Münevver'in babası Cerrah'a isyan etti!

Münevver'in babası Cerrah'a isyan etti!
Münevver'in babası Cerrah'a isyan etti!
İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah'ın Ayşe Arman'a yaptığı açıklamalar Münevver'in babasını adeta yıktı


Bir çöp konteynerında parçalanmış cesedi bulunan Münevver’in katili hala bulunamadı. İstanbul Emniyet Müdürü genç kızın ailesi için “Kızlarını takip etselerdi” dedi. Acılı baba ise kızının katil ya da katillerinin hala bulunamamasına öfkeli.

Geçtiğimiz Mart ayının başında Etiler’de bir çöp konteynerında parçalanmış bir genç kız cesedi bulundu. Kurban Münevver Karabulut adlı genç bir kız, cinayet zanlısı ise sevgilisiydi. Kamuoyu günlerce bu cinayeti konuştu. Katil zanlısı ise 55 gündür yakalanamıyor. İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın Hürriyet Gazetesi’nden Ayşe Arman’a verdiği röportajda sarfettiği sözlere, vahşi bir cinayete kurban giden Münevver’in babası Süreyya Karabulut tepki gösterdi. Cerrah’ın aileyi suçlayan ve Münevver’in gece geç saatlerde eve gelmeyi alışkanlık haline getirdiği yönündeki sözleri babayı kızdırdı. İşte İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah’ın söyledikleri ve acılı babanın cevapları:

Cerrah: “Ekiplerimi yolladım”

Süreyya Karabulut: “Bize ne gelen, ne giden var, ne arayan ne soran var. Polis, ilk günler dışında bizi hiç arayıp sormadı. Biz gittiğimizde de, ’bulacağız, bekleyin, en kısa zamanda bulacağız, sabırlı olun’diyorlar. Ne olduğunu anlamak için medyum olmak lazım. Bildiğim tek şey Türk emniyeti, bazı olaylarda kısa zamanda çok büyük işlere imza attı. İstediği zaman olayları pat diye ortaya çıkardı. Bu davada ihmal olduğuna dair şüphelerim var. Suçluların adalete teslim edilmesini engellemek isteyen birileri var, gibi bir his var içimde.

Cerrah: ” Kızlarını neden takip etmemişler

Süreyya Karabulut: “Her anne baba çocuklarını takip eder. Ama belli bir yaştan sonra isteseniz de tam kontrol etme şansınız yok. Tamam benim kızım gitti ama suçlular nerede. Onun vicdanı rahat ediyor mu acaba. Kendisinin vicdanı rahat ediyorsa, benim söyleyecek hiçbirşeyim yok. O polis günü, anma törenlerinde kızıyla, yeğenimizle yürüyüş yapan müdürümüzün böyle konuşmasına da bir anlam vermiş değilim.”

Cerrah: “Hepimiz her an suçluyla karşılaşabiliriz”

Süreyya Karabulut: “Benim kızım 17-18 yaşına kadar tek başına gelmedi ki... ’Kızlarını takip etselerdi’diyor ama, o zaman polis ne iş yapar. İstanbul’da yaşayan her insan, her an, her dakika, her saniye bir suçla karşı karşıya kalabileceği bir ortamda yaşıyoruz. Her an bir suçla karşılaşabiliriz. Ama burda suçluları adalete teslim edecek olan kim. Ben miyim? Bana eğer diyorsa, gitsin zanlıları baba bulsun getirsin, adalete teslim etsin, ona da söyleyecek bir şeyim yok. Sayın Müdürümüzün yapması gereken vazifenin ne olduğunu herhalde kendisi çok iyi biliyordur.

Cerrah: “Sizin kızınız olsa, kaçta eve gelmesini istersiniz? Gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?

