Müslüman kökeniyle seslendi, 'tarihle yüzleş' dedi

Müslüman kökeniyle seslendi, 'tarihle yüzleş' dedi
Müslüman kökeniyle seslendi, 'tarihle yüzleş' dedi

Obama?nın TBMM?de 25 dakika süren konuşmasında Atatürk, laiklik ve NBA?deki Türk basketçilerle ilgili sözleri büyük alkış topladı.

TBMM'ye hitap eden ikinci ABD Başkanı olan Obama, Ermeni meselesi için tarihi hesaplaşma gerektiğini belirtip, 'Bu benim değil Türklerle Ermenilerin birlikte çözeceği bir sorun' dedi. ABD'deki Müslümanlara dikkat çekip, 'Ben de Müslüman ailedenim' diyen Obama, 'İslam'la savaşta değiliz, savaşmadık, savaşmayacağız' vurgusu yaptı. ABD liderine göre Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması 'çok güçlü bir sinyal' olur

ABD Başkanı Barack Obama, Avrupa turunun son ayağı Ankara’da TBMM’de yaptığı konuşmada Amerika’nın ‘İslam dünyasınla savaşmadığını ve asla savaşmayacağı’ mesajı verirken, kendi Müslüman köklerine de atıf yaptı. Türkiye’nin laik ve demokratik kimliğine vurgu yapıp Atatürk’ten ‘Tarihi değiştiren lider” diye bahseden Obama, 1915’deki Ermeni olaylarına değinirken Türkiye’nin tarihiyle  yüzleşmesi gerektiğini söyledi. Obama’nın mesajları şöyle: 

EN BÜYÜK ANIT TÜRKİYE: Burada konuşmaktan onur duyuyorum ve ülkelerimiz arasındaki dostluğu, müttefikliği devam ettirmeyi amaçlıyorum. Bu ABD başkanı sıfatıyla yaptığım ilk ülke ziyareti. Daha önce G20 zirvesine Londra’ya ve Prag’daki AB zirvesine gittim. Bana ziyareti Ankara ve İstanbul’a devam ettirmeyi bir mesaj vermek için yapıp yapmadığımı soranlar oldu. Buna cevabım çok kolay ‘Evet’. Türkiye, ABD’nin önemli bir müttefikidir, Avrupa’nın önemli bir parçasıdır. Türkiye ve ABD birlikte çalışarak zamanımızın güçlüklerini çözümlemelidir. Bu sabah Atatürk’ün mezarını ziyaret ettim. Hakikaten kendisi adına inşa edilen anıttan çok etkilendim. Çünk kendisi tarihin şeklini değiştiren bir liderdir. Ama Atatürk’ün yaşamına ait en büyük anıt asla taştan ya da mermerden inşa edilemez. Bıraktığı en önemli miras Türkiye’nin canlı, laik, demokrasisidir ve bu mecliste bunun devamını sağlamaktadır. Tabii ki bugünlere kolay ulaşılmadı. 1. Dünya Savaşı sonunda Türkiye kolayca yabancı güçlere teslim olabilirdi. Bunun yanı sıra bir imparatorluğu devam ettirmeyi de tercih edebilirdi. Ama Türkiye farklı bir gelecek tercih etti. Kendisini yabancı kontrolden uzaklaştırdı, bir cumhuriyet kurdu ve bu cumhuriyet hem ABD, hem diğer ülkelerin saygısını kazandı. Tabii ki bu öykünün altında basit bir gerçek var. Türkiye’nin demokrasisi sizin kendi başarınız ve bu size hiçbir dış güç tarafından diretilmedi ya da hiçbir çaba ya da özveri gösterilmeden elde edilmedi. Türkiye hem geçmişinin başarılarından güç aldı hem de her nesil Türklerin çabaları ile güçlendi, ileriye doğru yol aldı. Benim ülkemin demokrasisininde kendi öyküsü var tabi ki. 

