'Mükerrer' davalar

SHP'li Alagöz, 28 Mart seçimlerinde Iğdır'da 6 bin 'mükerrer oy' saptadı. 4 bin kişiye dava açıldı ama son sözü zamanaşımı söyleyecek gibi.
Haber: CELAL BAŞLANGIÇ / Arşivi

İspanyol elçisi Ruj Gonzales e Clavijo, 29 Mayıs 1404 Perşembe günü öğle üzeri gelmiş Iğdır'a. Şehrin, kapısı üzerinde güçlü kuleleri olan kalesiyle karşılaşmış. Kalenin iç içe iki kapısından geçip girdiğinde kalenin bir kadın tarafından yönetildiğini görmüş. Kenti yöneten kadın Timur'a bağlıymış ve ona vergi vermekteymiş.
Clavijo günlüğüne eskiden kalede eşkıyaların barındığını, civardan geçen kervanları soyarak geçindiklerini, Timur'un burayı ele geçirerek eşkıya reisini idam ettiğini, kalenin idaresini de reisin karısına bıraktığını yazmış.
İspanyol Clavijo'dan 600 yıl sonra Iğdır'a girdiğimizde büyük bir kalabalık vardı belediye düğün salonunda. SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın kürsüdeydi. Dinleyenlerin hemen hepsi Kürt kökenli Iğdırlılardı. Karayalçın, AB sürecinde siyasi partilerin demokratikleşeceğini, seçim ittifaklarının yasallaşacağını, parlamentoya girme barajının düşeceğini anlatıyordu. Genel başkanların delegeleri, o delegelerin de genel başkanları seçtiği bir düzenin artık olmadığını vurgularken de 'İsmi lazım değil' diyerek belli ki CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'a gönderme yapıyordu.
28 Mart'tan aylar önce...
28 Mart seçimlerine aylar varken gerek SHP adayı Hasan Alagöz, gerekse de onu destekleyenler durmadan telefon yağdırıyorlardı ulaşabildikleri bütün gazetecilere. 'Taşıma seçmen var. Seçim hileli olacak' diye. Pek kimse tınmadı. SHP'li Alagöz işin peşini bırakmadı. Zaten yaşadığı süreci anlatırken "Ben hiç seçim propagandasına çıkamadım. Daha çok bilgi işlem merkezi gibi çalıştım" diyor.
Bir polis hafiyesi gibi çalışıyor Alagöz. Tek tek 'mükerrer seçmenleri' belirliyor. Ulaştığı sayı tam 6 bin. Alagöz'e göre Iğdır seçim hileleri 'ikinci Susurluk'. "Iğdır Seçim Kurulu, 20 muhtar ve kimi kamu görevlilerinin yardımı ya da göz yummalarıyla Iğdır ve çevresiyle, İstanbul ve diğer illerden on yıllardan beri Iğdır'ı görmeyen, Iğdır'da doğmayan, fakat Iğdır nüfusuna kayıtlı 6 bini aşkın insanın kimlik bilgilerini toplayarak sahte ikametgâh ilmuhaberleriyle Iğdır'a seçmen kaydetmişler. Biz bu 6 bini aşkın insanın oy kullandıkları sandıkları tespit ettik. Gerçek adreslerini TEDAŞ ve benzeri aboneliklerini de kimi yerlerde tespit ettik. Iğdır ili dışında İstanbul Devlet Hava Meydanlarında, 100. Yıl Üniversitesi'nde, TSE'de, Botaş'ta çalışanları da tespit ettik."
Alagöz'ün saptamalarıyla yola çıkılarak 4 bine yakın seçmene dava açılıyor. Sanıklar arasında resmi görevlilerin yanı sıra Türk Silahlı Kuvvetleri mensubu subaylar da var. Alagöz 'mükerrer seçmen' olayını anlatırken vardığı çarpıcı sonuçları da sıralıyor: "Bir ucunda İstanbul merkezli 22 derneğin yöneticileri, diğer ucunda MHP'li belediye başkanı ve teşkilatı, diğer ucunda da bir cumhuriyet savcısı var. Savcı, 329 TSK mensubu hakkında soruşturmaya gerek görmedi. Kendisini Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na şikâyet ettik."