Süreyya Karabulut: “Olur mu öyle şey. Asla böyle birşey olmaz. Ben akşam yemeği saatinde kızımı beklerken, çöpte buluyorum. Akşam yemeği saat kaçtadır. Her zaman akşam saatinde evine gelen, derli toplu bir kızım vardı. Gecenin geç saatlerinde eve gelen, abuk sabuk yaşam içinde bir kız değildi. Son derece bilgi donanımlı, düzgün bir evladım vardı. Ama Sayın Müdürümüzün kısa zamanda yapması gereken suçluyu demiyorum, suçluları toparlayıp adalete teslim etmesidir.


“Şimdi ‘kan lekeleri var’ diyemiyorlar”

Kızının 52’sinde düzenlenen dini vecibeler için memleketi Bolu’da bulunan baba Süreyya Karabulut, cinayetle ilgili diğer şüphelerini ise şöyle anlattı:

“Kendi elemanları bana söyledi, annenin babanın üzerinde kan lekeleri var diye, şimdi bunu söyleyemiyorlar. Bu, bana telefonda söylenen şeylerdir. Ben çok fazla şey de söylemek istemiyorum. Annenin babanın üzerinde kan lekelerinin olduğunu kendi memurları bana söylemiştir. Olay günü, olay yerine bazı insanlar elini kolunu sallayarak girip çıkmıştır, bir kurdela dahi çekilmemiştir. Acıdır ama gerçektir. Bir baba olarak ben bunu söylüyorum. Çok yazık.”

“52 gün olması nedeniyle bütün aile Bolu’da toplandık. Acımız çok büyük. Bir de bunun yanına belli makamdaki insanların dengesiz açıklamalarınıa insanlar daha fazla üzülüyor. Kalkıp da bir mülkiyelinin böyle açıklamalar yapması doğru değil. Bizim ne kadar kızımızın derli toplu olduğunu kendisinin çok iyi bilmesi lazım. Çünkü mülkiyeli. Soruşturma aşamasında kendi memurlarından kızımızın ne kadar derli toplu olduğunu öğrenmemiş mi? Sayın Müdürümüz, Sayın Cerrah böyle açıklamada bulunuyor.”

“Bir de şuna çok içerliyorum. Karşımızda bir zanlı var diyor bazıları. Bu insan bu işi tek başına yapmadı ki. İnsanlarla beraber yapıldı. Buralarda belli bir suistimal olmuşsa... Demek ki bu cinayette suç ortakları ortaya çıkmıyor demektir.

Kızlarını takip etselermiş!..

Gazeteci Ayşe Arman dünkü Hürriyet’te İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’la konuyla ilgili yaptığı konuşmayı yayınladı. Cerrah, polisin olayı çözmekte yavaş kaldığı eleştirilerini şöyle yanıtladı: “Eğer polisimiz, son sürat konteynerin içindeki cesedi bulmasaydı, evdeki kan izlerine ulaşılamayacaktı. Delil- melil kalmayacaktı. Biz üzerimize düşeni yaptık, gayet seri ve hızlı davrandık.”

Cerrah kan izlerine rağmen anne-babanın dışarıda olduğunun hatırlatılması üzerineyse “Onun sebebini bana değil, bir zahmet hakime soracaksınız!” dedi. Gazeteci Arman, İstanbul Emniyet Müdürü Cerrah ile arasında geçen konuşmayı şöyle aktardı:

“54 gün oldu aileye bilgi verilmiyor. Neden?”

“Ekiplerimi onlara yollamadığımı nereden biliyorsunuz?”

“Çünkü onlarla konuşuyorum.”

“Kızlarını neden takip etmediklerini de söylediler mi size?”

“Nasıl yani?”

“E takip etselermiş kızlarını!..”

“Ama 17 yaşındaki bir kızı sürekli kontrol edemezsiniz ki!”

“Sizin kızınız olsa, kaçta eve gelmesini istersiniz? Gece erkek arkadaşının evinde geç saatlere kadar kalmasına izin verir misiniz?”

Arman’ın bu haberinde geçen diyalog, dün gün boyu Cerrah tarafından yalanlanmadı. İstanbul Emniyeti Müdürlüğü’nün sitesinde de bir açıklama yer almadı.