WASHINGTON ANITINDA TÜRK İZİ: ABD’ye Amerikan devrimi sırasında liderlik eden ilk başkan George Washington’dır. Ankara’daki gibi biz de kurucumuza büyük bir anıt yaptırdık. Washington anıtı Beyaz Saray’ın penceresinden her gün gördüğüm anıttır. Bunu inşa etmek onlarca yıl aldı. Gecikmeler yaşandı. Bu sürece katkı gösterenler oldu. Yardımımıza koşan dünya genelinde dostlar oldu. Herkes Washington’a saygı için bu çabayı gösterdi. Bunlardan bir de İstanbul’dan geldi. Osmanlı Sultanı Abdulmecit, bize bir mermer plaka gönderdi. Bu anıtın inşasına yardımcı olmak için. Burada basit cümlelerle başlayan bir şiir yazılıydı: ‘Arkadaşlığımızı, dostluğumuzu, ülkeler arasındaki dostluğu güçlendirmek için.’ 

HİDO VE MEMO’YU İZLİYORUM: O günler yazıldığından beri 150 yıl geçti. Ülkelerimiz farklılaştı ama dostluğumuz daha da güçlendi, mütefikliğimiz devam ediyor. Bu dostluk 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki günlerde başladı. Başkan Truman, Türkiye’nin egemenliğini ve özgürlüğünü koruma anlamında taahhütte bulundu. NATO da Türkiye’nin girdiği önemli ülkelerden biri oldu. Türkiye ile ABD, Kore’den Kosova’ya, Kosova’dan Kabil’e birlikte savaştı. Soğuk Savaş dönemine birlikte karşı durdular. İşbirliği ilerledi, halklarımız arasında bağlar derinleşti. Giderek daha fazla Türk kökenli Amerika’da Amerikada yaşıyor ve başarılar kazanıyor. Bir basketbol sever olarak ben de Hidayet Türkoğlu ve Mehmet Okur’un başarılarını keyifle seyrediyorum. 

BİRLİKTE MÜCADELE ŞART: ABD ve Türkiye her konuda hemfikir olmadı. Bu zaten beklenemez. Ama pek çok zorlukları son 60 yılda birlikte ele aldık. Müttefikliğimizin gücü nedeniyle hem Amerika hem Türkiye daha güçlendi. Türkiye daha güvenli bir yer oldu. Artık iki demokrasimizin önünde daha önceden görülmemiş bir takım güçlükler var. Bunlar içinde sınır tanımayan ekonomik krizler var. Aşırı uçlar, kadınları çocukları hiç acımadan öldürüyor. Enerji arzının önünde güçlükler var. İklim değişikliği var. Dünyanın en öldürücü silahlarnın artmasıyla ilgili çatışmalar var. Bunlar yüzyılımızın önemli sorunları. Bunlara nasıl cevap vereceğimiz geleceğin özgürlük ya da korku, yoksulluk ya da refahla şekillenip şekillenmeyeceğini belirleyecek. Güçle mi, yoksa adil ve kalıcı barışla mı? Şu kadarından eminim: Hiçbir ulus bahsettiğim zorluklara tek başına başedemez. Başarı için tüm ulusların birlikte çalışması gerekiyor. O nedenle birbirimizi dinlemeli, ortak hedeflere yönelik çalışmalıyız. Müşterek menfaatler üzerinde çalışmalıyız ve farklılıklarımızın ötesine geçebilmeliyiz. Bunu yaparsak daha da güçleniriz. Avrupa’ya bu mesajı beraberimde getirdim. Bu mesajı cumhurbaşkanınızla konuşma fırsatı yakaladığımda dile getirdim. Başbakanınızla da konuştum. ABD’nin yaklaşımı bu olacak. 

EKONOMİDE İŞBİRLİĞİ: Amerika ve Türkiye G20’de ekonomik krize verdikleri görülmemiş cevapta birlikte çalışıyor. En güçlü ekonomilerin eş güdümle çalışmalarını istiyoruz. Nakit akışının hızlanmasını istiyoruz. Koruyuculuğun önüne geçerek gelişmekte olan ülkelere el uzatmak istiyoruz. Dünya refahı için birlikte çalışma alanları bulabiliriz. Cumhurbaşkanı ile ticari işbirliğini ele aldık. Enerji alanında yapabileceğimiz şeyler var. Yeni kaynaklar geliştirebiliriz. Senerji bağımlılığıdan kurtulmak değil iklim değişikliği ile mücadele içinde de bunu yapmalıyız. Daha temiz teknolojilere yönelerek yenilenebilir enerji kaynaklarına yatırım yapmalıyız. Ayrıca sizin doğu-batı koridoru olarak doğalgazda önemli bir rolünüz var. 

