa oturmak için yapmaz. Hayatta herkesi aynı merakla ciddiye alan, herkesle itişecek gücü her an kendinde bulan bir başka insan tanımadım. Ama ciddiyetten anladığı farklıdır. Tuğrul, herkesin sınırlarını edepsizce kurcalayan, kendini hiç ciddiye almadan karşısındakileri ille de oyuna çağıran bir adamdır. Onun karşısında insan durmadan kendi samimiyetini sınar. Bu, kimileyin yorucu olabilir ama asla sıkıcı değildir. Hatta hayatta tanıdığım en eğlenceli insanlardan biridir. Çünkü ona alışmak, onun bir sonraki adımını öngörebilmek mümkün değildir.
İlk izlenim: Dünyanın yavaşlığı karşısında aklını toptan kaçırmış bir yabancı. Yolu nasılsa buralara düşmüş. Ona sıkça, 'Biliyor musun, daha şefkatli kültürlerde senin gibileri zincire vuruyorlar' demişliğim vardır.
Kaldı ki 1978 yılının Ankara'sında, onunla ilk tanıştığımda şaşkınlık ve öfkeyle yüzüne bakıp ilk sorduğum soru 'Sen sahiden deli misin?'
olmuştu. Bu sorudan vazgeçmem, kabul ederim, zaman aldı.
Hırçınlığı, edepsizliği efsanedir. Onunla çalışmak çelik gibi sinir ister. Onun muhteşem huzursuzluğunun tadını çıkarmak için ya huzursuzluk üslubunuzu onunkine ayarlayacak ya da ısrarlı bir şefkatle onu iğdiş etmeyi deneyeceksiniz. Onun zekâsıyla boy ölçüşmeye yeltenmediği sürece zekânıza bağlı, seçeceğiniz yol. Onun için en doğru sözü, bir gece ona bu intikam yazısını yazmaya karar verdiğimde, Murat Çelikkan etmişti. 'O kendisi için bile overqualified'.
Yani lüzumundan fazla vasıflı. Vasfı, gerekli olanın hayli fevkinde. Üstelik kendisi için bile.
Tuğrul, 68'in yanından efendice geçmiş olan bu toprakların belki de yegâne 68'lisidir. Mülkiyelidir. Ama mülksüzdür. Mahir Çayan'ın,
Hüseyin Cevahir'in arkadaşı. Yeraltı kültürünü tanır. Çeşitli arka sokaklarda sürtmüşlüğü vardır. Herhangi bir şeye kanması çok zor olduğu için uzun yalnızlıklar
çekmiştir. Kahramanlık taslamayı bilmez ama cesareti şaşırtıcıdır.
İhanet fikriyle cilveleşir ama sadakati de şaşırtıcıdır. Mick Jagger'a olan sonsuz aşkı ona 'Roll' dergisinde, ilâhın afişinin altında çıplağına giydiği deri ceketle pozlar bile verdirmiştir.
Müstehcen bir bağımsızlığı vardır. Ama tarafgir olduğunu hiç saklamaz.
Her başladığı işe o ruhla başlar. Nokta, Yeni Gündem, Sokak dergileri onun ruhunu yansıttığı için taze ve coşku doluydu.
O, duayenler çağının plebidir. Gerçek gazetecidir. Yaşıtları Ertuğrul Özkök olmuş ya da olmak için kıvranırken o, kendinden beklenmeyecek bir keskinlikle çizmiş olduğu sınırların içinde kendi ahlâkına hücreler örgütler. O, bu sebeple, yaşıtlarının mübalağa yükselmiş olduğu bu meslekte hâlâ bir emekçidir.
Üniversitede verdiği gazetecilik dersleri, öğrenciler arasında yapılan anketlerde en sevilen ders seçilir. Her bir öğrenciyle ayrı itişerek, kâh köpürüp kâh güldürerek, ama bir an olsun sıkıcı olmadan verdiği dersleri alanlara ne mutlu. Genç insanlara her zaman tahammülü bulunur. Otorite dili kullanmaktan geçtim otoriteye düşman bir dili savunduğu için, tutkuyla sevilir. Gençler, ondan ürkmemeyi çok daha kolay öğrenir. Gençler, yabancı lisan öğrenmeye daha yatkındır ne de olsa.
Tuğrul, inanılmaz güçlü sezgileri olan bir gazetecidir. Tomarla malzeme içinde bir bakışta hiçbir duayenin kuramayacağı bağlantıları kuruverir. 'İki' için bana bir konu önerdiğinde ne yazabileceğimi benden önce kavramış, hazırlığını çoktan yapmıştır. Kimi zaman masa başında oturmaya tahammülü kısıtlı olduğu, yazı yazmaktan çoğunluk sıkıldığı için beni kullandığını düşünürüm.
Beni gazetenin içine yolcu ettiği için ona bu güzellemeyi borçluydum. Hem onu çileden çıkarmak için. Hem bundan sonra, sevdiğim fotoğrafları gösterme konusunda beni pek nekes bulacak okurun ağzına bir parmak bal çalmak için.