Alagöz, 18 Nisan 1999 yerel seçimlerinde HADEP'ten aday olmuş. Benzeri usulsüzlük savları orada da gündeme gelmiş. "Yaptığımız itiraz esnasında, zamanın ANAP milletvekili Adil Aşırım'a, yine zamanın İlçe Seçim Kurulu Başkanı'nın 'Sandığı açarsam HADEP kazanır' dediğinin haberini ulusal kanallarda, hatta BBC'de birinci haber olarak izledik. 10 yıldır Iğdır'da yapılan usulsüz ve taşıma oy sonucu 59 bin nüfuslu ilin seçmen sayısı 38 bine çıkmıştır."
Geçtiğimiz hafta mahalle mahalle açılan yedi ayrı davada 4 bine yakın kişinin yargılanmasına başlandı. Dosyalarda sanık olarak geçen bazı resmi görevliler tayinleri çıktığı için önceden ifadelerini vermişlerdi. Yani bir anlamıyla davavaya bakılmaya başlanmıştı. Ancak daha ilk duruşmada yargıç Osman Aydoğan ilk kararıyla davanın en az bir ay ertelenmesine neden oldu. Yargıç Aydoğan ilk duruşmada, 'il ve ilçe seçim kurullarında görev yapan hâkimlerin kendi çevrelerinde vukua gelecek seçim suçlarına bakamayacaklarının belirtildiği, şahsımın da Iğdır Seçim Kurulu üyeliği yapmam nedeniyle dava dosyasına bakıp bakamayacağım hususunda tereddüt hasıl olduğundan Iğdır Adli Yargı Adalet Misyonu Başkanlığı'ndan görüş istenmesine' karar verdi.
Çıkışta bir SHP'li Iğdır'daki yerel yönetim anlayışından yakınıyordu: "Bir Kürtlerin oturduğu mahallelere bakın, bir de Azerilerin. Yıllardır bizim yollarımız yapılmadı. Ciddi bir ayrımcılık yaşanıyor. Ayrımcılık belediyede işe almalarda da görülüyor. SHP'nin güçlü olduğu görülünce 'Ermeniler geliyor, Kürtler Iğdır'ı ele geçiriyor' diye propaganda yapıldı. Seçmenler sahtekârlığa bu ayrımcılıkla yönlendirildi."
Bu yakınma bile yörede yaşanılan sıkıntının en açık anlatımıydı. Çünkü bölgede, özellikle de Iğdır ve Kars gibi kentlerde gelişen bir 'mikro milliyetilik' tehlikesi vardı. Herkes kullanacağı oyu dünya görüşüne değil, geldiği etnik kökene göre belirliyordu neredeyse. Iğdır'da iki temel etnik yapı vardı. Biri Azeriler, diğeri Kürtler. Görünen o ki son seçimlerde Azeriler MHP'ye, Kürtler de SHP'ye oy vermişti. Ortadan yok olanlar da bu iki yapıdan birini temsil etmeyen partilerdi. Örneğin CHP. SHP adayı Alagöz ilginç bir saptama yapıyor son seçimlere ilişkin: "Kasım 2002 seçimlerinde şehir merkezinde 2578 oy alan, bu seçimlerde gösterdiği adayı da 131 oy alan CHP'nin 'sosyal demokrat MHP'li Iğdır milletvekili de, ben de SHP kökenliyiz. Ortak dostlarımızı gönderdiğimde bu kararın 'Sayın Baykal'ın kararı' olduğunu söylemiştir."
Duruşmalar başladı. Ama SHP'nin gönderdiği avukat Zeynel Öztürk'e göre dava daha başlamadan zamanaşımına uğramaya aday. Süreç içerisinde sayıları neredeyse 6 bini bulacak sanıkların ifadelerini almak, sonra da karara varmak hayli zaman alacak. Eldeki bulgulara rağmen Yüksek Seçim Kurulu da mahkeme kararını beklediği için, iyi ihtimalle bu dava bir dahaki seçimlere bile zor yetişecek!
Ancak SHP'li Alagöz bu işin peşini bırakmama kararında. "Iğdır, Türkiye'deki seçim hilelerinin ortadan kaldırıldığı bir il olmalı ve bütün illere emsal oluşturacak bir atölye çalışmasına öncülük etmelidir. Yargıya güvenip güvenmeme konusunda insanlarımız son noktalarına geldi."
Bundan tam 600 yıl önce Iğdır'a gelen İspanyol elçi Clavijo, bugün gelseydi ne yazardı bilinmez. Ama, artık insanların kenti gelip 'kurtaracak' bir Timur beklemelerinin anlamı da yok. O zaman da çağdaş ve demokratik bir ülke için iş başa düştü demektir.