AB ÜYELİĞİNE DESTEK: 21. yüzyılın güçlükleriyle başa çıkabilmek için tamamen birleşik, özgür ve barışçıl bir Avrupa’yı destekliyoruz. ABD, Türkiye’nin AB üyeliğini şiddetle desteklemektedir. Hem Türkiye hem Avrupa’nın dostu olarak konuşuyoruz. Türkiye önemli bir müttefikimiz, Trans Atlantik ve Avrupa kurumlarında önemli bir ortağımız. Türkiye Avrupa’ya sadece boğaz üzerindeki köprülerle bağlı değil. Bunun ötesinde bir bağlılığı var. Paylaşılmış bir kültür, tarih, ticaret var. Avrupa etnik, gelenek ve inanç farklılığından güç alıyor. Türkiye’nin üyeliği AB’nin gücünü artıracaktır. 

RUHBAN OKULU AÇILSIN: Tabi ki Türkiye’nin de sorumlulukları var. Üyelik yolunda önemli ilerlemeler kaydettiniz. Türkiye’nin çok zor reformları gerçekleştirdiğini biliyorum. Bu reformlar AB adına yapılmadı. Türkiye için yapıldı. Son bir kaç yıl içinde DGM’leri kapattınız. Ceza yasası reformu yaptınız. Basın ve örgütlenme özgürlüğü adına gelişmeler sağladınız. Kürtçe yayınlara başladınız. Devlet televizyonu adına yapılan gelişmeleri dünya saygıyla izliyor. Yeni yasaların, bu ivmenin devamı için uygulamaya geçmesi lazım. Çünkü demokrasiler durağan olamaz. İnanç özgürlüğü sayesinde sivil toplum canlanarak devleti güçlendirir. Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması gibi eylemlerin son derece güçlü sinyaller vereceğini düşünüyoruz.  

TEN RENGİYLE AZINLIK VURGUSU: Azınlık hakları sayesinde halk her türlü katkıdan her bireyiyle yararlanma fırsatı bulacaktır. Bunu ben geldiğim ülkenin başkanı sıfatı ile söylüyorum. Benim ten rengime sahip birinin oy hakkına bile sahip olmadığı bir ülkeden bahsediyorum. Nerde kalmış başkan olması. Ama değişim hepimizin yapacağı bir şey. Her zorluk demokratik kökenlerimize sadık olursak kolay aşılabilir. Tabiki kolay değil. Guantanamo’nun kapanmasını istedik. İşkencenin önüne geçtik. Değişmemiz gerekiyor ve bazen değişmek hiç de kolay değil. Başka bir konu demokrasinin önünde güçlük olarak çıkıyor. Geçmişimizle nasıl başa çıkacağız. ABD hâlâ kendi karanlık dönemlerini ele alma sorunu ile başbaşa. Bahsettiğim Washington anıtının karşısında bir Abraham Lincoln anıtı var. Kendisi köleleri kurtaran kişidir. Ülkemizde kölelik geçmişi, ayrımcılık geçmişi var. Tarih her zaman trajik gerçeklerle dolu. Ama geçmiş eğer çözümlenemezse omuzumuzda büyük bir ağırlık oluşturur. Her ülkenin bu anlamda geçmişi ile barışması ve daha iyi bir geleceğe yönlenmesi gerekmektedir. 

1915’i TÜRKLERLE ERMENİLER ÇÖZER: Burada tabi ki 1915 yılında yaşanan kötü olayları da gündeme getirmek gerekir. Bunlar Ermeniler ve Türklerin birlikte çözeceği sorunlardır. Ve Türk ve Ermeni halkaları dürüst, açık ve yapıcı şekilde bu süreci ele almalıdır. Zaten bu anlamda Ermeni ve Türk liderlerinin attıkları cesur adımları gördük. Bu anlamda açılan sınırlar Türk ve Ermeni halklarını tekrardan daha barışçıl ve refah içinde geleceğe adım atmalarını sağlayacaktır. ABD ilişkilerin normalleşmesini desteklemektedir. Buna yönelik çalışmalar gereklidir. Türkiye bölgede normal ve barışçıl ilişkilere sahip olan Güney Kafkas bölgesinde böyle ilişkiler sürdüren tek ülkedir. Bunun ileriye yönelmesinde çok önemli bir role sahipsiniz. Beraberinde Karadağ’da yapılabilecek şeyler var. 

KIBRIS’TA BARIŞ: Doğu Akdeniz’de de sorunlar var, çözüm arayışları var. Kıbrıslı liderler müzakerelere girme yönünde çabalarda bulundu. BM ve ABD birleşmiş, iki taraflı, iki toplumlu bir federasyon adına yapılacak çabaları destekleme hedefliyor. 

İSRAİL VE FİLİSTİN TAAHHÜTLERİNE UYMALI: Ortadoğu’da İsrail ile komşuları arasında kalıcı barışı hedefliyoruz. ABD iki devletli çözümü desteklemektedir. Bu herkesin üzerinde uzlaştığı Anapolis’te ortaya çıkan bir hedeftir. Bunu ABD başkanı sıfatıyla yakın izleyeceğim. Hem İsrailliler hem Filistinliler ileri adımlar atmalı, her ikisi de taahhütlerine uymalı. ABD ve Türkiye Filistinliler ve İsraillilere bu yolculukta yardımcı olabilir. İsrail’in güvenlik adına olan çabalarında Filistin’de yapılması gereken şeyler var. Birlikte çalışarak biz karamsarlığı ve güvensizliği ortadan kaldırabiliriz, ileriye dönük her fırsatı kullanabiliriz. Türkiye Suriye ve İsrail arasında arabuluculuk etmiştir. Bu uzattığımız eli ihtiyaç içindeki Filistinlilere de uzatmalı ve kurumlarını güçlendirme adına onlara yardımcı olmalıyız. Terörü dışlamalıyız ve İsrail’in güvenlik kaygılarının meşru olduğunu kabul etmeliyiz. 

İRAN TERCİH YAPMALI: Bölgenin barışı tabii ki İran’ın nükleer silah heveslerinden vazgeçmesiyle de sağlanabilir. Hiç kimse nükleer silahları yaygınlaşmasından yarar görmez. Zor bir bölgede yaşıyorsunuz. Dünyanın bu bölgesi şiddetten yeterince payını aldı. Daha daha fazla tahrip araçlarına ihtiyacı yok. Ayrıca İran halkı ve liderleri için şunu açıklığa kavuşturduk;  Ortak menfaat ve saygıya dayalı ilişki arıyoruz. İran çok büyük bir medeniyettir. Biz İran’ın halkına refah getirecek ekonomik ve politik bütünleşmeyle uluslar topluluğunda hak ettiği rolü oynamasını istiyoruz. Ancak İran liderleri halkları için daha iyi bir gelecek inşa etmek ile silah yapmak arasında tercihini yapmalıdır. 

IRAK’TA SAVAŞ BİTECEK: Hem Türkiye hem ABD, birleşmiş Irak hedefine yönelik çalışıyor ki burası teröristler için güvenli bir bölge olmayı sürdürmesin. Burada savaşa girme konusunda sizin tarafınızda da benim ülkem içerisinde de farklı görüşler mevcuttu. Ama artık bu savaşın sorumlu bir şekilde sonlandırma görevine sahibiz. Çünkü Irak’ın güvenliği bölgenin güvenliği açısından da önemli. ABD gelecek ağustos itibarıyla oradaki güçlerini çekecek. Bizler Irak ile birlikte çalışacağız ve Türkiye ve Irak’ın komşuları ile birlikte yeni bir diyalogla uzlaşmacı bir tutumla ortak güvenliğimiz için çalışacağız. Hiç hata yapmayalım. 

PKK’YI DESTEKLEMİYORUM: Irak Türkiye ve ABD’nin ortak bir terörizm tehdidi ile karşı karşıya kalmaları söz konusu. Bunlardan bir tanesi Irak’ı bölüp tahrip etmeye çalıştı. Bu kapsamda PKK da var. Hiç bir ülkeye karşı yapılan teröre bir mazeret bulmak mümkün değildir. ABD başkanı ve Bir NATO müttefiki sıfatıyla ne PKK’yı ne de hiç bir terörist örgütü desteklemiyorum. Burada Irak hükümeti, Irak’ın Kürt liderleri ve Türkiye arasında işbirliğine ilişkin bağların kurulması son derece önemli. Ayrıca eğitim fırsatları verilmeli. Türk halkının demokrasi adına çabaları desteklenmeli. 

HEDEF KAİDE’Yİ YENMEK: Kaide’nin Afganistan’da ya da Pakistan’da varlığını, orayı güvenli bölge olarak kullanmasını görmesini adına bir kabulde bulunmayız. Bizlerin hedeflerimiz el kaideyi yenmek adına olmalıdır. Bu yüzden Afganistan’a yardımları güvenlik anlamında artırıyoruz. Afgan ve Pakistan halklarına yaptığımız yardımları artırıyoruz. Türkiye bu anlamda güçlü bir ortağımız. Uluslararası destek gücünde bölgeye giden ilk güçlerinden biri, büyük bir sorumluluk aldınız, fedakarlıkta bulundunuz, artık hedeflerimize birlikte ulaşmalıyız. Eğitim ve destek için verdiğiniz yardımı çok takdir ediyorum ve bölgeye yayılan fırsatlar yarattınız. 

ABD İSLAM’LA SAVAŞTA DEĞİL: Bu zorlukları da yenebileceğimizi düşünüyorum. Son dönemlerde zorluklar yaşandığını biliyorum, birbirimizi biraraya getiren güvenin zorlandığını biliyorum. Bu zorluğun tabii ki pek çok alanda yaşandığını biliyorum. Müslüman inancının gündemde olduğu ülkelerde yaşandığını biliyorum. ABD hiçbir zaman İslam’la savaşta değildir, olmayacaktır. Esasen Müslüman dünyasıyla olan ortaklığımız kritik öneme sahiptir. Sadece bu kapsamdaki ideolojileri dışlamak adına değil fırsatları güçlendirmek adına da yapılmalıdır. ABD’nin müslüman toplumlarla olan ilişkisi sadece terörizm karşıtlığı ile sınırlanamaz. Bu sürece daha kapsamlı dahil olmak istiyoruz. Dikkatli dinlemeliyiz, ortak zeminler yaratmalıyız. Aynı fikirde olmadığımız zamanlarda bile saygı göstermeliyiz. Bu konuya İslam inancına olan saygımızı göstermeliyiz. Yüzyıllar boyunca İslam dünyası dünyanın şekillenmesine katkıda bulundu. 

BEN DE MÜSLÜMAN AİLEDENİM: ABD Müslüman Amerikalılar tarafından zenginleşti. Pek çok Amerikan ailesinde Müslüman üyeler var, bunu çok iyi biliyorum çünkü ben de bunlardan biriyim. Ben daha fazla çocuğun eğitim alması için yardımcı olmak istiyorum. Sağlık hizmetlerini insanların mağdur olduğu bölgelere eriştirmeliyiz. Birkaç ay önce bu hedeflere yönelik özel programlardan bahsettim. Özellikle Müslüman dünyasında ortak rüyalarımıza yönelik neler yapabileceğimizi ele aldım. 

YANGINA KÖRÜKLE GİTMEYİZ: Biz ABD olarak dostluk elini herkese uzattık. Eski bir Türk atasözü var, siz yangına körükle gidemezsiniz, ABD de bunu gayet iyi biliyor. Tabii ki bazılarına güçle karşılık verilmesi lazım. Ama güç tek başına sorunları çözemez ve hiçbir anlamda güç aşırılığa alternatif teşkil etmez. 

GELECEK, GÜÇ YARATANLARINDIR: Gelecek, güç kullananların değil yaratanların elinde olmalıdır. Biz de bu geleceğe yönelik birlikte çalışmalıyız. Biliyorum ki Türkiye’nin geleceği konusunda tartışmayı sevenler var. Siz medeniyetlerin ortasında tarihin dalgalarından etkilenen bir ülkesiniz. 

TÜRKİYE DOĞU İLE BATI’NIN BİRLEŞTİĞİ YER: Ülkeyi bir yöne ya da diğer bir yöne çekmek isteyenler olabilir, ama ben inanıyorum ki bu kişiler şunu anlamıyor; Türkiye’nin büyüklüğü herşeyin ortasında olmasından kaynaklanıyor. Doğu ve batının bölünmesinden bahsetmiyoruz, burası doğu ile batının birleştiği bir yer. Kültürünüz güzelliği de buradan geliyor. Kültürünüzün güzelliği tarihinizin zenginliği, demokrasinizin gücü beraberinde geleceğe yönelik ümitleriniz Türkiye’yi Türkiye yapıyor. Geleceğe birlikte ulaşmalıyız.